YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
16. Yüzyılda İstanbul / Kent – Saray – Günlük Yaşam

16. Yüzyılda İstanbul / Kent – Saray – Günlük Yaşam

Yazar:

Kategori: Sanat

ISBN: 978-975-08-1832-5

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 01.2011

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 39.00 TL   Etiket Fiyatı : 60.00 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 320
Boyut : 16.5 x 24 cm
Tekrar Baskı : 4. Baskı / 03.2019

16. Yüzyılda İstanbul, büyük ölçüde bilgilendirici, eğlendirici ve dünden bugüne karşılaştırma yapmaya elverişli “resim okuma”larla donatılmış bir kitap.

Metin And, İstanbul’a hayran bir İstanbullu. Genç yaşta ayrılıp kısa süreli ziyaretler için gelip gittiği bu kente onu en parlak yüzyılındaki haliyle anlatarak borcunu ödemiş. 16. Yüzyılda İstanbul, büyük ölçüde bilgilendirici, eğlendirici ve dünden bugüne karşılaştırma yapmaya elverişli “resim okuma”larla donatılmış bir kitap. Aslında yabancıların kalem ve fırçasıyla çizilmiş büyük bir İstanbul Panoraması. Bu panoramaya bakınca İstanbul’u “Kent – Saray – Günlük Yaşam” gibi kesitlere bölünmüş olarak görüyorsunuz. Her bölüm kendi karakterine uygun resimlerle, resimlerde görülenlere ilişkin açıklamalarla ele alınmış ve İstanbul “yemyeşil, huzur içinde, toplumsal yaşamı uyumlu” bir kent olarak yansıtılmış.
16. Yüzyılda İstanbul, bu büyük kenti tanımaya, sevmeye yardımcı olacak, merak ettiğimiz birçok soruyu cevaplandıracak, adı var kendisi yok ya da ancak izleri kalmış Bizans ve Osmanlı anıtlarını eski çizimleriyle tanımamızı sağlayacak, bugüne kalanların ise eskiden nasıl olduğunu gösterecek bir kılavuz, bir el kitabı aslında…

Bu yapıt, 16. yüzyıl İstanbul’undaki günlük yaşamı sergilemektedir. Bu nedenle uzamda İstanbul, zamanda 16. yüzyılla sınırlandırılmıştır. Bir yüzyıl öncesine veya sonrasına bir yıllık bir taşma bile söz konusu değildir. Osmanlılar üzerine araştırma yapanların, Osmanlı’nın yönetsel yapılanmasını, hükümet örgütlenmesini, savaş hazırlıklarını, savaşlarını ve isyanlarını ve son zamanlarda da ekonomisini makro ekonomi düzeyinde ele aldıklarına bakıldığında, Osmanlılar ın sosyal yaşamı gözden kaçmış gibi görünmektedir. Bu yapıtın hiçbir bölümünde ikinci bir araştırma, bilimsel inceleme veya kaynağa rastlamayacaksınız. Birinci el kaynaklar üzerine ben de hiçbir yargı, yorum veya değerlendirmede bulunmadım. Yapıtın malzemesini zamana tanıklık etmiş olanların belgeleri oluşturmaktadır. Bu belgeler iki kategoride sunulmaktadır: Türkler tarafından yazılanlar ve yabancılar tarafından yazılanlar. Türk tarihleri ve diğer tarihsel incelemeler savaşlara, savaş hazırlıklarına ve hizmetkârları ile sultanların ilerleme ve başarılarına etkileyici bir biçimde yer ayırmışlardır. Ancak sıradan insanların sosyal veya günlük yaşantılarına ait hemen hemen hiç bilgi yoktur. Az da olsa bu tür bilgilere edebî eserler ve arşivlerde rastlanmaktadır. Bunları arayıp bulmak çok zordur ve zaman kaybına neden olmaktadır, üstelik bu iş bilimsel birikim gerektirir. Yine de, kitabımın Kaynaklar Üzerine Notlar bölümünde üç Türk kaynağı gösterilmiştir. Sosyal yaşam bağlamında yabancı tanıklarca sağlanmış bilgiler daha zengindir. Söz konusu bilgiler seyahatnâmelerde, günlüklerde ve gezginlerle diplomatların mektuplarında bulunmaktadır. Ancak bu yabancı kayıtlar, her tür yanlış anlama, abartı, çarpıtma ve bilerek uydurma sonucu bozulmuşlardır. Kimisi yetersizdir, kimisi ise zaten var olan kargaşayı körüklemektedir. Kimi zaman çelişik ve belirsizdir. Yine de birkaçı, bilimsel merakla donanmış, tarihe karşı sorumluluğunun bilincinde olan, güçlü ve dikkatli gözlemcilerin kaleminden çıkmıştır. Dahası, birçoğunun aynı konuya eğilmeleri onların doğruluklarını denetleme olanağı vermektedir.

Kendilerine tozlu arşivlerin raflarında dinlenecek bir yer bulmuş olan yazmalarla bu birinci elden belgelerin birçoğu henüz yayımlanmış değildir. Kimilerine ben ulaşamadım; kimilerini de çözmek zordu. İkinci gruptakilere bir örnek olarak III. Murad’ın sarayında görevli bir İtalyan hekimin tuttuğu kayıtlardan söz edeceğim. Relazione della gran città di Constantinopoli olarak kısaltılmış ad altında British Museum’da (Harl. MSS. 3408) elyazması bulunan hekimin adı Domenico Hierosolimitano idi. Bir başka örneği de Lambert Wyts’ın Reiseberichte’si oluşturmaktadır. Bu yazmanın, Viyana Ulusal Kütüphanesi’nde (Cod. 3325) bulunan mikrofilmine başvurduysam da Fransızca metni çözmekte zorluk çektim. Ancak bu yazma bazı suluboya resimler içeriyor; bunların birinden yararlandım. Venedikli elçilerin raporlarında aktardıkları değerli gözlemlerden de yararlanılabilir. Ancak itiraf etmeliyim ki, ara sıra değinsem de, yayımlanmış olan seksen kadar cildi ayrıntılı bir biçimde incelemiş değilim.

