| | | | | “Burada hep çarpışma var. Bu, sonrasız bir savaş.” Bige Akın20. yüzyılın en özgün yazarlarından biri olan Ingeborg Bachmann, doğumunun üzerinden yüz yıl geçmiş olmasına rağmen günümüz edebiyatında hâlâ özel bir yere sahip. Şiirle başlayan yazarlık serüvenine roman ve oyun gibi farklı türlerle devam eden yazar, “Malina”da erkek bakışını bir tahakküm biçimi olarak üzerinde hisseden kadın öznenin çözülüşünü, savaş sonrası Viyana’sının karanlık ruh haliyle birleştiriyor. Bachmann’a göre “Malina” romanı, geleneksel anlamda bir otobiyografi olmaktan çok ruhani bir sürecin anlatımı. “Dünyanın hastalığı ve ana karakterin hastalığı benim nazarımda dönemimizin hastalığıdır” diyor bir konuşmasında. Romanda anlatıcının yaşadığı ruhsal parçalanma sadece kişisel bir çöküş hikâyesi değil, savaşın yarattığı dehşet ve travmanın kolektif hafızadaki yansıması aynı zamanda. Anlatı ilerledikçe bu hafızanın içinde; savaşı deneyimleyen anlatıcının kâbuslarında gezinmeye başlarız. Bu savaş en başta insanla insan arasında, daha çok, kadın ve erkek arasında kendini gösterir. Gündelik hayatın sıradan anlarına sızan bu görünmez şiddet yavaşça dile, düşünceye, ilişkilere ve dünyaya yayılır. Kitaptaki üç bölümün her birinde şiddetin farklı yüzleriyle karşılaşırız. İlk bölümde isimsiz kadın anlatıcı ile Ivan arasındaki ilişkiye dair parçaları okuruz. Ivan anlatıcıyı sürekli aşağılar, küçümser, onun üzerinde tahakküm kurar, sevgisizliğiyle cezalandırır adeta. Zehirli bir sarmaşık gibi ruhunu, benliğini ve zihnini saran bu ilişki anlatıcının bir kadın olarak kendisini var etmesine engel olur. Aşkla karışan bu bağımlılık hali, anlatıcının onu belirli bir kalıba sokmaya çalışan figürlerden kaçamayışının bir göstergesidir: “Sözünü edebileceklerim, her şeyden önce beni kuşatanlar, bir çember içerisine alanlar.” Bu çember giderek daralır, kadın öznenin silikleşmesine, en sonunda da yok olmasına neden olur. |
| | | |  Ingeborg BachmannIngeborg Bachmann 1926’da Avusturya’nın Klagenfurt kentinde doğdu. 1945-1950 yılları arasında Innsbruck, Graz ve Viyana üniversitelerinde felsefe, psikoloji ve Alman filolojisi okudu. Çalışmalarında özellikle Heidegger ve Wittgenstein üzerinde yoğunlaştı. Heidegger’in varoluşçuluk felsefesi üzerine yazdığı tezle doktorasını verdi. İlk şiirleri 1948/49 yıllarında yayımlandı. 1953’te, “Die gestundete Zeit” (Ertelenmiş Zaman) adlı şiir kitabıyla Gruppe 47 Ödülü’nü aldı. 1959/60 yıllarında doçent unvanıyla Frankfurt Üniversitesi’nde “Çağdaş Yazının Sorunları” üst başlığı altında dersler verdi. 1961’de Alman Eleştirmenler Ödülü’nü, 1964’te Georg Büchner Ödülü’nü aldı. Aralarında Fransa, İngiltere, İtalya ve ABD’nin de bulunduğu pek çok ülkeye yolculuk etti. 1965’ten itibaren Roma’da yaşamaya başladı. 1968’de Avusturya Büyük Devlet Ödülü’nü aldı. 1973’te çıktığı Polonya yolculuğunda Auschwitz ve Birkenau toplama kamplarını gördü. Aynı yıl Roma’daki evinde çıkan yangında ağır yaralanarak hayatını kaybetti. |
| | Kitaptan Alıntı “Çünkü insanın gerçek ölümü, hastalıklardan değildir, insanın insana yaptıklarındandır.” "Malina" Sayfa 8 |
| | Ingeborg Bachmann Kitaplarından Seçkiler |
