YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Türkiye’nin İktisadî ve İçtimaî Tarihi

Türkiye’nin İktisadî ve İçtimaî Tarihi

Yazar:

Kategori: Tarih

ISBN: 978-975-08-1717-5

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 01.2010

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 29.49 TL   Etiket Fiyatı : 45.37 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 712
Boyut : 16.5 X 24 cm
Tekrar Baskı : 4. Baskı / 03.2018

Cumhuriyet dönemi tarihçiliğinin bir klasiği… Türklerin egemenliğindeki Anadolu’nun üç yüzyılının sosyal ve ekonomik tarihi ilk kez bu çalışmada bütüncül bir yaklaşımla ele alındı.

Türklerin Anadolu’da kurdukları düzenin basitten karmaşığa evrilen yapısı, çok kültürlülüğün gücü ve sorunları, uç beyliğinin bir imparatorluğa dönüşmesinin dinamikleri ilk kez bu eserde ortaya kondu. Mustafa Akdağ birçoğu hâlâ tarihçilerin gündeminde olan tezleriyle de dikkati çekiyor. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılışında yönetim mekanizmasının, Osmanlı Beyliği’nin yükselişinde Kuzeybatı Anadolu Bölgesi’nin rolü bunların en dikkat çekenleri.
Bu son derece önemli ve kalıcı çalışma yenilenmiş basımıyla tarih kitaplığındaki seçkin yerini bir kez daha sağlamlaştırıyor.

Öyle anlaşılıyor ki, Türkler fethetmeden önce de birçok Anadolu şehirlerinde bazı Müslüman Türk cemaatleri türemiş bulunuyordu ve bu da ya ticaret yoluyla veya Türklerin Bizans ordusunda askerî hizmet kabul etmeleri suretinde mümkün olmuştu. Fakat Türk halkının Anadolu Bizans şehirlerine kitle halinde yerleşmeleri, şüphesiz 1071’den sonra başlamış ve ilk şehirli Türkler de Selçuklu askerleri olmuştu. Türk asker ve beyleri zapt ettikleri şehirlerde arsa spekülasyonları yapmayı ve ganimet emlâki elde etmeyi çok sevdiklerinden, böyleleri, çabucak askerî hüviyetlerini kaybederek, hemen şehirlerin zengin ve nüfuzlu aileleri durumuna geçiyorlardı. İktâ sahibi olmak karşılığında ordu hizmetine alınan bu askerler, çok defa Türkmen boylarından tedarik olundukları için, bu usul Anadolu yaylalarını dolduran Türkmenlerin şehir sakini olmalarına imkân veren esaslı kapılardan birisiydi. Türkmenlerin şehir hayatına alışmalarına ve şehirleşmelerine yardım eden ikinci kapı, yaylacı Türkmenlerle Rum Hıristiyan ahalinin şehir pazarlarında hararetli bir alışverişe girişmeleri olduğunda şüphe yoktur. Bu hal pek çok Türkmeni şehirlerin iktisadî-sınaî faaliyetine katmakta ve onları işadamı yahut işçi yapmaktaydı.
Sultan da, gerek siyasî hâkimiyetinin sembolü olmak ve gerek şehirde oturan Türk-Müslüman cemaatin idaresini İslâm esasları dahilinde sağlamak gayesiyle, eline geçen her şehre İran’dan bir kadı tayin edip yolluyordu. “Türk-İran”da İslâm anlayışına yeni bir mânâ vermekte olan meşhur dervişlerin etrafında toplanan halifelerden şeyhin postuna oturma ümidi bulunmayan müridler, kendilerine “derviş” sıfatını takarak, derhal yeni teşekkül etmekte olan Anadolu Türk cemaatlerini “irşâd”a koşuyorlardı. Gerek medreseleri, gerek tekkeleri ve zaviyeleri henüz kuruluş halinde olduğundan, bu müesseseler hususunda acemî bulunan Anadolu Türk şehir cemaatleri böylelerine çok hürmet ve itibar etmekteydiler. Yukarda söylediğimiz üzere, gazilik sıfatlarından dolayı şehirlerde pek kolay ve çabuk servet yığan Türk zenginleri, medrese, cami, hankâh, zaviye gibi hayır müesseseleri yaptırmak ve bunları besleyecek vakıflar tesis etmekte çok cömertlik gösteriyorlardı.



Benzer Kitaplar