| | | | | | Ölüm ve Yaşam Arasında Felsefi Bir Kurmaca Ali BulunmazKerem Işık, konuşup düşünmekten ve karşılaşmaktan korktuğumuz şeyler üzerine kalem oynatan, işin içine gerçekler kadar fantastik ögeleri ve bilimkurguyu da katan bir yazar. Boşluklar, sıkışmışlıklar, ıskalanan hayatlar, çizilen gerçek ve hayali sınırlar, hatırlamanın ağırlığı ve unutmanın doğurduğu gerilimler, günlük akış içinde sıradan gibi görünen fakat yaşamı derinden etkileyen ayrıntılar, hepimizi kuşatan kalabalıklar ve çıkar çatışmaları, uyum ve uyumsuzluk kavgası yazarın metinlerinde işlediği meselelerden bazıları. Işık’ın romanları ve öyküleri bizi düşünmeye çağırıyor; günlük yaşamda olup bitenleri, ihtimalleri ve gerçekleşmeyenleri işaret ediyor. Öteki Dünya da böyle bir kitap; yaşam ve ölüm, var oluş ve yok oluş üzerine felsefi bir kurmaca.‘Tekinsiz Bir Hiçlik’ Işık, Öteki Dünya’da yeryüzünden ayrılış ile diğer “yaşama” geçiş arasında yabancılaşma, unutma ve ölümü anlamlandırma bağlamında iç içe geçen; “Öteki Dünya” ve “Taşıyıcı” başlıklı iki hikâyeyle karşımıza çıkıyor. Işık, okuru yaşam ile ölüm arasında, “görevlilerin” talimatlar verdiği, korkunun ve belirsizliğin olduğu bir bekleme alanına götürüyor. Var oluştan yok oluşa geçiş aşamasındaki insanlar, ayrıldığı dünyadakine benzer biçimde burada da bir denetime ve hizaya getirilmeye tabi. Karmaşanın ve gürültünün, aniden “kıvamlı bir sessizliğe” ve “tekinsiz bir hiçliğe” dönüşebildiği böyle bir ortamda, “Şimdi ne olacak?” sorusu hayli önemli. Hikâyenin merkezindeki Doğan, hem bu sorunun yanıtını bulmaya uğraşıyor hem de içine düştüğü durumu zor kabulleniyor: “İçten içe bastırılması güç isyan duygularının kabardığını hissederek birkaç kez derin derin soluk alıp verdi. Haksızlığa uğradığını düşünüyordu. Yaşarken iyi bir hayatı vardı. Gençti. İşinde başarılıydı. Çok sayıda arkadaşı, sayısız hedefi ve planı vardı. Tüm bunları kaybetmiş olduğuna hâlâ inanamıyordu.” Dünya ile öteki dünya arasındaki ayrıma tam manasıyla ayak uyduramayan Doğan’ın zihninde sevdiklerini görüp göremeyeceğine, bulunduğu yerde ne kadar kalacağına ve kendisini neler beklediğine dair kuşkularla birlikte, geçmişte yaptıklarını tekrarlayabileceğine ilişkin bir umut var: “Nasıl ki yaşarken dünya üzerindeki milyarlarca insanın içinde apayrı bir yerde olduğunu düşündüyse ölümünün ardından da bu kez etrafını çevreleyen binlerce ölünün hissedemediklerini hissedip onların algılayamadığı her şeyi rahatlıkla algılayabildiğini düşünüyordu.” Doğan’ın da içinde yer aldığı, ölenlere ruhun fiziksel varlığını ve geçmişini unutturma amacıyla kurulan bekleme alanı; yaşamdaki koşturmalar, planlar ve kaygılardan sonra huzur getirecek bir mekân olarak düşünülüyorsa da oraya tam bir belirsizlik hâkim. Talimatlar, uyulması gereken kurallar ve bunları uygulayacak görevliler de cabası. Doğan ve beraberindekiler iki seçenekle karşı karşıya: Geçmişine dair her şeyi unutup bir sonraki istasyona geçmek ya da eski yaşamını sürekli hatırlayıp sonsuza dek burada kalmak. Doğan’ın hedefi de seçeneği de belli: Bir an evvel öteki dünyadan kurtulmak. |
| | | | | | Kerem Işık Kitaplarından Seçkiler |
| |  Dünyanın Güçlü Tarafı Kerem Işık Roman, 176 s. |  Aslında Cennet de Yok Kerem Işık Öykü, 96 s. |
