| | | | | Mizubayashi’den gölgede kalanlara övgü Hülya Avtan
“Gölgelere, geri gelsinler diye, hayata dönsünler diye, konuşsunlar diye.” Akira Mizubayashi’nin Yapı Kredi Yayınları’nın yayımladığı dördüncü romanı “Unutulmaz Süit” bu seslenişle başlıyor. Bu gölgeler savaşın karanlığında kalanlar. Çünkü Mizubayashi’nin romanlarında savaş yıkmakla kalmıyor, hafızayı, aşkı ve sesi de parçalıyor. Fakat hep geriye kalan bir şey var, o da müzik. Onun metinlerinin büyüsü biraz da buradan geliyor. Tarumar edilmiş geçmişin kıyısında müziğin hafızayı ve insanı nasıl ayakta tuttuğunu hatırlatırken, dağılanları tekrar bir araya getirmeyi seviyor. Bir üçlemenin son halkası “Unutulmaz Süit”, “Can Kırığı” ve “Kupa Kraliçesi”nin müzikal devamı niteliğinde. “Can Kırığı”nda keman, “Kupa Kraliçesi”nde viyola ön plana çıkmıştı. “Unutulmaz Süit”te ise çello karşımızda. Kitaplarının büyük beğeni toplamasının en büyük iki nedeni muhtemelen, evrensel bir temanın, savaş zamanında müzik ve aşkın ustaca işlenmesi ve son derece berrak yazarlık dili arasında kurduğu ilişkide yatıyor. Bu dil, yazarın “ilk” dili olmasa da, kusursuz bir ödünç alma olarak kendine özgü bir yetkinlik kazanıyor. |
| | | | | | Kitaptan Alıntı “Her yerde insanlar birbirini öldürüyor, her yerde şiddet hüküm sürüyor. Neden?” Unutulmaz Süit Sayfa 118 |
| | | | | | | | | |  Akira MizubayashiEğitimine Tokyo Yabancı Diller Okulu’nda başladıktan sonra, Montpellier’de (Fransa) devam etti. 1973 yılında Fransızca öğretmeni olarak görev yaptı. 1989 yılında Sophia Üniversitesi’nde ders vermek üzere tekrar Japonya’ya döndü. “Mélodie: Chronique d’une passion” (Gallimard, 2013), “Un amour de Mille-Ans” (Gallimard, 2017) ve “Âme brisée” (Gallimard, 2019) başlıca yapıtlarıdır. |
| | | | Kitabevinden Öneriler video serimizde Tunalı Kitabevi’nden Anıl Bey Akira Mizubayashi’den "Can Kırığı" romanından bahsediyor. |
| | Kitaptan Alıntı Ağlamadım ama bu kendini beğenmiş büyüklere öyle çok kızdım ki!” Can Kırığı Sayfa 18 |
| | | | | | | | Avunamayanlar“Zaten insanların ne olursa olsun birbirlerini sevmeye devam ettiklerine inanmak da saçma.” Dünyaca ünlü piyanist Ryder, isimsiz bir şehre resital vermeye gelir. Birkaç gün sonra sahneye çıkacağını bilse de, bundan başka bir şey hatırlayamaz. Karşılaştığı herkesin niçin ondan bir şeyler istediğini, çok uzak olması gereken yerlere nasıl hemen ulaşıverdiğini, saatler sürmesi gereken bir sohbeti üç dakikalık asansör yolculuğuna nasıl sığdırdığını anlayamaz. Kendini olaylara ve çevresindeki insanlara teslim eden belleksiz piyanist, geçmişin ve geleceğin kırılgan bir şimdiki anda çakıştığı sürreal bir dünyaya savrulur. Çok geçmeden, yaklaşan konser gecesinin hayatının en önemli performansı olduğunu fark edecektir. İşlevini yitirmiş toplumsal düzenin bireyler üzerindeki yaralayıcı baskısını hemen her eserinde zarafetle ilan eden Kazuo Ishiguro, “Avunamayanlar”da hayatı kontrolden çıkan bir adamın çok boyutlu hikâyesini anlatıyor. |
| | | | | |
|