YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Zenci Kalınız!

Zenci Kalınız!

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Öykü

ISBN: 978-975-08-0693-X

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 11.2003

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%30İNDİRİM 9.07 TL   Etiket Fiyatı : 12.96 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 244
Boyut : 13.5 x 21 cm

Cardonlar ve Yakutiler’den sonra Zenci Kalınız! Ünlü ressam Cihat Burak’tan usta işi öyküler; pekçoğu ilk kez yayımlanan 30 metin… Cihat Burak’ın sağlığında yayımlanan Cardonlar ve Yakutiler’den sonra ardında kalanlardan ilk derleme Zenci Kalınız! Sanatçının aile arşivindeki elyazısı ve daktilo yazılarından derlenen kitaptaki 30 metnin çoğu ilk kez okur karşısına çıkıyor.

Doğuştan Oyuncu Cihat Burak

Yapı Kredi Bankası’nın oluşumuna katkıda bulunduğu Simurg belgeselini izlemiş olanlar anımsayacaktır: Samih Rifat’ın yönettiği, Zeki Demirkubuz’un çektiği kendisiyle ilgili bölümde, Cihat Bey Samih’e bakarak: “Sizce de öyle değil mi, efendim. Bence Evliya Çelebi, tarihteki ilk gerçeküstücüdür,” diyordu. Aslında, bu niteleme kendisi için de geçerlidir. Daha önce birkaç kez anlattım; sevgili Aziz Çalışlar’ın evinde ilk karşılaştığımızda, üstelik herkesin bir köşede kendince yaşadığı, müzik çalınan, içkiler içilen, kızların gözüne girmeye çalışılan bir ortamda, oraya benden sonra gelip tam karşımdaki koltuğa buyur edilen orta yaşlı Bey, kimse dinlemediği halde, mırıl mırıl bir öykü anlatıyordu. Tanışıp dost olduktan sonra, bu öyküyü sayısız kez canlandırmalı olarak dinledik ondan: Sarıyer’de, bir zamanlar tahtaları beyaza boyanmış bir lokanta, yanında da deniz hamamı vardı, kadınlara ayrılmış. Cihatcığım, o dönemde, o bitip tükenmez merakıyla, oyunculuğuyla, balıkadamlığa vurgunmuş: gözlük, palet, zıpkın her şey yerli yerinde. Bir gün, deniz hamamının az ilerisinde dalmış, balık vuracak: zıpkını nişanlayıp tetiği çekiyor, ok gidiyor, denizin dibinde toz duman birbirine karışıyor; dağılınca bir de bakıyor, balık az ötede, gözünü dikmiş alay eder gibi Cihat Bey’e bakıyor. Bu avlanma epey sürüyor, sonuç vermeden; derken su yüzüne çıkması gerekiyor, başını kaldırıp bir de bakıyor ki, kadınlar hamamının tam ortasında. “Var hızımla oradan kaçtım, efendim!” derdi kıs kıs gülerek. Simurg’da da söylemiştim, Cihat Burak, çok tutarlı özü sözü bir insandı: resmi, yaşamı, öyküsü, ayrılmaz bir bütündü. Kimseye gösteriş yapması gerekmezdi; hiçbir şeyi başkalarının gözüne girmek, alkış toplamak için yapmazdı; Bütün oyunları, önce kendisi için, o çocuksu, şakacı gönlünü eğlendirmek için oynardı. Dolayısıyla, oynar gibi yazar, resim yapardı, ama bozulmamış çocuklar kadar ciddî, içten, sorumlu. Yazdığı bir öyküyü, yanında rahat ettiği herkese, önce kendisi kıkır kıkır gülerek sayısız kez anlatırdı. Evliya Çelebi’ye bayıldığını söylemişti filmde; “Başımın ucunda durur kitabı, büyük keyifle hâlâ okurum efendim,” demişti. Onun gibi, belki bütün büyük içten oyuncular gibi, öyküsünde, anlatısında, resminde gerçekle düş, kurmaca iç içeydi. Resim yaparken de, öykü yazarken de zorlanmasına gerek yoktu: her şey kendiliğinden oluşur, su gibi akıp giderdi. Kitaba adını veren öyküyü bize, evde, lokantada, bir dostun evinde, kaç kez, süsleme ve oyunlarında en küçük ayrıntıyı atlamadan kaç kez anlattı; kaç kez hepimizi gülmekten yerlere serdi. Yapıp yazdığından da tam olması gerektiği kadar emindi hep; yarışmalara, yaşına başına, ününe şu kadarcık aldırmadan girerdi. Yunus Nadi Ödülü’nü öyle aldı; alınca, bilgeliğinde, alçakgönüllüğünde en küçük bir değişim olmadı. Nitekim, Paris’te yaşarken, hem de Afrika sömürgelerinden gelmiş, getirilmiş kaçak kardeşlerimiz gibi tam bir “Zenci” gibi küçümsenir horlanırken, açılan Utrillo yarışmasına girer; resmi, benim çok iyi sezdiğim gibi, öbürlerinden daha çarpıcıdır. Aslında yansız bakılabilse, birinciliğin ona verilmesi gerekir. Ama, şimdi artık tabak gibi ortaya çıkan Batılıların amansız, aralıksız Türk düşmanlığı yüzünden, buna olanak yoktur. Çağırıp açıkça olmasa da bunu sezdirip anlatırlar; ve o söylemiş olsa da adını sanını çoktan unuttuğum Avrupalı birine verirler ödülü. Versinler, hiç umurunda değildir: o yarışmaya girmiş, gücünü gösterip kanıtlamış, içindeki güzelim çocuğu sevindirmiştir nasılsa. Cihat Burak için, sanat dallarındaki ustalığı için daha çok konuşmak, önce ona sonra kendime saygısızlık olur. Bu eşsiz öyküleri okurken , ben’inizi onun kadar temiz, çocuksu tutabilmeyi başarmışsanız, kendiniz hak ettiğiniz hazzı dolu dolu tadacaksınız nasılsa. Yapı Kredi Yayınları’nı, bu benzersiz insanın yazılı resimlerini gün ışığına çıkardığı için yürekten kutluyorum.

Bertan Onaran



Benzer Kitaplar