YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
İlk Işık

İlk Işık

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Roman

Çeviren:

ISBN: 978-975-08-1271-2

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 01.2007

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%30İNDİRİM 16.21 TL   Etiket Fiyatı : 23.15 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 368
Boyut : 13.5 x 21 cm
Tekrar Baskı : 2. Baskı / 05.2016

Peter Ackroyd, çağdaş İngiliz edebiyatının usta yazarları arasında sayılmakta. 1989 yılında yayımlanan İlk Işık, yazarın oldukça kapsamlı romanlarından biri ve çok anlamlı bir yapıya sahip. İngiltere kırsalında çok eski zamanlardan kalma bir höyüğün bulunuşuyla başlayan roman, höyükle bir şekilde ilgisi olan birçok karakter etrafında şekilleniyor. Teorisini kanıtlama çabası içinde olan arkeolog Mark Clare, kökenlerini arayan eski komedyen Joey Hanover, yıldızlardan geçmişi görebilen Damien Fall ve höyüğe karanlık bir sırla bağlı olan Mint ailesi aynı yerde buluşur. Bir tapınma yeri olduğu düşünülerek kazılmaya başlanan höyüğün, aslında gizli bir mezarı da içinde bulundurduğu fark edilince sorular başlar. Binlerce yıllık bu mezar kime aittir, taşlardaki işaretlerin sırrı nedir ve bize zaman kavramı hakkında ne söylemektedir.

Sonsuzluğun içine çekileyim. Hiçbir şeyin bilinemediği karanlığın içine. Bir zamanlar, gök boşluğunun içinde sıçrayan ışıktan yaratıklar vardı, devinimlerinin çizdiği şekiller boşluğu doldururdu. Ama yaratıklar çok geçmeden kayboldu ve yerlerinde, birbiri içinde dönen, şarkıları dünyanın bütün tellerinde titreşen büyük kristal küreler belirdi. Bu armoniler uzun sürmeyecek kadar güzeldi. Bir saat, Tanrı’nın soluk ellerinde tik-tak çalışıyordu ve vakit çok geçti zaten. Evet. Düzeneğin tekerleri dönmeye başladı. Neydi o Derbili Joseph Wright’ın tablosu? Bir kez görmüştüm. “Deney” miydi adı? Işığın, çan biçimindeki bir kavanozun içinde parıldayarak yukarı doğru fırladığını ve bütün gökyüzünü kapladığını anımsıyorum. Ama bu da söndü: elektriksel güçler gök boşluğunu yaladığında, geniş fırınların üfürdüğü rüzgârlar mum alevini söndürdü. Ama tarlalar hep vardı, hatta ateşlerin ötesinde zaman tarlaları. Sonsuzluğa erişen boş uzam. En azından bunu düşünürdüm çocukken. Sonra bir belirsizlik ürpertisi geldi. Zaman kalmamıştı geriye. Ne de içinde yüzülecek uzam. Ve her şey uzaklaşmaya başladı. Artık dalgalardan, onların, var olmayan nesnelerin peşini bırakmayan izlerinden başka şey yoktur. Şurada, Yabancı adlı bir yıldız. Şurada, Büyülü adlı bir yıldız. Bundan sonra, bu düş geçtikten sonra, evet, sonra? O zaman ne şekil alacaktı karanlık? Ben… Damian Fall arkadaşına döndü. “Neyi gözlüyor olacağımızı siz biliyorsunuzdur herhalde?”



Benzer Kitaplar