Bu kitapta kullanılmış olan belgelerin çoğu Almanca ve Fransızca’dır; diğerleriyse İngilizce ve İtalyanca, bir tanesi de İspanyolca’dır. Okuyucuya kolay anlaşılır bir biçimde sunmak amacıyla kaynaklarımı doğrudan alıntı olarak aktarmadım. Bunun yerine, bunları kendi sözcüklerimle anlattım, yer yer de kısalttım. Meraklılar için sayfa numaralarını verdim. Aynı konu hakkında birden fazla tanık olduğunda birbirleriyle karşılaştırma yapılabilsin diye tümünün dediklerini aktardım.

Baştan sona karşılaşılan en büyük güçlük bu denli engin kaynak arasındaki dengeyi sağlamaktı. Bu nedenle, özellikle dinsel konuları, İslâm’ın prensiplerini, hükümet örgütlenmesini, ordu ve benzerleri üzerine kimi bilgileri kitabın dışında bıraktım.

Bu kitapta kullanılan ikinci bir grup kaynağı da görsel malzeme oluşturmaktadır. Kenti ziyaret edenlerin birçoğu vatanlarına döndüklerinde deneyimlerini arkadaşlarıyla veya amirleriyle ya da hükümdarlarıyla paylaşmak ve anılarını tazelemek amacıyla gördüklerinin resimlerini, karalamalarını veya gravürlerini yapmışlardır. Nicolas de Nicholay, Jérôme Maurand, Schweigger ve Heberer bize böylesi çizimler bırakmışlardır. Ancak bu çizimler siyah beyazdır. Ben renkli olanları yeğledim ve özellikle bunları kullandım. Bunlar 19 albümde yer almaktadır, fakat kimini kullanamadım. Örneğin Leningrad ’daki (Sen-Petersburg) Hermitage Müzesi başvurumu yanıtlamadı. Oysa, albümlerin çoğu bu kitapta örneklenmişti. Söz konusu yazmalarda yer alan resimlerin iyi çekilmiş modern fotoğraflardan, bilgi aktarma bakımından, aşağı kalır yanı yoktur. Seçim yaparken, aktardığım belgeleri resimlemeyi hedefledim. Ressamlarla yazarlar birlikte yolculuk yaptıklarından, metin ile resim birbirini tutuyor ve resimler anlatılanları aydınlatıyor. Kitap üç ana bölümden oluşmaktadır. Önce, Kent. Bu bölüm panoramalarıyla, anıtlarıyla, surlarıyla, ulaşımıyla, evleriyle, insanlarının ve binalarının sayımıyla, câmileri, hamamları, su kanalları ve bahçeleriyle 16. yüzyıl İstanbul’unu konu edinmekte ve üç ana bölgesini betimlemektedir. Her bir bölge ayrı bir kente benzetilmiştir. İstanbul merkez, Galata-Pera ve Üsküdar. Yangın, kıtlık, deprem ve salgın hastalıklar gibi felaket ve afetler olduğu kadar, düzenin sağlanması, kamu sağlığının korunması ve kentin temizliği de kitabın kapsamındadır.

İkinci bölüm Saray’a ayrılmıştır. Topkapı, diğer saraylar ve Sultan’ın sarayının betimlemeleri burada yer almaktadır. İmparatorluğun yaşantısı Dîvân’ın önerilerde bulunduğu, sadrazamın yardım ettiği Sultan’ın kişiliğinde doruğa ulaşıyordu. Okuyucu burada, hükümdarın halkın içine nasıl çıktığına, nasıl av partilerine gittiğine, hanedan kayığıyla yaptığı eğlence gezilerine şenlik ve yemeklere dair betimlemeler bulacaktır. Saray törenlerini anlatan bölümlerde hükümdarın Dîvân’a başkanlık edişi ve büyükelçileri kabul edişi sergilenmektedir.

Halk’ı ele alan üçüncü bölüm kitabın ana bölümünü oluşturmaktadır. Hepsi kentin yaşamına ayrı bir renk katan değişik ırk, dil, din ve âdetlerle bezenmiş çok sayıda insan yaşıyordu İstanbul’da. Alıntılar bunların giyimlerini, evlilik âdetlerini, yemelerini, içmelerini, denizlerdeki balıkları ve diğer ürünleri, ödemek zorunda oldukları fiyatları, kadınların yaşamlarını, etiket kurallarını, toplumsal normları, cezaları, fahişeliği, uyuşturucuları ve batıl inançları gözler önüne sermektedir.

Önümüzdeki sayfalar konuyu kuşkusuz tüm ayrıntısıyla sergilemiyor. Malzeme bunu gerçekleştiremeyecek kadar engin. Birçok açıdan da daha geniş bir irdelemeyi gerektiriyor, çünkü ele aldığımız dönem Osmanlı İmparatorluğu ’nun gücünün ve debdebesinin zirveye çıkmasına tanıklık etmiş. Ancak genel ve tamamlanmamış bir biçimde de olsa konuya bir giriş yapabildiysem ve 16. yüzyıl İstanbulu’ndaki günlük yaşamın anlaşılması için yolu açtıysam hedefime ulaştım demektir.



Benzer Kitaplar