YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Ali Kazma – Engellemeler / Obstructions

Ali Kazma – Engellemeler / Obstructions

Kategori: Sergi Kitapları

ISBN: 978-975-08-1766-3

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 04.2010

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 15.05 TL   Etiket Fiyatı : 23.15 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 120
Boyut : 23 x 29 cm

Uluslararası güncel sanat sahnesinin önemli isimlerinden Ali Kazma’nın “Engellemeler / Obstructions” başlıklı sergisi 25 Aralık 2009 – 30 Ocak 2010 arasında Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’nde yer almıştı. Serginin küratörlüğünü Emre Baykal üstlenmişti.

Ali Kazma’nın 2005 yılından bu yana üstünde çalıştığı “Engellemeler / Obstructions” adlı video serisi düzenle kaos, yaşamla ölüm arasındaki gergin dengeyi, insanın içinde bulunduğu ve dağılmaya, yok olmaya eğilimli dünyayı bir arada tutma çabasını ve bunun için geliştirdiği üretimin çeşitliliğini araştıran ve insan doğası içinde bu üretimin ne ifade ettiğini anlamaya yönelik bir çalışma. “Ali Kazma – Engellemeler / Obstructions” başlıklı Türkçe – İngilizce basılan katalogda  sergi  küratörü Emre Baykal’ın Kazma’nın “Engellemeler” video serisi üzerine bir metni de yer alıyor.

Ali Kazma’nın 2005 yılından beri üzerinde çalıştığı “Engellemeler” serisi, “İstanbul Yaya Sergileri 2: Tünel – Karaköy” (2005) kapsamında gerçekleştirilip gösterilen “Bugün” adlı daha önceki bir çalışmaya dayanıyor. Küratörlüğünü Fulya Erdemci ve Emre Baykal’ın üstlendiği sergi, iki yılda bir düzenlenmesi hedeflenen bir kamusal alan projesinin ikincisiydi. Serginin yer aldığı semtin her gün gerçekleştirilen görsel bir kaydı olarak “Bugün”, bölgedeki mikro değişimlere ve diğer kentsel etkinliklere odaklanan 1-3 dakikalık video işlerinden oluşuyordu. Bu videolar aynı gün içinde çekilip kurgulanıyor ve akşamında Tünel Meydanı’nda bir mağaza vitrinine yansıtılıyordu. Çalışmayı oluşturan video işleri, Karaköy bölgesinin günlük rutini içinde süregelen ve genellikle fark edilmeyen mikro faaliyetlere, tüketime yönelik ürünlerin, hatta sanatsal çalışmaların üretim süreçlerine, bölgedeki bakım ve onarım çalışmalarına odaklanıyor; insanın bedensel ve sosyal gereksinimlerine ilişkin her türlü etkinliği kaydediyorlardı. Ali Kazma’nın “Bugün”de kamerasını yönelttiği devinim ve eylemlerin tümü –kesme, vurma, sıkıştırma, delme, ısıtma, yakma, çizme, dikme, temizleme, ve nihayet test etme, sınıflandırma ve etiketleme– bizi çevreleyen dünyayı oluşturup korumak için kullandığımız ortak eylemlerdi.
“Bugün” projesi, sanatçının bölgedeki gündelik üretim sürecine kesintisiz ve aktif katılımını gerektiriyordu. Sergi süresince devam edecek görsel bir günlük yaratabilmek için Ali Kazma, 37 gün boyunca her gün kamerasını bölgedeki farklı bir detaya çevirip çeşitli faaliyetleri kaydetti: Bir noter bürosunda aralıksız damgalama işi, sokaktaki hasarlı elektrik kablolarının tamiri, tersanede onarım çalışmaları, bir çilingir atölyesi, köprüdeki balıkçılar, bir yoga öğretmeni, popüler bir kafenin mutfağı vb. Gündelik üretimin değişik ritim ve dokularını ortaya çıkaran bu kısa videolar arasında, dinlenme ve sessizlik anlarını da yansıtacak şekilde semtten natürmortlar da yer alıyordu. Ali Kazma serginin kapanış gününe tarihlenen özel bir gösterim için, bu 37 kısa videoyu topluca yeniden montajladı ve bunun sonucunda da sergi süresince bölgeyi belgeleyen bir kurgu ortaya çıktı.
Bu yeni kurgu kısa süre içinde Ali Kazma’nın “insanın kendisini ve onu çevreleyen dünyayı inşa etme, dönüştürme ve koruma dürtüsünü ve bunun insan doğası içindeki anlamını” kavramaya yönelik arayışını işleyen, uzun soluklu bir projenin oluşumuna yol açacaktır. Çekimlerini Karaköy’de gerçekleştirdiği, birbirlerinden farklı görünmekle birlikte aslında belli bir kamusal alanda süregelen günlük üretim faaliyetlerini bir araya getiren, neredeyse performatif sayılabilecek bu araştırmanın ardından, Ali Kazma’nın kaosla düzen, yaşamla ölüm arasındaki gergin dengeyi gösterme tutkusu ve insanın düzen sağlama çabasına duyduğu derin ilgi, “Engellemeler” başlığı altında toplanan işlerine şekil vermeye devam ediyor.

