YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Güneş Devletleri ve İmparatorlukları

Güneş Devletleri ve İmparatorlukları

ISBN: 978-975-08-3071-6

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 11.2014

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 8.42 TL   Etiket Fiyatı : 12.96 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 128
Boyut : 13.5 x 21 cm

“Güneş Devletleri ve İmparatorlukları”

Savinien Cyrano de Bergerac (1619-1655) öncelikle Gassendi, Giordano Bruno ve Machiavelli’nin düşünceleriyle beslenmiş, bohem bir hayat peşinde olmuş, özgürlükçü bir kişiliktir. Felsefeye meraklı Cyrano de Bergerac, kıvrak anlatım yeteneği ve engin hayal gücü sayesinde eserlerinde eleştirel düşüncelerini dile getirmeyi başarmış ve yaratıcı kişiliğiyle kendisinden hemen sonra İngiltere’de Swift, Fransa’da da Voltaire’in bayrağını devralacağı felsefi hikâye geleneğinin temellerini atmıştır. Cyrano’nun dehasını en iyi ifade eden eserler, kuşkusuz “Öteki Dünya / Ay Devletleri ve İmparatorlukları” ile “Güneş Devletleri ve İmparatorlukları” olmuştur.” Ay Devletleri ve İmparatorlukları”nın devamı niteliğindeki “Güneş Devletleri ve İmparatorlukları”nda, kahramanımız bu kez Güneş’e yelken açar. Felsefi bilimkurgu denilebilecek bir anlatıyla bu eserinde de yaşadığı dönemin toplum düzenini eleştirmekten geri kalmayacaktır Cyrano.

Bana, (size daha önce sözünü ettiğim matris dilde) “İnsanoğlu,” diye hitap etti, “şu asılı durduğum dalın üstünden seni uzun zaman süzdükten sonra yüzünden, bu dünya asıllı olmadığını anladım, dolayısıyla gerçeği aydınlatmak üzere aşağıya indim.” Beni sorguladığı o kadar çok husustan sonra merakını giderince... “Ama siz de” dedim, “bana kim olduğunuzu açıklayınız, zira görmüş olduklarım o kadar şaşırtıcı ki, eğer siz anlatmazsanız bunların sebebini bilmem asla mümkün olamaz. Ne yani! Som altın koca bir ağaç, zümrüt yapraklar, elmas çiçekler, inci goncalar ve bütün bunlar arasında göz kırpıncaya kadar insan oluveren meyveler? Benim için, böyle bir mucizenin anlaşılmasının kabiliyetimi aştığını itiraf ediyorum.” Bu ifadeden sonra zaten cevabını bekliyordum: “Siz” dedi, “bütün bu ağacı meydana getiren halkın kralı olarak onu peşimden çağırmamı kötümsemeyiniz.” Böyle konuşunca kendi kendini koparmasına dikkat ettim. Bilmiyorum acaba arzusunun iç kudretlerini mi birleştirerek, kendisinin dışında, biraz sonra duyacağınız bazı hareketleri başlattı, ama her şeyden önce, bütün meyveler, bütün çiçekler, bütün yapraklar, bütün dallar ve sonunda bütün ağaç parçalar halinde, hepsi gören, hisseden ve yürüyen küçük insanlar olarak yere düştüler, sanki doğum günlerini doğdukları an kutluyorlarmış gibi, çevremde dans etmeye koyuldular. Bülbül, her şeyin ortasında görünüşünü korudu ve hiçbir başkalaşıma uğramadı; kalktı geldi bizim küçük kralın omzuna tünedi, orada öylesine melankolik ve sevgi dolu bir hava şakıdı ki, bu can çekişen sesinin tatlı halsizliğinden duygulanan bütün topluluk ve hatta küçük prens bile birkaç damla gözyaşı akıttılar. Bu kuşun nereden geldiğini öğrenme arzusu dilimi öyle bir kaşındırdı ki sormamazlık edemedim: Krala hitaben “Haşmetlim,” dedim, “eğer devletlilerini rahatsız etmeyeceksem, bu kadar başkalaşım arasında niçin sadece bülbülün kendi varlığını koruduğunu soracaktım?” Bu küçük prens beni iyilikseverliğine uygun bir hoşnutlukla dinledi ve merakımı anlayarak: “Bülbül” dedi, “bizler gibi biçim değiştiremedi çünkü onu beceremedi: Çünkü o, size göründüğünden başka olmayan gerçek bir kuş. Ama opak yerlere doğru yürüyelim, yolda size kim olduğumu ve bülbülün hikâyesini anlatayım.” Bu teklifinden duyduğum memnuniyeti kendisine ancak belirtmiştim ki, omuzlarımdan birine hafifçe sıçradı. Ağzıyla kulağıma ulaşmak için topuklarının üstünde yükseldi, bazen saçlarımda sallanarak, bazen asılı durarak: “Yarabbi!” dedi, “kendini nefes nefese kalmış gibi hisseden bir adamı affet; dar bir bedende sıkışmış ciğerlerim ve dolayısıyla ince bir sesim olduğundan kendimi işittirmek için çok zorlanıyorum. Bülbül, hikayesini anlatmak için kendi konuşmayı tercih edecektir. Bırakalım şakısın, zaten hoşuna gider, biz de hikâyesini hiç değilse müzik olarak dinleriz.” Krala, henüz kuş dilini anlamak için yeteri kadar alışkanlığım olmadığı cevabını verdim; Güneş’e çıkarken rastladığım gerçek bir filozof, hayvanların dilini anlamam için bana bazı genel açıklamalar yapmıştı; ama bunlar ne her kelimeyi anlamam için ne de böyle bir maceradaki hoşluklardan etkilenebilmem için yeterli değil.



Benzer Kitaplar