YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Uzun Bir Adam

Uzun Bir Adam

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Yaşantı

ISBN: 975-363-126-X

YKY'de İlk Baskı Tarihi:

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 4.51 TL   Etiket Fiyatı : 6.94 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 88
Boyut : 13.5 x 21 cm

Uzun Bir Adam, sözcüklerle boy atan, şiirin gizli tarihini uzun yürüyen İlhan Berk’in yazı ile cehennemsi ilişkisinin kaynağına götürüyor okuru. İlhan Berk, kitabının genişletilmiş 3. baskısına “Yüzüm Üstüne”, “Ben Nesnelerin Tabuluğuna Bağlıyım”, “Aşka Gelince”, “Resimlerim Üstüne”, “Anlam ve Anlamı Aşmak” başlıklı metinlerini ekledi. Ayrıca şairin albümünden fotoğraflar bu yenibasımda yer aldı.

E...’de dört erkek öğretmendik ve dördümüz de gençtik, bekârdık. Hemen hemen kadın yüzü görmezdik, aşçı kadının dışında. Okulda yatar kalkardık, deniz kıyısında büyük bir odada. Bütün gece okulun duvarlarını döverdi deniz. Acımasızdı, yabanıldı. Genç bir denizdi. Benim gibiydi. Sınıf dünya güzeli çocuklarla doluydu, yüzlerce güzel göz hep önümde dururdu. Böyle yığınla gözün içinde bir tanesini unutmam. Kara, mürdüm erikleri gibi buğulu, dolgun, etli, pırıl pırıldı. Bakardım. Başım döner, dönerdi. Onunla otlar, çayırlar üstünde, ormanlarda, vadilerde, keçiyolları arasında dolaşır, yiterdik. Gide’in Dünya Nimetleri’ni, L’Immoraliste’ini cebimden ayırmazdım. Gide, beni çileden çıkarmıştı. Bir Saul değildim ama, onu enikonu doğrulayandım da. Tohum Ölmezse’yi elimde çize çize eskitmiştim. Her satır beni deliye döndürüyordu. Sonunda Gide beni baştan çıkardı: Bir töretanımaz oldum. Bendeki tohumun küllerini deşmiş, ortaya çıkarmıştı. Hiç değilse tohumun başkaldırısını yadsıtmamıştı. Ona ısındırmıştı beni. Nietzsche gibi ben de: “Nasıl olursa olsun, cinsel yaşamı küçümseme, onu ayıp kavramlarla lekeleme, yaşamın kendisine karşı işlenmiş bir suçtur.” diyordum? Dedim ya, bir töretanımaz kesildim. Uzun süre de sürdü bu. Kapanık yaşamıştım, buna başkaldırıyordum. Otuz yıl oldu, Tohum Ölmezse’deki tümcelerden biri hâlâ usumda, bugün gibi: ‘Il était nu, comme un dieu!’* Böylece, yaşamak birden öne çıktı, bütün baskısını koymaya başladı. Dünyaya bakmaya, onu tanımaya başladım. Törenin üstünü çizdim. Kösnüye kollarımı açtım. Ve E... eskisileyin karanlık değildi artık. Yaşamak başköşeye geçti. Her şeyi güzel görüyordum. Her şeyden tat almalıyım, diyordum. Dünyaya yeni gelmiş gibiydim. Dünyayla aramda bir boşluk bulmaz oldum. İç içe buluyordum kendimi dünyayla. Elimin altında gibiydi her şey. Dokunmam yetiyordu. Her şeyi daha iyi kavrar oldum. Baktığımı daha iyi görüyor, dokunduğumu daha iyi duyuyor, okuduğumu daha iyi anlıyordum. Şimdiye değin benim için kapalı, karanlık, boş olan nice sözcük birden içini döküvermişti. Kimi sözcüklerin altını bastıra bastıra çiziyordum. Bana bir dünya bağışlıyorlardı sanki. Onca soyut sözcükler bile ışıyıvermişti önümde. Ama onlarla yeterince gidip gelmiştim; daha canlı, daha somut sözcüklerdeydi gözüm artık. Kimi sözcükleri de somutlaştırmak için çırpınır olmuştum. Aşk sözcüğüne dokunmuyor, öyle bırakıyordum. Uzun boylu bir anlamı yoktu. Hem o hep uzak bir sözcük olarak varolmadı mı? Bir kıyıda bekleyebilirdi öyleyse. Sevdiğim somut sözcüklerin başında “ferç” geliyordu. Bütün dünyayı içine alıyordu sanki. Ama bir sözcük daha vardı ki onu hem görüyor, hem elimle tutar gibi oluyordum. Duyduğum, gördüğüm, okuduğum her yerde beni allak bullak ediyordu. Her yerim onunla çınlıyordu. Bütün gövdemi ateşe veriyordu. Üç heceli, çılgın, yerinde duramayan bir sözcüktü bu. Onu her yere yazmaya başladım.



Benzer Kitaplar