Kesilen dilin hayatta kalma rehberi C. Hakkı ZariçKölelik kalkmış ama eşit olmanın sınırları belirlenmiş değil. Yaşadıkları toprak parçasında bedenleri ve emekleriyle bir kimlik ve hafıza inşa eden insanları yine yoksulluk bekliyor. Büyük toprak sahiplerinin genellikle hiç uğramadıkları, yardımcıları ya da kâhyalarıyla idare ettikleri bir hayatın sakinleri olarak kölelik sonrası Brezilya’da siyahilerin yaşadıkları üzerine bir okuma yapmaya çalışıyoruz.
Itamar Vieira Junior bizi zamanın kıskacında, Brezilya’da kölelikten kurtulan insanların gündelik hayatına taşıyor, “Eğri Saban” adıyla Başak Bingöl Yüce tarafından Türkçeye çevrilen roman kuşaktan kuşağa aktarılan hayatta kalma rehberi gibi alçalıp yükselen bir seyir izliyor. Baştan sona keskin bir bıçağın sınıf karakteri dolaşıyor roman boyunca. Toprak sahiplerinin temsil ettiği iktidar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin de fiilî yardımıyla, daha söze başlamadan susturuyor anlatıcılardan birini. İlk bakışta masumca, çocukça bir oyunun güvenli merakıyla susturulan karakter, anne ve babasına duyduğu bütün güvene rağmen konuşamaz duruma geliyor.
Mülkiyet ve iktidar şiddeti bir yanda işlenirken bir yandan da kuşaktan kuşağa aktarılan sevgi, bağlılık, yeni hayatlar, yas ve gündelik hayatın sıradanlığı karşılıyor bizi. Belirgin bir baba figürü varlığını sürse de roman boyunca kadın anlatıcılar, eşleri ve onların hikâyeleri karşılıyor bizi. Ne olursa olsun kadınların anlattığı bir hikâye “Eğri Saban”. Kadınların büyütüp çoğalttığı bir hayatın arka planı işleniyor sürekli. |