YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Yürümek – Evet

Yürümek – Evet

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Modern Klasikler

Çeviren:

ISBN: 978-975-08-1610-9

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 05.2009

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 11.70 TL   Etiket Fiyatı : 18.00 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Orijinal Adı : Gehen • Ja
Sayfa Sayısı : 148
Boyut : 13.5 x 21 cm
Tekrar Baskı : 4. Baskı / 04.2020

“Yürümek”te, “yürüme” ve “düşünme” kavramları iç içe geçer, bütünleşir.

Oehler, eski günlerde Karrer ile yaptığı düzenli yürüyüşleri üçüncü kişiye anlatırken Karrer’in neden delirdiğini ve Steinhof’a geldiğini açıklar. Karrer için yürümek düşünceyi harekete geçiren, düşüncenin imkân ve ifade bulduğu bir eylemdir. Karrer’in düşüncenin nesnelerle ilişkisini, hareket etmekle durmak arasındaki ilişkiyi anlamak istediği düşünce süreçlerini şöyle tanımlar Oehler: “Karrer’le yürümek düşünce sürecinin kesintisiz sonucuydu.”

“Evet”te ben-anlatıcının süreklilik halini alan bunalımdan kurtulma uğraşı bir insanın kendini feda etme öyküsü ile kesişir. Baş karakter İranlı kadın, ben anlatıcının kendisine sorduğu ‘bir gün intihar edecek misin’ sorusuna “Evet” yanıtını verir – her şeye karşın gülümseyerek.

Tekrardan doğan nüansı karşıtlıklarla uç noktaya taşıyabilen Thomas Bernhard insan olma duygusunu canlandırırken yıkıcılıktan ödün vermez.

Bernhard çağdaş Avrupa yazınının ustalarından… Kafka’nın ve Canetti’nin duyarlığı ardından onunkisi modern edebiyatta en keskin, örnek niteliğinde imgeler ve jestlere en hâkim olanlardan biri. – George Steiner

Bir insanı umutsuz bir durumda gözlemliyoruz, durumun umutsuz olduğunu biliyoruz ve umutsuz durum kavramını da biliyoruz, ama bu insanın umutsuz durumuna karşı hiçbir şey yapmıyoruz, çünkü bu insanın umutsuz durumuna karşı bir şey yapamayız, çünkü biz kelimenin tam anlamıyla böyle bir insanın umutsuz durumu karşında aciziz, oysa böyle bir insanın ve onun umutsuz durumu karşısında aciz olmamak zorunda olduğumuzu kabul etmeliyiz, diyor Oehler. Birdenbire bilincimizde umutsuz bir bünyenin çaresizliği beliriyor, ama o anda artık çok geç olmuş oluyor. Suç Rusten-Rustenschacher ve yeğeninde değil, diyor Oehler, bu ikisi davranmak zorunda oldukları gibi davrandılar, diyor Oehler, açıkça Karrer’in kurbanı olmamak için. Ama şartlar hiçbir zaman kısa zamanda oluşmadı, diyor Oehler, her zaman ve her durumda şartlar uzun süren bir sürecin sonucudur. Ne o günkü ve ne o öğleden sonraki ve ne de yirmi dört saat ya da kırk sekiz saat önceki bu şartlar Karrer’i Rustenschacher’in dükkânında delirmesine ve üstelik Rustenschacher ve yeğeni ile çatışmasına sürüklemiş ve ortaya çıkmış olabilir. Biz her zaman her şeyi en yakın yerde ararız, yanılgı bu. Her şeyi en yakın yerde aramasaydık, diyor Oehler, her şeyi en yakın yerde aramak beceriksizlikten başka bir şeyi kanıtlamaz.

(Yürümek’ten)



Benzer Kitaplar