YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Ölmez Ağacın Peşinde / Türkiye’de Zeytin ve Zeytinyağı (küçük boy)

Ölmez Ağacın Peşinde / Türkiye’de Zeytin ve Zeytinyağı (küçük boy)

Yazar:

Kategori: Özel Dizi

ISBN: 978-975-08-0625-5

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 08.2003

Fotoğraflayan:

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%30İNDİRİM 29.81 TL   Etiket Fiyatı : 42.59 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 284
Boyut : 13.5 x 21 cm
Tekrar Baskı : 11. Baskı / 02.2019

“Efsaneye göre, Havva ile birlikte cennetten yeryüzüne kovulan Âdem 930 yaşındayken öleceğini hisseder ve Tanrı’dan kendisini ve dolayısıyla tüm insanlığı bağışlamasını dilemeye karar verir. Bu amaçla oğlu Şit’i Cennet Bahçesi’ne gönderir. Bahçenin bekçiliğini yapan melek, Şit’in duası üzerine İyi-Kötü Ağacı’ndan aldığı üç tohumu ona verir ve öldükten sonra babasının ağzına koyup öyle gömmesini söyler. Âdem ölür ve Tabor Dağı yakınında Hebron Vadisi’ne gömülür. Âdem’in ağzında yeşeren ve kök salan üç tohumdan Akdeniz ikliminin simgesi üç ağaç filiz verir: Zeytin, sedir ve servi…” Akdeniz efsanelerinde adı Ölmez Ağaç ya da Hayat Ağacı olarak geçen zeytin ağacı, antik çağlardan beri insanoğlunun hayatının içinde olmuş, kimi zaman meyvasıyla kimi zaman yağıyla insanlığa sağlık, lezzet ve güzellik vaat etmiş. Zeytinin ve zeytinyağının öyküsü hâlâ devam ediyor. Artun Ünsal dini metinlerde kutsal kabul edilen bu ağacın, meyvasının ve yağının serüvenini yazdı; zeytinin anayurdu olan Akdeniz coğrafyası içinde önemli bir yer tutan Anadolu’daki büyük serüvenini. İlkçağlarda zeytinyağı elde edilişinden günümüzde zeytinyağı teknolojisine, ağacının tarımsal özelliklerinden bugünkü ekonomik hayat içindeki yerine kadar zeytinimizi ve zeytinyağımızı tüm yönleriyle kuşatan bu kitap, o altın sıvıya ilişkin bilgi dağarcığımızı alabildiğine genişletiyor.

Kapak fotoğrafı: Jean-Marie del Moral

“Minerva’nın ağacı, romantik bir güzelliğe sahip değildir, ama ferah ve bakımlı alanlarda, rüzgârın okşadığı gövdesinde nazlı nazlı hışırdayan yapraklarıyla tepelere dizildiği ya da eğimli düzlüklere hafifçe gölgesini saldığı zaman uyandırdığı kültür ve huzur dolu düzen ve bu düzenin sürekliliği duygusunu içimizde onun kadar uyandırabilecek bir başka ağaç daha yoktur.”

19. yüzyılın ünlü kültür tarihçisi Victor Hehn’in bu gözlemine katılmamak mümkün mü? Görkemli bir zeytin ağacının meyva yüklü dallarına baktığımızda aklımızdan kim bilir neler geçer: Gün görmüş birinin doğallığı, bir ananın koruyucu gölgesi; kimi zaman coşku, kimi zaman hüzün… Ama hepimiz biliriz ki, zeytin yerleşikliğin, emek ve sabrın ürünüdür. Kendini geçindirecek kadar bağı, bahçesi, zeytinliği olan kişi özgürdür, huzurludur. Niye saldırgan olsun ki? Savaş ve yağma yurtsuzların, göçebelerin işidir; kum taneleri veya ottan başka yitirilecek çok az şeyi olanların… Oysa, irade ve uğraş karşılığı bir nimet olan zeytin, ağacıyla, meyvasıyla, yağıyla dünyaya bir bakış, bir yaşam biçimi, başlı başına bir kültür, kısacası Akdeniz uygarlığının ayrılmaz bir parçasıdır.



Benzer Kitaplar