YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Okumalar Okuması

Okumalar Okuması

Yazar:

Kategori: Deneme, Edebiyat

Çeviren:

ISBN: 978-975-08-2659-7

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 11.2013

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 24.70 TL   Etiket Fiyatı : 38.00 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Orijinal Adı : A Reader on Reading
Sayfa Sayısı : 364
Boyut : 13.5 x 21 cm
Tekrar Baskı : 4. Baskı / 02.2020

Pinokyo’nun okumayı öğrendikten sonra bütün yapabileceği, ders kitabı laflarını papağan gibi tekrarlamaktır. Sayfadaki kelimeleri özümser ama hazmetmez: Kitaplar hakiki anlamda onun olmaz, çünkü hâlâ, maceralarının sonunda bile, onları kendine ve dünyaya ilişkin tecrübelerine uygulamaktan acizdir.

Deneyimin kitapları, kitapların kişisel deneyimi zenginleştirdiği ve dönüştürdüğü yaratıcı bir okuma nasıl olur? Okumalar Okuması tam da bu sorunun yanıtı. Che Guevara’dan Borges’e birçok tanıdık yüz, İlyada’dan Alice Harikalar Diyarında’ya kadar birçok kitap Manguel’in okumalarında, içten ve kışkırtıcı yorumlarında yeniden hayat buluyor.

Sekiz ya da dokuz yaşındayken, halihazırda ayakta olmayan bir evde, biri bana Alice Harikalar Ülkesinde ve Aynanın İçinden’in bir nüshasını verdi. Çoğu okur gibi ben de bir kitabın ilk kez okuduğum baskısının ömrümün geri kalanında benim için özgün baskı olarak kaldığını hissetmişimdir hep. Benimki, bereket versin, John Tenniel’in illüstrasyonlarıyla zenginleşmişti ve esrarengiz bir şekilde, yanmış odun kokusu veren kalın, kaymak gibi kâğıda basılmıştı.

Alice’i ilk okuduğumda anlamadığım pek çok şey vardı ama önemi de yoktu hani. Çok genç yaşta öğrenmiştim ki, zevk almak dışında bir amaçla okuyorsan (ki hepimiz bazen günahlarımız yüzünden yapmak zorunda kalırız bunu), zor bataklarla sıkıcı ovalardan öylesine geçebilirsin ve kendini sadece hikâyenin güçlü akışına bırakabilirsin.

Hatırladığım kadarıyla maceralara ilişkin ilk izlenimim zavallı Alice’in yol arkadaşı olduğum fiziksel bir seyahat izlenimiydi. Tavşan deliğinden düşüş ve aynadan geçiş sadece başlangıç noktalarıydı, bir otobüse binmek kadar havadan sudan ve harikaydı. Ama yolculuğun kendisi! Sekiz-dokuz yaşındayken inanmazlığım askıda olmak şöyle dursun, doğmamıştı henüz ve kurmaca da bazen günlük olgulardan daha gerçek geliyordu. Harikalar Diyarı gibi bir yerin sahiden var olduğunu düşündüğümden değil, orasının da evim, sokağım ve okulum olan kırmızı tuğlalarla aynı şeylerden yapıldığını bildiğim için.

