YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Binbir Gece Masalları 3/2

Binbir Gece Masalları 3/2

Kategori: Edebiyat

Çeviren:

ISBN: 978-975-08-0324-8

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 05.2001

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 22.75 TL   Etiket Fiyatı : 35.00 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlıkKitap Akrabalıkları
Orijinal Adı : Elf leyle ve leyle
Sayfa Sayısı : 402
Boyut : 13.5 x 21 cm
Tekrar Baskı : 9. Baskı / 02.2020

Yüzlerce yıl boyunca, Çin’den Kuzey Afrika’ya uzanan ve Çin, Çin Hindi, Hindistan, İran, Irak, Türkiye, Suriye ve Mısır’ı kapsayan bir alanda anlatılan Binbir Gece Masalları, ilk kez Antoine Galland tarafından düzenlenip Fransızcaya çevrilerek (1704-17, 12 cilt) dünyaya tanıtıldı. Bugüne kadar bellibaşlı bütün dillere çevrilen bu masallar, Galland’dan çok daha öncesinden başlayarak, edebiyattan müziğe, sinemadan baleye kadar bütün alanlarda pek çok sanatçıyı derinliğine etkiledi, defalarca işlendi, yeniden yorumlandı, taklit edildi. Binbir Gece Masalları, sadece insanların düşgücünü ateşlemekle kalmadı; bilinen en eski örneğini oluşturduğu “çerçeve öykü” tekniğiyle de, hem geçmişte hem de günümüzde, dünya edebiyatını en çok etkileyen kitapların başındaki yerini korudu. Alim Şerif Onaran (1921-2000), Binbir Gece Masalları’nı ilk kez tam metin halinde dilimize kazandırdı. Orhan Pamuk, gözden geçirilmiş bu yeni basım için bir sunuş yazdı. Size kalan sadece “Açıl susam açıl!” demek…

Âşıkların Mezarı

El-Kaysi’nin oğlu Abdullah, yazıları arasında, bize şu öyküyü nakleder. Der ki:
Bir yıl, Tanrı’nın kutsal evini ziyaret etmek üzere hacca gitmiştim. Ve tüm hac farizalarını yerine getirdikten sonra, bir kez daha Tanrı’nın barışı ve kutsaması üzerine olası Peygamberin kabrini ziyaret etmek için Medine’ye gittim. Bir gece, kutsal kabrin pek uzağında olmayan bir bahçede otururken, sessizlik içinde yavaşça duyulan bir sesin söylediği şarkıyı duydum. Âdeta büyülenerek ve tüm dikkatimi verip dinleyerek şu dizelerin okunduğunu işittim:
Ey tüm şarkılarını sevgilinin anısına adayan ruhumun bülbülü! Ey sesinin kumrusu! ‹niltilerime ne zaman karşılık vereceksin?

Ey gece! Sabırsızlığın ateşiyle acı çekenlere, yokluğun kaygısıyla kıvrananlara ne kadar uzamış görünürsün!
Ey ışıklı görüntü, yolumda bir deniz feneri gibi neden parlamaz ve beni karalıklarda körler gibi serseri dolaşmaya terk edersin?

Sonra ortalık sessizliğe büründü. Ve ben, bu tutkulu dizeleri okuyan kimsenin gelişini görmek üzere her yana bakındım. O sırada sesin sahibi önümde belirdi. Ve geceleyin gökten üzerime düşen ışık altında, onun gözleri yaşlarla ıslanmış hayran olunacak kadar güzel bir genç olduğunu gördüm. Ona doğru dönüp “Ya Allah! Ne güzel genç bir adam bu böyle!” diye haykırmaktan kendimi alamadım. Ve iki kolumu ona doğru uzattım. Bana bakıp “Sen kimsin ve benden ne istiyorsun?” diye sordu. Ben de, güzelliği önünde boyun kırarak “Sana bakarken, Tanrı’dan beni kutsamasından başka ne isteyebilirim ki? Kim olduğuma gelince, ben senin kölen, Muammer el-Kaysi’nin oğlu Abdullah’ım! Ah efendim, bilsen ruhum seni ne çok tanımak istiyor! Şarkın, beni, duyar duymaz, son kertede perişan etti ve görünüşün de coşkumu tamamladı. Ve işte, eğer bir işe yarayacaksa, karşında yaşamımı feda etmeye hazır durmaktaydım!” diye yanıtlamış. O zaman genç bana, nasıl bir bakışla baktı, yarabbi! “Öyleyse yanıma otur!” dedi. Ben de, ruhum titreyerek yanıbaşına oturdum; bana “Madem ki yüreğin benimle ilgilenerek çarpıyor, başıma gelenleri dinle öyleyse!” dedi. Ve şu sözcüklerle sözünü sürdürdü: “Ben Ensarilerden El-Cuma’nın oğlu El-Munzir’in oğlu El-Hubab’ın oğlu Utbe’yim! dün sabah kabilenin camisinde ibadet ederken, beli ve kalçaları üzerinde salınarak, uğurlarında ölünecek kadar güzel birçok kadının çekiciliği tüm yoldaşlarını silecek nitelikte bir genç kıza eşlik ederek içeriye girdiğini gördü. Ve belirli bir anda, bu ay parçası, kendisine bağlı olan kalabalığın ortasında bana doğru ilerledi; ve kimse farkına varmadan, bana ‘Utbe! Uzun zaman var ki, seninle konuşmak için bu fırsatı kolluyordum! Ey Utbe! Seni sevenle ve eşin olmayı arzu edenle yaşamını birleştirmeye ne dersin?’ dedi. Ve ben ona cevap vermek için ağzımı açmaya zaman bulamadan beni terk edip arkadaşlarının arasına karıştı. Sonra hep birlikte camiden çıktılar ve kalabalığın arasında kayboldular.

Onu bulmak için harcadığım tüm çabalara karşın o andan sonra kendisini bir daha göremedim. Ruhum ve yüreğim onda kaldı. Onu yeniden görünceye kadar cennet zevklerini yaşasam da hiçbir mutluluktan zevk alamayacağım...



Benzer Kitaplar