Ali Kazma, şimdilik on iki ayrı parçadan oluşan “Engellemeler” serisinde bir anlamda “Bugün”ün içeriğini yeniden elden geçiriyor, genişletiyor. Serinin adı, enerjinin gerçek dünyada nasıl bir davranış gösterdiğini tanımlayan termodinamiğin ikinci yasasına gönderme yapıyor: “Yoğunlaşmış enerjinin yayılıp dağılma eğiliminin bir tezahürü olarak her şey eninde sonunda ayrışıp yok olur”. Ne var ki insan olarak eğilimimiz bunun tam aksi
yönündedir: Neredeyse tüm insan faaliyeti düzen sağlayıp onu korumaya ve yok oluş sürecini durdurmaya, en azından yavaşlatmaya yöneliktir. “Engellemeler”
serisindeki her bir video işi bir diğerine bağlayan öğe, ikinci yasayı engelleyip geciktirmek için insanın dikkatle ve aralıksız biçimde sürdürdüğü üretim ve onarım çabasının ta kendisidir.
Seride yer alan sonraki işlerinde Ali Kazma gündelik hayatımızda görünür olmayan başkaca üretim, tamirat ve bakım mekânlarına girer: Bir hastanenin ameliyathane odası, Dolmabahçe Sarayı’nın saat ustasının atölyesi, İstanbul yakınlarında bir sanayi bölgesinde çelik fabrikası, mezbaha, kot fabrikası, dans stüdyosu, Almanya’da bir tahnitçinin atölyesi gibi... “Bugün”ü oluşturan önceki videoların kısalığı “Engellemeler”de daha uzun sürelere yayılır, küçük atölyelerin yerini fabrikalar alır ve bu mekânlardaki üretim / onarım süreçleri daha kapsamlı ve tam olarak gösterilir.
“Bugün”ü takip eden ilk çalışması olan “Beyin Cerrahı”nda Ali Kazma, hareket kontrolünü büyük ölçüde yitirmiş bir Parkinson hastasını iyileştirmeye yönelik operasyonu kaydeder. Hızlı ve keskin geçişlerle birbirlerine eklenen sahneler hem ameliyat öncesi hazırlık aşamasını hem de ameliyatın kendisini göstermektedir. İnsan bedeninin bozulan düzen ve ritmine yeniden ayar veren bir cerrahın işini gerçekleştirirken yaptığı hareketlerle, bir 19. yüzyıl Fransız saatini tamir eden saat ustasının hareketleri birbiriyle neredeyse aynı gibidir. İnsan iradesi ve bunun uygulanışı arasındaki temel ilişki, her iki işte de tekrarlanan delme, kesme, sıkıştırma gibi ortak eylemlerle görselleşmektedir. “Engellemeler” serisinin bu ilk işlerinde insan bedeni merkezi bir önem taşır ve bedenin bakımı, korunması, tedavi edilmesi ve şekillendirilmesine yönelik her türlü çaba daha sonraki işlerde de aynı şekilde önemini sürdürür.
Bıçakların bilenmesiyle açılan “Mezbaha”da, insanın kendi bedensel gereksinimleri için hayvanlar üzerinde uyguladığı şiddete tanıklık ederiz.
Mezbaha’daki üretim -geleneksel yöntemlerle yapılan kesim işi- yerel, dini ve kültürel kodlar üzerinden sürdürülürken, “Kot Fabrikası”nda modanın küresel kültürel kodlarının yaratılışı öne çıkıyor ve bedene koruyucu ve rahat bir kılıf sağlamak için son derece karmaşık bir seri üretim biçimi devreye giriyor.
