YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Bay Lear

Bay Lear

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Roman

ISBN: 978-975-08-1452-5

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 06.2008

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 18.85 TL   Etiket Fiyatı : 29.00 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 212
Boyut : 13.5 x 21 cm
Tekrar Baskı : 2. Baskı / 01.2020

“Rastlantıdan kaçma. Rastlantının kucağına düş, o senden akıllı,” diyen Oktay Rifat, 1982 yılında yayımlanan üçüncü romanı Bay Lear’de, Shakespeare’in, krallığını kızları arasından bölüştürmek isteyen ve sahip olduğu gücü paylaştırmaya kalkışınca kendisini trajik olayların kucağında bulan yaşlı kralı Lear gibi bir yaşlı adamın çevresinde kurar hikâyesini. Bir de yıldızım var kimi zaman başımı kaldırıp baktığım, her seferinde bulduğum. Bir üçgenin uçlarıyız. Kıyıdaki yıldız pencere, gökteki yıldız, taraçada ben. Denize bakmadan eve giremem. Eve girmeden denizi düşünemem. Ay ışığında, aralık bıraktığı kapıyı itiyorum usulca. Elimi tutuyor, elleri soğuk. Vermekten çekiniyor elini soğuk olduğu için, biliyorum bunu. Perdesini aralıyor, oturuyoruz yan yana ağaçlara karşı ağır memeleri avucumda. Perdeleri inik her zaman. O gün açıktı, bugünkü gibi aklımda, bahçenin ağaç karaltısı, yalnızlığı ve susuzluğu ömrün ve her çeşmenin başında duran o nöbetçi bendim, kendim için, onun için. O durağa varmamız gerekli. Yan yana oturduk ayı görünmeyen gecenin açık karaltısında. Belli ki bir dolap ve sandalye bize bakıyor. Tiftik battaniyenin tüyleri uzun, saçları ağzıma giriyor, elim en sıcak kuyuda. Ata binip dönüyorum yalıya. At yok. Bir kamçı vuruyorum sağrısına ağaçların içinden düz gidiyor önce, yamaçtan aşağı sarınca yitiyor gözden. Fatma yok, dönmedi. Uzandık yan yana. Geldi korkarak iç denizine gecemin, elimi uzattım ve tuttum. At kapıda bekliyor yalıda. Kayık daha bitmedi.

Adam ata baktı. Ahırın eşiğinden bakıyordu ata. Gide gele basılmış kırmızıya çalan ıslak bir bahçe yolu vardı ardında. İki yanda otlar, otların arasında ballıbabalar. İlerde ağaçlar, körelmiş yemiş ağaçları. Pervane daha ötede, bostanın orada. Kimi gün açıksa kapıdan, kimi gün aralıksa ışıktaki o karanlık çizgiden bakıyordu ata. Bakmakla bakmamak arası. Çoğunlukla bir sağrıdan, bir kuyruktan başka bir şey görünmüyordu. Kadın ata baktığını bilmiyordu adamın. Uzaklara gittiğini anlar gibi olsa da durmuyordu üstünde. Dursa atın da yalının da olmadığını görürdü. At da yalı da çoktan satılmış, yerine kentten uzakta bir köşk, başka bir at alınmıştı, sonra onlar da satılmıştı. Ama yalı başka, o çocukluk atı başka. Çoğunlukla yalıda yaşıyordu adam: Alt kat odalardan birinde pencerede, taşlıkta, sofada, eski bir koltukta, mutfakta, hepsinde ayrı ayrı, hepsinde birden, durarak, yoklayarak, yaslanarak, yürüyerek, öyle işte. Eski dolaşmalar, dokunmalar, perdeyi açış, sokak kapısının kapanışı bir varlıkla önce ondan uzaklaşmış, sonra nereye gitse, nereye dönse ondan ayrılmaz olmuştu.
Kadın, arka caddelerden birinde üç katlı bir apartmanın güneş görmeyen bir dairesinde adamla birlikte oturuyor, yemeğini pişiriyor adamın, söküklerini dikiyor, çamaşırlarını yıkıyordu. Pazara gidiyordu alışverişe. En ucuzunu almaya çalışıyordu lahananın, pirincin, patatesin. Ucuza alma, ucuza kapatma isteği eski bir alışkanlıktı onda. Oysa para artık cebinden çıkmıyor. Almak, daha çok almak, bol almaya doyamıyordu. Öyle alınacak şeyler vardı ki almasını bilmediği için almaya yanaşmıyordu, buna karşılık eskiden azar aldığını ya da almak isteyip de alamadığını şimdi büyük bir oburlukta eve taşıyordu.



Benzer Kitaplar