| |  Franza’nın Kitabı Ingeborg Bachmann Çeviren: İlknur Özdemir Modern Klasikler, 264 s. |  Franza’nın Kitabı Ingeborg Bachmann Çeviren: Ahmet Cemal Modern Klasikler, 184 s. |
|  Frankfurt Dersleri Ingeborg Bachmann Çeviren: İlknur Özdemir Modern Klasikler, 104 s. |  Otuzuncu Yaş, Toplu Öyküler I Ingeborg Bachmann Çeviren: Kâmuran Şipal Modern Klasikler, 176 s. |
| | | | Muz Kabuğu Üzerinde Ahlak: "Zilli Zarife" Alara ÇakmakçıSaat sabahın beşi. Uyku tutmamış, uykuyla inatlaşmamayı öğreneli bir on sene oluyor. Haydi kalkalım. Kahvemizi koyalım. İçimdeki Ferhan Şensoy aşkı depreşti bu sıra. Gece yatmadan “güldürdüm gidiyorum/ düşünün geleceğim” diye söylüyorum, aynaya. Ferhan Bey üzerine düşündükçe düşündükçe bu sevginin en merkezinde, tıpkı Ferhan Bey’de de olduğu gibi, muazzam bir Haldun Taner aşkı olduğunu duyuyorum. Açıp açıp eski metinlerine dönme arzusu içimde. Dönelim. “Zilli Zarife”yle başlıyorum. Saat beş buçuk. Burada “Zilli Zarife”yi tam da kendi mizacına yaraşır bir yerden konuşmak ve dahi düşünmek istiyorum: Biraz şen şakrak, çokça oyuncaklı, yer yer şık şıkıdım, nihayetinde ciddiyetini kahkahasının içine saklayan bir metin olarak. Zira bana kalırsa Haldun Taner tiyatrosu da çoğu zaman tam buraya demirler gemisini, en tumturaklı ahlak nutuklarının altına bir muz kabuğu, en ciddi görünen düzeneklerin içinden bir curcuna, bir ortaoyun neşesi, bir tatlı kepazelik. “Zilli Zarife” de ilk bakışta bir miras hikâyesi, kadınlar kapışması, bir tür alafranga rezalet faslı, hafifmeşrep bir sahne şamatası gibi görünür, halbuki perde aralandıkça Taner’in burada yalnız bir “vaka” anlatmadığını, toplumun ahlak vitriniyle arka odalarını yan yana dizdiğini anlarız. Bir yanda Güzel Ahlak Derneği, öte yanda genelev, bir yanda meşruiyet, öte yanda mahzunluk, bir yanda namus naraları, öte yanda miras hesapları. Tam da bu yüzden “Zilli Zarife”, Haldun Taner’in en kıvrak, en muzır, en cilveli oyunlarından biri olmanın yanı sıra, en dişli toplumsal taşlamalarından biri olarak da okunmayı hak eder. “Değil mi efendim./ Elbet efendim./ Evet efendim./ Sepet efendim.” Şimdi sadede gelelim. |
| | | |  Haldun TanerMatbaa-i Âmire müdürü Hâmid Bey anne tarafından büyükbabası, Meclis-i Mebusan İstanbul milletvekili ve Dârülfünun devletler hukuku profesörü Ahmet Selahattin Bey babasıdır. Çemberlitaş’ta dünyaya gelen Taner, beş yaşında babasını kaybetti. Galatasaray Lisesi’nde okudu.Türkiye’de tiyatronun bir bilim dalı olmasında etkili olan ve 2012 yılında İstanbul Üniversitesi Tiyatro Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne adı verilen Taner’in bütün yapıtları 100. doğum yıldönümü olan 2015’ten beri Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmakta. Mart 2018’de ise Kadıköy Belediyesi tarafından Haldun Taner Müze Evi açıldı. |
| | Kitaptan Alıntı “Mademki sen üzerinde yaşıyordun. Öyleyse bu dünya yaşanmaya değerdi. Hayata sıkı sıkı bağlandım.” "Zilli Zarife" Sayfa 46 |
| | Haldun Taner Kitaplarından Seçkiler |
| |  Yalıda Sabah Haldun Taner Öykü, 104 s. |  Keşanlı Ali Destanı Haldun Taner Oyun, 160 s. |
|  Fazilet Eczanesi Haldun Taner Oyun, 96 s. |  Huzur Çıkmazı Haldun Taner Oyun, 96 s. |
| | | | | |
|