YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı

İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı

Yazar:

Kategori: Tarih

ISBN: 978-975-08-1806-6

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 06.2010

Hazırlayan:

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%30İNDİRİM 24.50 TL   Etiket Fiyatı : 35.00 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 344
Boyut : 16.5 x 24 cm
Tekrar Baskı : 4. Baskı / 02.2020

“Talât Paşa daha evvel Enver’le Cemal Paşalar ise hemen birbirini takiben şehit edilmişlerdir. Harb-i Umumi’ye vakitsiz ve lüzumsuz girdiler ve lüzumsuz israflarda bulundular. Türk kanı ve Türk altını pek lüzumsuz zamanda ve yerlerde seller gibi aktı. Meşrutiyetin istihsali için çalıştığımız 1906, 1907 ve 1908 senelerinin bu fedakâr ve samimi arkadaşlarını, sonra pek mağrur birer kahraman-ı hürriyet olarak fazla alkışlar arasında tufeyli mahlûklar arasındaki eski samimi ve fedakâr arkadaşlarının sözlerini istihza ile –Cemal Paşa bir de şiddetle– karşıladılar. Hususiyle benim daha 31 Mart 1325 [13 Nisan 1909] irticaından beri Anadolu’ya ehemmiyet veriniz. ‘Bir gün anavatan diye elimizde bunu tutabilirsek ne mutlu!’ dediğim bir hakikati bir türlü göremediler, şimendiferleri, yolları, tesisatı daha ziyade hariç illerde yaptılar. Bu hususta Cemal Paşa beni Divan-ı Harb-i Örfi’ye vererek nisbet-i askeriyemin kat’ına ve memleketten ihracıma kadar yürüdü. Suriye ve Filistin’e ta Kanal boyuna kadar döktüğü Türk kanı ve Türk parası bilmem can verirken ruhunu hırpaladı mı? Ve kim bilir hâlâ da hırpalar mı? Benden hepsine bin rahmetler. Bunların bu halleri ve akıbetleri hepimiz için inşallah hayırlı bir ibret levhası olur.”

İstiklâl Harbi’nde Enver Paşa etrafında dahi hayli entrikalar çevrildi. Vesikalar ile görülecektir ki bütün bu işlerde haricî eller, milli harekâtımızı muvaffakiyet­sizliğe sürüklemek için müthiş [rol] oynamışlardır.

Mütarekeyi müteakip İttihat ve Terakki erkânı İstanbul’dan kaçmışlar ve Berlin’de toplanmışlardı. Memleket dahilinde ve hemen ekserisi İstanbul’da ka­lan İttihatçıların ileri gelenlerini de İngilizler Ferit Paşa hükümetine derdest et­tirip maruf Bekirağa bölüğünde –Beyazıt’ta Harbiye Nezareti binası şimâlindeki Merkez kumandanlığı, eskiden Hassa Müşiriyeti Dairesi– hapsettirmişlerdi. 28 Mayıs 1335’te (1919) bunlardan altmış altısını Malta’ya menfaya gönderdiler. Tevkifhanede kalanlardan Halil Paşa ve merkez-i umumi âzasından Küçük Talât Bey, muhafazalarına memur mülâzım Reşat Efendi ile birlikte 9 Ağustos 1335’te firar ediyor. Aynı gecede Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa da –bu zat Türk ordu­sunda kaymakam idi; Harb-i Umumi’de Azerbaycan’a fevkalade bir selâhiyetle ve Paşa unvanı ile Enver Paşa tarafından gönderilmişti– Batum’da mahpus bu­lunduğu Ardahan kışlasından bir Azerbaycanlı tarafından kaçırılıyor. Halil Paşa Enver Paşa’nın amcasıdır. Harb-i Umumi son senesinde grup kumandanı olarak Şark’ta bulunmuş, Bakü’nün Türkler tarafından zaptıyla Azerbaycan hükümeti­nin Nuri Paşa vasıtası ile teessüsünde Azeriler tarafından tanılmıştı. Bu iki za­tın aynı gecede biri İstanbul’dan, biri Batum’dan İngilizler elinden kaçabilmele­rini tesadüfe atfetmek pek saflık olur. Şüphesiz ki kendileri birbirinden haberli değillerdi, tesadüfün bu lutfundan mütehayyir de kaldılar. Mesele şu idi: Bolşe­viklerin Kafkaslara inmesi haline karşı İngilizler Menşevik Gürcü ve Taşnak Er­meni ve Müsavat Azerbaycan hükümetlerinden mürekkep bir cephe yapmak is­tiyorlardı, öyle cephe ki aynı zamanda Türkiye’nin Şark cephesini de tutacaklar ve Bolşeviklerle Türklerin temasına mani olacaklardı. Bu tarihlerde Enver, Ce­mal ve Talât Paşalar diğer merkez-i umumi azaları ile Berlin’de bulunuyorlardı. Enver Paşa mütareke bidayetinde Kafkasya’ya gelmek arzusunda bulunmuştu, şimdi fikirler muhtelifti, memleketi el birliği ile batırmışlardı, işi oluruna terk ede­rek Berlin’den seyrine bakmak en kolay ve en tabii bir işti. Fakat ne Enver ve ne de Cemal Paşalar senelerce sorgusuz bir âmir olarak şahane yaşamışlar, hüküm sürmüşlerdi, bu kendilerinde tahte’ş-şuur bir kuvvet yarattığından atalette uzun müddet kalamazlardı. Bundan başka türlü türlü müthiş siyasi cereyanlar bunları da elbet bulacaktı. Meselâ İngiliz siyaseti istiyordu ki daha Bolşevikler Kafkas­lara inmeden evvel –mümkün olmazsa sonra da dahi– Türkiye’de maruf insan­lar tarafından Bolşeviklik ilân edilsin. Bu suretle Boğazlar ve İstanbul meselesi halledilsin; Türkler imha olunsun, orada kuvvetli bir İngiliz idaresi teessüs etsin. Bolşevik Türkiye’nin imhası kararını İtilâf milletlerinden kolayca istihsâl için ta­bii İzmir, Adana vesair garp vilâyetleri de müttefiklere pay verilecektir.



Benzer Kitaplar