YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Ne Zaman Gitti Tren

Ne Zaman Gitti Tren

ISBN: 978-975-08-1244-6

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 01.2007

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 22.75 TL   Etiket Fiyatı : 35.00 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Orijinal Adı : Tell Me How Long the Train's Been Gone
Sayfa Sayısı : 392
Boyut : 13.5 x 21 cm
Tekrar Baskı : 2. Baskı / 03.2019

Leo Proudhammer, beyaz Amerika’da zenci, biseksüel ve sanatçı olmanın zorluklarıyla mücadele ederek kendi kimliğini kazanmaya çalışan hassas bir adamdır. Yanlış zamanda yanlış yerde yaşamanın zorluğuna karakterin başkalarına olanaksız görünen umutları –tiyatro oyuncusu olmak– da eklenince, Leo Proudhammer’ın hayatının niçin bir mücadele yumağı haline geldiğini anlamak fazla zor değildir. Sonunda dirayeti ve azmi sayesinde kazandığı başarı bütün bu acılara ve sıkıntılara değecek olsa da, gettoda doğmuş yoksul bir zenci çocuğun, tiyatro sahnesinin zirvesinde biten yolculuğun ağır bedellerinden kaçınması mümkün olmayacaktır. Anlatıc ısının samimi ve tutkulu sesiyle biçimlendirdiği “Ne Zaman Gitti Tren”de katmanlı kimlikler ve hayata topyekûn direniş temasını hem derinden hem yüzeyden inceleyen James Baldwin, yazılışından kırk yıl sonra bile bugüne ışık tutabilecek bir romanla okurun karşısına çıkıyor.

Ağabeyim Caleb benden alınıp hapse gönderildiğinde, Doğu Harlem’deki dairemizin yangın merdiveninden, uzaklarda, çok uzaklardaki bir tepenin üzerindeki eski ve büyük bir binanın duvarlarını izlemiştim. Duvarlarında yeşil asmalar dolaşan, güneş ışığı pencerelerinde yanıp sönen işaretler gibi parlayan binayı seyretmiş, bir çocuğun çaresiz ve yaralı dikkatiyle, ağabeyimin oradan çıkmasını beklemiştim. O binaya nasıl gideceğimi bilmiyordum. Gidebilseydim o duvarların gölgesinde uyurdum ama hiç kimseye gece nöbetlerimi veya ağabeyimin o binaya hapsedildiğini bildiğimi anlatmadım. Binayı yıllarca seyrettim. Bazen, güneş ışığı pencerelere yansıdığında, ağabeyimin bana işaret verdiğini düşünür ve el sallardım. O daireden taşındığımızda, bağırdım, ağladım çünkü artık ağabeyimin beni bulamayacağından emindim. Ama ne yazık ki zaten o binada değildi; binanın Şehir Üniversitesi olduğu ortaya çıktı; ağabeyim, Deep South’da bir hapishane çiftliğinde, tarlalarda çalışıyordu.



Benzer Kitaplar