| | | | | "Sevgi Emeği": Grosz’un Yüzü Mahmut GençStephen Grosz’un yüzünü merak edip Google’da arattığınızda, Yapı Kredi Yayınları’nın sergilediği bir fotoğrafı bulabiliyorsunuz. PR Collective’deki hafif yan bakışlı karizmatik olan fotoğrafı değil, “The Gloss Magazine”deki gizemli adam fotoğrafı da değil; bunlar Grosz değil. “The Times”daki belki biraz andırıyor ama YKY’deki, işte o gerçek Grosz. Körpe gibi değil mi biraz? Yani elbette biliyorum, 1952 doğumlu, dünya kadar tecrübesi olan bir psikanalist için bunu rahatlıkla söyleyemezsiniz. Ama iyice bakın, rica ediyorum. Çocukluğundan ve ilk gençliğinden kalma, beklemiş bir suratın aldığı o körpelik halini bulma imkânını göreceksiniz, henüz yıpranmamış, aç ve meraklı o körpeliği. İtaatkâr bir körpe değil, teslim olmuş bir körpe – ki zaten metnin önsözü de bunu tarif ediyor. Körpe derken zihnimde şu karşılık canlanıyor, sözlükten alıntıyla: “Henüz yıpranmamış, yeni yetişmiş, henüz bozulmamış, genç.” Ben de buna “az öncelik” diye daha şiirsel bir ifade eklemek isterim. Olan her şey ve olacak olan her şey az önce olmuş suratlı. Bir yandan sanırım diri bir şeyi de duyumsuyorum tüm bunları anlatırken. |
| | | | | | Kitaba Övgü Bu adam evliliğinizi kurtarabilir. Sunday Times Psikanaliz üzerine yazan en iyi isimlerden biri. The Times Sarsıcı ve sürükleyici. Guardian |
| | Kitaptan Alıntı “Sevgi de kendimizi savunmasız ve çaresiz hissetmemize neden olabilir. Ne yapacağımızdan emin olamadığımız, hangi yöne gideceğimizi bilemediğimiz bu ruh hali, belki de bizi kendimizi daha iyi anlamaya sevk eden yegâne motivasyon kaynağıdır.” “Sevgi Emeği” Sayfa 41 |
| | | | | | İncelenen Hayatlar“İşin aslı şu: Hepimizin içinde bir Matt var. Şu ya da bu şekilde hepimiz acı veren duygularımızı susturmaya çalışırız. Oysa hiçbir şey hissetmemeyi başardığımız zaman, canımızı yakanın ne olduğunu ve niçin acı çektiğimizi anlamanın tek yolunu yitirmiş oluruz.” Grosz, binlerce saatlik psikanaliz seanslarından damıttığı kısa metinlerden oluşan bu kitapta en şaşırtıcı insan davranışlarının arkasında yatan gizli duyguları ortaya çıkarıyor. Bunu yaparken mesleki jargondan arınmış, edebi bir dil kurmayı da başarıyor. Kitaptaki öyküler gündelik hayatımızın parçaları: Sevdiğimiz insanlarla, söylediğimiz yalanlarla, başa çıkmak zorunda kaldığımız değişikliklerle ve yasla ilgili. Bütün bu öyküler, bize kendimizi nasıl yitirdiğimizi ve nasıl bulabileceğimizi anlatıyor. |
| |  Stephen Grosz 1952 yılında ABD’nin Indiana eyaletinde doğdu. California Berkeley Üniversitesi’nde ve Oxford Üniversitesi’nde okudu. Londra’da, Psikanaliz Enstitüsü’nde ve University College London’a bağlı Psikanaliz Birimi’nde ders veriyor. Yazıları Financial Times Weekend Magazine’de ve Granta’da yayımlandı. |
| | | | | |
|