YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Montauk

Montauk

ISBN: 978-975-08-4438-6

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 03.2019

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 9.03 TL   Etiket Fiyatı : 13.89 TL
-+

Saat 12:00’a kadar verdiğiniz siparişler aynı gün kargoya verilir.

Genel BilgilerTadımlık
Orijinal Adı : Montauk - Eine Erzählung
Sayfa Sayısı : 136
Boyut : 13.5 x 21 cm

Hayatta başarılı bir adam bir su aygırı gibi görünebilir, kadınlar kendilerini ona teslim etmekle kalmazlar, çekiciliklerini hiç çekinmeden, seve seve ortaya koyarlar. Ancak sokaktayken, kalabalığın arasına karışmışken kendimi yine tamamıyla su aygırı gibi hissediyorum.

Anlatıcı, kitabının tanıtımı için gittiği New York’ta, yayınevinde çalışan,  kendisinden yaşça epey genç Lynn ile tanışır. İkisi de birbirinden etkilenir ve hafta sonunu birlikte Montauk’ta geçirirler. Bu kısa birliktelik, anlatıcının yaşamı boyunca kadınlarla ilişkisini irdelemesine, üzerinde derinlemesine düşünmesine yol açar. Yazar, Mayıs 1974’te yaşadığı bu romantik ilişkiyi özyaşamöyküsel çerçevede anlatırken, kendisini üçüncü kişi konumuna koyar, anlatımını pek çok küçük parçaya böler; bu parçaları anılarla, günlüğünden notlarla, kendine dönük eleştirilerle, ilk karısı, çocukları, sevgilileri ve özellikle Avusturyalı şair ve yazar Ingeborg Bachmann’a olan tutkulu aşkıyla mozaik gibi işler. “Montauk”, eserlerinde ağırlıklı biçimde kimlik sorunsalı, yabancılaşma, modern toplumun ahlaki açmazları temalarını araştıran Max Frisch’in kadın-erkek ilişkisi üzerine en kişisel kitabı sayılabilir. Mahrem ve çok özel bir hesaplaşma.

“Frisch daha önce hiç bu kadar kısa, bu kadar kıt sözcükle, ama aynı zamanda bu kadar açık ve özlü, bu kadar canlı ve coşturucu yazmamıştır. “Montauk” şiirsel bir bilançodur; kaygının yazarının elinden çıkmış aşka dair bir kitaptır.” – Marcel Reich-Ranicki

MONTAUK

bir Kızılderili adı; Long Island’ın kuzey ucuna verilen ad, Manhattan’ın yüz on mil uzağında, tarihi bile söyleyebilir:

11.5.1974

Yalnızca altından geçerken eğilmelerini gerektiren dallar yok patikada; ara sıra yerde de kuru bir dal oluyor, o zaman da üzerinden atlayarak geçiyor kadın. Kadın ince, uzun boylu, iri kemikli değil. Kot pantolonunu baldırlarına kadar kıvırmış; küçük poposu kemer takmadığı daracık pantolonun içinde, yan cebinde bir tarak var. Erkekten daha uzun ya da daha kısa değil, ama daha zayıf. Saçları, açık bıraktığı zaman kalçalarına kadar iniyor; şimdi tepesinde toplamış saçlarını, yürürken sallanan kızıl bir atkuyruğu. Patikaya dikkat edilmesi gerektiğinden, tabii eğer buna patika denirse, ayrıca çalıların arasından çıkabilmek için ne yöne gitmeleri gerektiğini anlayabilmek üzere sürekli çevreyi gözlediğinden kadını ancak zaman zaman görebiliyor erkek; güneşin altındaki açık renkli bluzu, saçlarının rengi de güneşte çok açık görünüyor. Çoğu zaman yola devam edip etmemek, bir tahmin meselesi oluyor; patika yok. Bazen, bir taşın ya da bir ağaç kütüğünün üzerine çıkmak için kocaman bir adım atıyor kadın; bacakları uzun ama biraz fazla geniş bir adım atınca zorlanarak yukarıya çekiyor bedenini. Yalnız da olsa aynısını yapardı: At kuyruğunu geriye atmak için başını böyle sertçe sallardı. Sahile varıp varamayacakları hâlâ kuşkulu. Ama yola devam ediyorlar. Sonra yine, bir süre, bir ipin üstünde yürür gibi görünüyor kadın, ip cambazı gibi ayaklarını birbirinin önüne koyuyor, aynı anda belden yukarısı da eğilip bükülerek denge tutturmaya çalışıyor ve başarıyor. Kum tepeciklerinden hâlâ bir iz yok; gökyüzünde bir tek martı görünmüyor. Bir ara, bluzunun kollarını kıvırmak için duruyor kadın; bu çukur çok sıcak; denizden esinti gelmiyor. Şimdiki gibi yan yana dururlarken: iki kişilik tuhaf bir şimdiki zaman. Erkek, iki elinin de ceplerinde olduğunu fark ediyor, soğumuş piposu ağzında. Kadının yüzü: o yüzü unutmamış erkek, ama bu büyük güneş gözlüğünü takınca gözleri görünmez olmuş. Dudakları gün boyunca incecik, çoğu zaman alaycı.



Benzer Kitaplar