“Engellemeler” serisinde üretimin insan bedeniyle olan bağlantısı dikkat çekici şekilde ön plandadır. Bedenin sürekliliği ve korunmasına yönelik onarım ve üretim biçimlerini irdeleyen “Beyin Cerrahı” ve “Kot Fabrikası”
gibi ilk çalışmaların ardından, seriye daha sonra eklenen kimi işler, doğrudan bedenin kendi kapasitelerini araştırır, hatta insan bedenini sanatsal üretim süreci içinde yeniden kurgulanıp şekillendirilen bir malzeme olarak ele alır. Tıpkı Ali Kazma’nın kendi video çalışmalarını üretirken olduğu gibi, “Dance Company”de koreograf ve dansçı Zeynep Tanbay’ın çalışma süreci de araştırma, gözlem, kayıt ve kurgu gibi benzer adımları takip eder.
Ali Kazma insan bedeninin sınırlarını ve sanatsal yaratım sürecini irdelemeye devam ederken, kamerasını 2009 yılında İzlandalı dansçı Erna Omarsdottir ile topluluğuna da çevirdi ve onları önce İzlanda’da Mavi Lagün’de prova yaparken, ardından da İtalya’da Drodesera Festivali’ndeki performansları sırasında kaydetti. Üretim mekânlarında sürdürülen çalışmalara ait doğal ortam seslerinin müdahale edilmeden kullanımı Ali Kazma’nın tüm işlerinde karşımıza çıkmakla birlikte, sanatçının “Dansçı”da gerçekleştirdiği kurgu yalnızca bedensel devinimi değil, bedenin ses üreten bir araç olarak olağanüstü kapasitelerini de araştırıyor... Çalışmanın neredeyse her bir karesinden yankılanan fısıltılar, çığlıklar, haykırışlar, nefes sesleri ve metin okumalarıyla oluşturulan ritim, “Dansçı”yı tüm “Engellemeler” serisi içinde işitsel kurgu açısından özellikli bir konuma yerleştiriyor.
“Engellemeler” serisini oluşturan işler arasındaki güçlü iletişim, serinin sunumunda farklı olasılıkları mümkün kılıyor. Her bir video kendi başına sergilenebilecek bağımsız bir iş olma özelliğini korurken, seriyi oluşturan bu parçaların farklı kombinasyonlar halinde birlikte ve çok ekranlı sunumları söz konusu olduğunda, aralarında kendiliğinden son derece dinamik bir iletişim kuruluyor, beklenmedik görsel ve kavramsal açılımlar, çok katmanlı okumalar ortaya çıkıyor. “Engellemeler” serisinde yer alan bağımsız işler arasında, kimi zaman neredeyse resimsel bir soyutlamaya yaklaşan görüntüler aracılığıyla da elde edilen çok güçlü bir görsel bir iletişimin yanı sıra, aynı zamanda iki farklı düzeyde işleyen tematik bir iletişim de söz konusu: Bir yanda kendine ait yeknesaklığı, hızı ve şiddetiyle çağdaş toplumun endüstriyel üretim ve tüketim biçimleri, diğer yanda kendisine ait temposu, sabrı ve becerileriyle zanaatçının üretimi. Spektrumun en ucunda ise bir başka kapasite yer alacak gibi görünüyor; yaratıcı insanınki. Ali Kazma’nın yakın gelecekte seriyi tamamlamak için enerjisini şimdiden buraya odaklamaya başladığını varsaymak zor değil.



Benzer Kitaplar