| | | | | Yetmişinden Yedisine Margit Schreiner Ali BulunmazYaşamak mı, yoksa hatırlamak mı daha ağır? Bunlardan hangisi daha yorucu? İç içe geçmiş bu sorulara verilecek yanıtlar, olup bitenlere ve anılara göre değişecektir elbette. Geri dönüp bakmak ve geçmişi yorumlamak da bazı cevaplara götürebilir bizi. Margit Schreiner de tam olarak öyle yapıyor; kaleme aldığı otobiyografik romanlarda çocukluğuna ve gençliğine bakarak ailesini, arkadaşlarını ve o dönemlerin ruhunu anlatıyor. Tuhaf dönemdeki çocuk İlk romanı “Baba. Anne. Çocuk. Savaş İlanları”nda Schreiner, oyun ve yaşam arasında salınan yedisindeki Margit’le buluşturuyor bizi. Yazar, çocukluğuyla paralel bir takvim sunduğu metinde hem geçmişindeki dönüm noktalarının hem de dünyada olup bitenlerin bir dökümünü çıkarıyor. 1950’lere ve 1960’ların ilk yarısına denk gelen çocukluğunda Schreiner; bedeni, ailesi ve onu çevreleyenler ile birlikte yaşamı tanımaya başlıyor. Bu sırada ailesinin tuhaflıklarını hatırlıyor: “Aslında benim çocukluğumda, aile içinde kalmayan ne varsa hepsi utanç verici sayılırdı. Topluluk içinde hıçkırık tutması, mendil unutulduğu için burun çekmek, etekle bluzun uyumsuzluğu, kaçık çorap ve bunun gibi şeyler işte. Gözle görülür engeller, kekemelik, topallama, unutkanlık, demans, kambur özellikle utanç vericiydi. Ya da her türlü cinsel davranış. Ya da her türlü boşaltım. Ancak tüm bu utanç verici şeyler kimse görmeyince utanç verici olmuyordu. Annem çok kaşındıkları için evde bacaklarını kanatana dek tırmalıyordu. Yemekten sonra protezini ağzından çıkarıyor, daha yemek masasında otururken ağzını eliyle kapatıp protezi yalayarak temizlemeye koyuluyordu. Babam kışın bile yatak odasının açık penceresi önünde çıplak şınav çekmeyi sürdürüyordu çünkü oradaki pencere dışarıdan görünmüyordu.” |
| | | | Kitaplara Övgü Schreiner “Baba. Anne. Çocuk. Savaş İlanları” ile tam bir Avusturya romanı yazmış. Yani geçen yüzyılın yetmişli seksenli yıllarının geleneğine oturan ve o yıllardaki öncüllerine, örneğin Handke’nin "Mutsuzluğa Doyum"una ve Bernhard’ın otobiyografik beşlemesine çok şey borçlu olan bir roman. Bernd Schuchter – Literaturhaus Wien “Baba. Anne. Çocuk. Savaş İlanları Özele Dair”
“Anneler. Babalar. Erkekler.” kitabı devrim peşinde koşan ve buna göre siyaset üreten bir nesli anlatıyor. Öyle bir nesil ki insan ona yalnızca hayran kalabilir. Christina Vettorazzi, Literaturhaus Wien “Anneler. Babalar. Erkekler. Sınıf Savaşları Özele Dair” |
| | Kitaptan Alıntı “Ancak anılar kesinlikle durağan değildir. Hatırlayan kişiyle birlikte değişirler. Böylece sonraki deneyimler öncekilere aktarılır.” “Baba. Anne. Çocuk. Savaş İlanları Özele Dair” |
| |  Margit Schreiner 1953 yılında Avusturya’nın Linz kentinde doğdu. Uzun süre Tokyo, Paris, Berlin, İtalya ve tekrar Linz’de yaşadıktan sonra şimdi kocasıyla birlikte Aşağı Avusturya’da Gmünd’de yaşıyor. Kitaplarıyla, aralarında Yukarı Avusturya Bölgesi Kültür Ödülü ve Avusturya Edebiyat Onur Ödülü’nün de olduğu pek çok ödül aldı ve burs kazandı. 2015’te Johann Beer Edebiyat Ödülü’nü ve Heinrich Gleißner Ödülü’nü, son olarak da Anton Wildgans Ödülü’nü aldı. 2018’de “Yer Kalmadı” ile Avusturya Kitap Ödülü’ne aday gösterildi. Eserleri arasında; Ayrılık Üçlemesi’ni oluşturan “Çıplak Babalar”, “Ev, Kadınlar, Seks.” ve “Sevmek Dedikleri” romanlarının yanı sıra “Hayal Kırıklıkları Kitabı”, “İnsan Dengesi”, “Schreibt Thomas Bernhard Frauenliteratur?”, “Die Tiere von Paris” kitapları yer almaktadır. |
| | | | | | Yüzyılın İzleri Cumhuriyet’in ilanından üç yıl sonra temelleri atılan Koç Topluluğu yüzüncü yaşını kutluyor! Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık olarak bir asırlık bu hikâyeyi, Koç Topluluğu’nun Türkiye’deki kültür ve sanat hayatına katkısı üzerine kurmaya karar verdik. 1926, henüz yirmili yaşlarında olan Ahmet Vehbi’nin babasından devraldığı işleri Ankara Ticaret Odası’na kaydettirdiği yıl. |
| | | |  | Heykel sanatçısı Şadi Çalık’ın Cumhuriyet’in 50. Yılı Anıtı’nın Açılışı, 1973 Yapı Kredi Tarihi Arşivi |
| | Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’da başlayan başarılarla dolu bu serüven, büyük sanayi ve ticaret kuruluşlarının yanı sıra Türkiye’nin kültürel hafızasını koruyan kültür ve sanat kurumlarını da içinde barındırıyor. “Yüzyılın İzleri” sergisi de bu kurumların Türkiye’deki toplumsal, kültürel ve sanatsal gelişmelere etkisine değinerek, çok boyutlu ve renkli bir tarih anlatısı resmediyor. Sergiyi 1920’li yıllardan günümüze uzanan bir zaman çizelgesinde kurguladık. Merkezine Koç Topluluğu’nun kültür ve sanata verdiği uzun soluklu desteği alan bu çizelge, geniş bir çerçevenin özetini sunuyor. |
| |  | Ankara Rahmi M. Koç Müzesi |
| | Yüzyıla yayılan zengin birikimin izini süren sergiyi, topluluğa bağlı kültür kurumlarının çalışmalarını ve koleksiyonlarından seçkiyi, mekânın imkânları dahilinde, izlenim odaklı, derleyici bir yaklaşımla hazırladık. Onlarca kurumun farklı tarihlerden çeşitli disiplinlerdeki belge ve üretimlerini bir araya getiren sergi, bu bakımdan yoğun ve eklektik bir dil ve kurguya sahip. |
| | | | | |
|