|  Sınır Kerem Işık Öykü, 136 s. |  Toplum Böceği Kerem Işık Öykü, 120 s. |
| |  Kerem Işık Kerem Işık 1976 İzmir doğumlu. Üniversitede Kimya Mühendisliği okudu. “Kaos” üzerine yaptığı tez çalışmasıyla Fizik yüksek lisansını tamamladı. Öyküleri kitap-lık, Varlık, Notos Öykü, Eşik Cini, Özgür Edebiyat dergilerinde yayımlandı. İlk kitabı Aslında Cennet de Yok 2010 yılında yayımlandı. İkinci kitabı Toplum Böceği ile 2012 Haldun Taner Öykü Ödülü’ne layık görüldü. Aralarında Aharon Appelfeld, Nadine Gordimer, Salman Rushdie ve Rollo May’in de bulunduğu pek çok yazardan otuzu aşkın çevirisi yayımlandı. Nisan 2021 tarihinden bu yana İzmir’de kurulan Livera Yayınevi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yürütüyor. |
| | | | Kerem Işık “Geri çağırmak istediğim şey kendi çocukluğum sanırım.” Söyleşi: Asuman SusamEdebiyatı her şeyden önce bir hikâye anlatma sanatı olarak gördüğünü söylüyorsun. Ve bize değerli hikâyeler bırakıyorsun. Bunu mümkün kılanın da anılarımızla, içinden akıp geçtiğimiz hayata dair tanıklıklarla ya da okuduğumuz diğer kurgu karakterlerle bir “mesafeyi” elden bırakmadan oluşturduğumuz yakınlıklar, bağlar olduğunu da ekliyorsun. Son kitabın Sınır’da (YKY, 2024) kurduğun Ergöne ve öykülerde dolanan üç nesilden erkek karakterler ile yazar anlatıcının ilişkisi nasıl kuruldu, buradan başlayalım mı? Doğru. Hikâye benim için edebiyatın/kurmacanın en önemli sac ayaklarından biri. Yıllar içinde hikâyenin neden benim için böylesine önem taşıdığını düşündüm, düşünmeye devam ediyorum. Bir durumu ya da olayı bambaşka biçimlerde aktarabilmemize olanak sağlayan büyülü bir şey hikâye kanımca. Yaşadığımız anları, bize anlatılanları ya da zihnimizde kurguladıklarımızı bir başkasına aktarırken bize neredeyse hiç fark ettirmeden açılan yepyeni kapılar da cabası. Evet, hikâyeye başladığımızda anlatmak istediğimiz şey –çoğu zaman– ana hatlarıyla da olsa bellidir, hatta sonu dahi belli olabilir fakat hep derler ya önemli olan varacağımız yer değil de yolda olma halidir diye, işte hikâyeler benim için tam da bu yolda olma hâlinin kâğıt üzerinde hayata geçirilmesi gibi bir şey. Her bir hikâye apayrı ve heyecan verici bir yolculuktan farksız. Ergöne her şeyden önce bir mekân olarak belirdi zihnimde. Uçsuz bucaksız bozkır imgesi kestiremediğim bir nedenden ötürü beni heyecanlandıran bir görsel olarak uzun süre zihin perdemin gerisinde eşlik etti gündelik yaşantıma. O dönemde yeni bir roman üzerinde çalışıyordum, hatta neredeyse yarılamıştım da diyebilirim, fakat yazı/edebiyat öyle plana programa gelebilen meseleler değil. Bulduğum ilk fırsatta kendimi yeni bir öykü yazarken buldum ve ortaya Ergöne’de geçen yazdığım ilk öykü olan “Balina” çıktı. kitap-lık, Sayı 240, Ekim - Aralık 2025 |
| | | | | | Loca’da Kasım Etkinlikleri |
| | 15 Kasım 2025 Cumartesi Saat: 09:00 
Öğretmenler İçin Yaşar Kemal Doğa Okulu - Yaşar Kemal’in Eserlerinde Teknoloji, Doğa ve Toplumsal Dönüşüm | 20 Kasım 2025 Perşembe Saat: 18:30 
YKY Kitap Kulübü: "Altın Gözlük" | 22 Kasım 2025 Cumartesi Saat: 09:00 
Öğretmenler İçin Yaşar Kemal Doğa Okulu - Yaşar Kemal’in Eserlerinde Kadın, Doğa ve Direniş | 29 Kasım 2025 Cumartesi Saat: 09:00 
Öğretmenler İçin Yaşar Kemal Doğa Okulu - Doğa ve Bellek İlişkisi ve Yaşar Kemal’in Bugün Düşündürdükleri |
|
| | | |
|