YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
VS – Ah, Arsız Ruhum

VS – Ah, Arsız Ruhum

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Roman

Çeviren:

ISBN: 978-975-08-3069-3

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 11.2014

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 13.24 TL   Etiket Fiyatı : 20.37 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 336
Boyut : 13.5 x 21 cm

“VS – Ah, Arsız Ruhum”

Zsuzsa Rakovszky’nin “VS – Ah, Arsız Ruhum” adlı romanı gerçek bir kişiden esinle kaleme alınmıştır. Bu esini veren, Kont Sandor Vay adıyla bir erkek olarak hayatını sürdüren şair, yazar ve gazeteci Kontes Sarolta Vay’dır.

VS’nin hapishane günlükleri, şiirleri, karısına yazdığı umutsuz aşk mektupları, otobiyografisi ve onu müşahede altına alan doktorun tıbbi notları, bu talihsiz 19. yüzyıl romantik ruhunun hikâyesini sürükleyici bir roman biçiminde dokur. Arka planda 1848-49 Devrimi, siyasi umutlar ve hayal kırıklıkları, kaybolmak üzere olan aristokratik yaşam vardır. “Şimdi işte yine tek başıma oturuyorum ve hayata veda etmeye hazırım. Ama içimde artık ne öfke ne de acı var. Ölüm saatinde çok büyük servete konan birine benziyorum. Artık o serveti kullanmaya fırsat kalmadı ama yine de son saatlerimi güzelleştirdi. Seni çok sevdiğimi artık biliyorum. Bu da benim servetim.”

Bugün beni bu halimle yargıcın odasına götürdüler. Onu şiirimde katı bir ciddiyet olarak tarif etmiştim, ama aslında enerjik hareketleri olan, aydınlık yüzlü, iyi kalpli ve oldukça genç bir adamdı. Kusursuz gömleği, parıldayan kol düğmeleri ve biraz muzip, yardımsever hali onun kendisiyle ve dünyayla bozulmaz bir uyum içinde yaşadığını gösteriyordu. Orada karşısında oturduğumda –çünkü bana oturmamı söylemiş, hatta puro bile ikram etmiş ve bıkkın ama sevecen bir tutumla beni buraya getiren gardiyana dışarıda beklemesini emretmişti–, bir anlığına içimde bir umut belirdi: Burada karşıma keskin zekâlı, ileri görüşlü, bilgili birinin çıkabileceğini, bana ne kadar küçültücü bir şekilde davrandıklarını anlayabileceğini düşündüm! Bu düşünceyle içimde bir büyük bir sempati belirdi ve artık bu mahkûm görüntümden, sıfıra vurulmuş saçlı ve yıkana yıkana sertleşmiş, rengi solmuş entarili halimden –çünkü benim giysilerimi elimden almışlardı– daha fazla utanmamaya başladım. Hayatımın zavallılığından ve yoksunluğundan da... Aklımdan hızla, büyük bir ihtimalle kokuyor olduğum da geçti, çünkü o korkunç ilk banyodan sonra, gardiyanlarım benden sadece temel temizliği esirgememişlerdi. Bir leğene eğilip yüzümü ve ensemi ıslatıyor, kenarları çarpılmış, aşınmış metal bir bardakla ağzımı çalkalıyor, daha sonra leğene tekrar geri tükürüyordum. Ve şu işe bak, diye düşündüm, şimdi burada iki eski dostmuşçasına karşılıklı oturuyorduk. Bana bakımlı, güzel kokan elleriyle ateş bile uzatmıştı. Ben ise bu son zamanlarda meydana gelen olayların ruh haliyle tırnaklarımı köküne, hatta alttan çıkan derisine kadar bile koparıp yemiştim. Nasıl puro içtiğimi gülümseyerek seyrediyordu.

Suratında hâlâ o aydınlık, ama bir o kadar da alaycı bir ifadeyle başını yana eğdi. “Neden sizi burada tuttuğumuzu söyleyin bakalım” dedi. “Bize bir görev verdiniz ya!”

“Ne yaptımsa” diye heyecanla başladım, neredeyse ağlayacaktım. “En temiz duygularımın yönlendirmesiyle oldu. Bunların ışığında hiç kimşsyi hiçbir zaman kandırmadım... Özellikle de hayran olduğum karımı!”

“Karım” kelimesini duyduğunda suratında çok hafif bir gülümseme belirdi.

“Yanlış anlıyorsunuz... O düşündüğünüz konuda hanımefendinin ailesiyle ve kendinizle hesaplaşmanız gerekiyor! Siz bu nedenden değil, ödemediğiniz borçlarınızdan dolayı buradasınız. Bay Engelhardt’tan aldığınız borç paralardan dolayı...”

“Kayınpederim” diye lafını kestim, “kimseye güvenmeyen ve ufak detaylara takılan bir adamdır! Hepsini geri ödeyeceğim! Macaristan’da gayrimenkullerim var... Yalnız onları paraya çevirmem biraz zaman alacak. Rica ediyorum! Bana şantaj yaptılar!” dedim bağırarak. Konuşmanın bu kısmında artık gözlerimden yaşlar süzülmeye başlamıştı.

Hislerimi anlarmışçasına sahte bir surat ifadesiyle yeniden başını yana eğdi.

“Evet, evet.” Kafasını düşünceli bir biçimde salladı. Masanın üzerindeki ucu altın renkli kalemi kaldırdı ve eğleniyormuşçasına onunla masaya vurdu. “Size şantaj yaptılar, öyle mi? Kusura bakmayın ama sizin durumunuzda... Bu kaçınılmaz”, dedi. Suratımın acı çeken görüntüsü üzerine “Ama bunu başka bir zaman konuşuruz”, diye ekledi. “Sizin durumunuz, kabul edelim ki biraz özel ve aslına bakacak olursak borç kısmı bütün bir suçun sadece ufak bir parçası. Bütün bunların ışığında durumunuz... Nasıl anlatsam... Meydana çıkarıldığında, ardında daha başka ciddi suçları barındırdığı görüldü.

Dolandırıcılık, sahte evrak düzenlemek ve bunun gibi... Şimdi suçunuzu kabul ettiğinize dair ifade vermek istiyor musunuz?” Bana artık ciddi bir ifadeyle bakıyordu, ama yine de bu ciddiyetin ardında bile muzip bir kıvılcımın ateşi belirir gibi oldu. Bundan biraz cesaret almıştım. Demek ki beni kınamıyordu. Sadece kanunun ona verdiği görevleri yerine getiriyordu.

“Önce avukatımla konuşmak istiyorum... Yakınlarım gerekli işlemleri başlattılar... Dr. H.’den beni savunmasını istediler”, diye kekeledim.



Benzer Kitaplar