| | | | | Utanç: İçten Dışa, Bireyselden Topluma Zehra Erdiren KalaycıUtanç, çoğu zaman üzerine düşünmekten kaçındığımız bir duygu. Onu ya görmezden geliriz ya da içimizde bir yük gibi taşırız. Peki, utanç gerçekten yalnızca bireysel bir zayıflık mı, yoksa insanı kendisiyle yüzleştiren, hatta toplumu dönüştürebilen bir eşik mi? Frédéric Gros, Karl Marx’ın “utanç devrimci bir duygudur” sözünü başlığa taşıyarak bu soruları doğrudan karşısına alır. Politik etik ve itaatsizlik üzerine geliştirdiği yaklaşımıyla Gros, utancı edilgen bir his olmaktan çıkararak ahlaki bir uyanışın başlangıç noktası olarak konumlandırır. Bu uyanış kimi zaman benlik duygusu etrafında şekillenir, kimi zaman toplum tarafından dayatılan normlarla karşılaşma anında ortaya çıkar. Kitap boyunca Gros, farklı anlatılar ve düşünsel örnekler aracılığıyla utancın deneyimlenme biçimlerini açığa çıkarır. Utanç artık yalnızca içe dönük bir his değildir; bireyin kendisiyle kurduğu ilişkinin kırıldığı, sarsıldığı ve sorgulandığı bir an olarak belirir. Rahatsız edicidir ve çoğu zaman kaçınılmak istenir. Ancak Gros’nun metni, utancı yalnızca bireyin iç dünyasında ortaya çıkan bir duygu olarak değil, aynı zamanda iktidar tarafından üretilen ve yönlendirilen bir araç olarak düşünmeye davet eder. Utanç bu anlamda nötr değildir; kimlerin ne zaman ve hangi koşullarda utanç duyacağı, toplumsal normlar ve güç ilişkileri tarafından belirlenir. İktidar, doğrudan baskı kurmak yerine, bireylerin kendilerini denetlemelerini sağlayan bu duyguyu stratejik bir biçimde kullanır. Böylece utanç, dışsal bir cezalandırmadan çok, içselleştirilmiş bir kontrol mekanizmasına dönüşür. Bu mekanizmanın toplumsal cinsiyet üzerinden nasıl işlediği ise özellikle görünürdür. Kadınlar, tarihsel olarak “ayıp”, “mahremiyet”, “namus” ve “uygunluk” gibi kavramlar etrafında kurulan normatif düzenin merkezine yerleştirilir. Bedenlerinden davranışlarına, görünürlüklerinden seslerine kadar geniş bir alanda sürekli değerlendirilirler. Böylece utanç, kadınlar açısından yalnızca bireysel bir duygu olmaktan çıkar; gündelik hayatın her alanına yayılan politik bir denetim aracına dönüşür. |
| | | | | | Kitaptan Alıntı “Başkalarının görüşünün rehinesi olduğumu keşfettiğimde, aslında en çok kendi imajımın kölesi olduğumu fark ederim.” Sayfa 41 |
| | | | “Esas soru insanların neden başkaldırdıkları değildir. Neden başkaldırmadıklarıdır.” “İtaat etmemek” belki de 21. yüzyılın en çok tartışılan, en çok korkulan, en çok ihtiyaç duyulan eylemlerinden biri. Fransız felsefeci Frédéric Gros bu kitabında ekonomik boyun eğişten toplum sözleşmesine, siyasi kabullenmeden vicdani redde, Diogenes’ten Thoreau’ya, Antigone’den La Boétie’ye, Foucault’dan Arendt’e bireysel ya da toplumsal itaatsizliğin felsefi kökenlerini inceliyor. Sorun itaatsizlik değildir, sorun itaattir. Bu söz aklımıza Wilhelm Reich’ın şu cümlesini getirir: “Esas soru insanların neden başkaldırdıkları değildir. Neden başkaldırmadıklarıdır.” |
| | Frédéric Gros Frédéric Gros (1965) Felsefeci. L’Institut d’études politiques de Paris’de (Sciences Po) felsefe profesörü. Michel Foucault’nun Collège de France’ta verdiği dersleri yayıma hazırladı. |
| |  Altı Saat On Beş Dakikada Felsefe Dersleri Witold Gombrowicz Çeviren: Orçun Türkay cogito, 88 s. |  Ertelenen Özgürlükler – Ortadoğu’da İslam Hukukunun Politik Mirası
Timur Kuran Çeviren: Mustafa Batman cogito, 560 s. |
| | | | | | | |
|