Bir kitap, onu her okuyuşumuzda farklı bir kitap haline gelir. O ilk çocukluk Alice’i, Odysseia ya da Pinokyo gibi bir yolculuktu ve ben kendimi hep, Odysseus ya da tahta bir kukla olmaktansa, Alice olunca daha rahat hissetmişimdir. Sonra ergen Alice geldi ve Mart Tavşanı masada şarap yokken ona şarap ikram etmeyi teklif ettiğinde ya da Tırtıl ona tam olarak kim olduğunu ve bunun ne anlama geldiğini söylemesini istediğinde nelere katlandığını tamı tamına biliyordum. Edidi ve Büdüdü’nün Alice’in Kırmızı Kral’ın rüyasından başka bir şey olmadığı yolundaki uyarıları uykularımı kaçırdı ve uyanık geçen saatlerimde de Kırmızı Kraliçe öğretmenlerin “Bir köpekten bir kemik çıkarın: geriye ne kalır?” gibi sorularıyla işkence gördüm. Daha sonra, yirmili yaşlarımda Kupa Valesi’nin yargılanmasını André Breton’un Kara Mizah Antolojisi’nde toplu halde buldum ve Alice’in, sürrealistlerin kardeşi olduğu ortaya çıktı; Paris’te Kübalı yazar Severo Sarduy ile bir sohbetten sonra, Hampti Dampti’nin Change ve Tel Quel’in yapısalcı öğretilerine çok şey borçlu olduğunu keşfederek şaşırdım. Ve daha sonraları, Kanada’ya yerleştiğimde, Beyaz Şövalye’nin (“Ama bir plan düşünüyordum / Favorileri yeşile boyamak / Ve hep büyük bir yelpaze kullanmak / Görülemesinler diye.”) ülkemdeki her kamu binasının koridorlarında seğirten çok sayıda bürokrattan biri olarak iş bulduğunu nasıl fark etmezdim?

Alice’i okuduğum ve yeniden okuduğum bütün o yıllarda, kitaplarının pek çok farklı ve ilginç okumalarına rastladım, ama bunların hiçbirinin derinlemesine benim kitabım haline geldiğini söyleyemem. Başkalarının okumaları tabii ki benim kişisel okumamı etkiliyor, yeni bakış açıları sunuyor ya da belli pasajları renklendiriyor ama çoğunlukla Alice’in kulağına “Bu konuda bir espri yapabilirsin” diye vır vır fısıldayan Tatarcık’ın yorumları gibiler. Reddediyorum; ben kıskanç bir okurum ve başkalarına, okumuş olduğum kitaplar üzerinde bir jus primae noctis* tanımam. İlk Alice’imle onca yıl önce kurulmuş yakın akrabalık duygum zayıflamadı; her okuyuşumda, bağlar çok özel ve beklenmedik şekillerde güçleniyor. Başka bölümleri ezbere biliyorum. Çocuklarım (büyük kızımın adı elbette Alice) birden “Dülger Balığı ile Mors”un yaslı nağmelerini okumaya başladığımda sesimi kesmemi söylüyorlar. Hemen hemen her yeni deneyim için onun sayfalarında bir uyarı ya da nostaljik bir yankı buluyorum ve bana bir kez daha diyor ki, “İşte önünde bu uzanıyor” ya da “Daha önce de buradaydın.”

Pek çok maceradan biri, benim için, geçirdiğim ya da bir gün geçireceğim belirli bir deneyimi tanımlamakla kalmıyor, daha büyük bir şeye, bir hayat deneyimine ya da (eğer çok gösterişli bir terim değilse) bir hayat felsefesine gönderme yapıyor. Aynanın İçinden’de üçüncü bölümün sonundaki bir şey. Kendi yansımasından geçtikten ve onun ardında uzanan satranç ülkesini boylu boyunca aştıktan sonra Alice karanlık bir ormana varır, (ona denir ki) buradaki şeylerin adı yoktur. “Eh, gene de büyük rahatlık” der cesurca, “onca öfkelendikten sonra, girmek için –şeye– neye?” Kelimeyi bulamayışına şaşıran Alice, hatırlamaya çalışır. “ ‘Yani altına demek istiyorum – şeyin altına, bunun altına, anlıyorsunuz ya!’ der, elini bir ağaç gövdesinin üstüne koyarak. ‘Kendine ne diyor acaba? Bence adı falan yok – ee, elbette yok.’ ” Yerin adını hatırlamaya çalışarak, gerçeklik deneyimini kelimelere dökmeye alışmış Alice birden aslında hiçbir şeyin adı olmadığını keşfeder: Kendisi bir şeye isim takana kadar o şey isimsiz kalacaktır, orada ama sessiz, bir hayalet kadar dokunulmaz. Bu unutulmuş adları hatırlamalı mıdır? Yoksa yepyeni adlar mı uydurmalı? Onunki kadim bir muamma.



Benzer Kitaplar