YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Şikeste

Şikeste

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Öykü

ISBN: 978-975-08-3123-2

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 10.2014

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 4.82 TL   Etiket Fiyatı : 7.41 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 96
Boyut : 13.5 x 21 cm
Tekrar Baskı : 1. Baskı / 01.2015

“Şikeste”

“Kazandım” demişti en son karşılaşmalarında. Ağzının içinde tüm dünyayı ezer gibi söylemişti. Bozkırın orta yerinde hiç kimse bir şey kazanamamıştı oysa.

Daha ilk kitabıyla Orhan Kemal Öykü Ödülü alan Türker Ayyıldız’ın ikinci öykü kitabı Yapı Kredi Yayınları’nda. “Vapurlara Küsmek” ile 2011 Orhan Kemal Öykü Ödülü’nü alan yazar “Şikeste” ile öykücülüğümüzdeki yerini perçinliyor.

“Şikeste”, kırık, kırılmış, yenilmiş, bozulmuş, hezimete uğramış, kırgın, incinmiş, kederli anlamlarına gelen, Farsça kökenli ve artık geçmişte kalmış kelimelerimizden. Türker Ayyıldız’ın, ikinci kitabına bu adı vermesinin sebebi, yazdığı öykülerin tam da bu anlamları kuşanmış olmalarından kaynaklanıyor. Gerçekten de kazanmanın ya da kaybetmenin önemsiz olduğu durağan hayatlar, beklenmedik bozgunlara açık yürekler, büyük kırılmaların sıradanlaşması vs. “Şikeste”, işte böylesi on dört öyküden oluşuyor.

Şikeste’de toplumun kıyısında kalmış kırgın ve yıkık, dayanıklı ve bıçkın insanların canlı hikâyeleri etkili bir dille anlatılıyor.

Boşa Giden Her Şey

Gözlerini açtığında kocası yanında yoktu. Sapsarı daireler içindeki tavana baktı. Kaç zamandır söylüyordu boyatalım diye. Bir boyayla bitse, kiremitler aktarılacak, yalıtım değişecek, en az üç dört kat boya sürülecekti. Gücü yetse fırçayı kirece basıp sürecekti halkaların üstüne. Yetmiyordu işte, hiçbir şeye gücü yetmiyordu. Avuç içleriyle başını ovaladı, korkunç bir ağrı saplanmıştı yine. Sağ koluyla destek alıp karyoladan doğrulurken akşamdan kurduğu saat zırlamaya başladı. Dönüp bakmadı bile. Nesine baksın, yıllardır hep aynı saatte uyanıyordu. Elini ağzına götürüp uzunca esnedi.

Bıraksalar öğlene hatta akşama kadar uyurdu. Sendeleyerek yürüdü. Çiçekli geceliği baldırına kadar sıyrılmıştı. Arkasından biri bakıyormuş gibi eliyle düzeltti. Havasız odada zırlayıp durdu saat. Sonra kendiliğinden sustu.

Kızların üçü de yer yatağında uyuyordu. Pencereyi açmak için üstlerinden atlarken ayak bileğine bastı birinin. Kız kafasını yastıktan kaldırıp, “Anne” diye mızırdandı. Saçı başı birbirine karışmış, ağzının salyası yastığa akmıştı.

“Haydi kalkın. Geç kalacaksınız” dedi Safiye.
“Ne geç kalması ya” diye homurdandı en büyükleri.
“Hadi” dedi annesi, H harfini yine yutarak.
“Her sabah aynı, kargalar bokunu yemeden niye kalkıyoruz?” diye ofladı. Yorganı üstüne çekip başını yastığın altına soktu. Annesi umursamadı kızın söylediklerini. Yorganın üzerinden kalçasını tekmeledi yalandan.
“Git başımdan” diye bağırdı kız. Safiye perdeyi çektikten sonra pencereyi açmaya çalıştı. İki eliyle iyice yüklenince zorla açıldı.

Tahta çerçevelerin boyası kavlamış, camı tutan macunlar güneşten kuruyup dökülmüştü.

Mutfağa geçip muşamba kaplı masayı temizledi. Şekerli bir şey kurumuştu üstünde. Islak bezi bir iki defa sudan geçirerek gıcırdayana dek ovdu. Geceliğin içinde göğüsleri sallanıp durdu bunu yaparken. Sağ elini sol göğsünün üzerine koydu. Durduk yere bir çarpıntı başlamıştı yine. Sandalyenin üzerinde biraz nefeslendikten sonra çöp kovasındaki poşetin uçlarını sıkarak düğümledi. Yaz birdenbire gelmişti işte. Üç beş gün önceki soğuklardan eser kalmamıştı. Musluk suyuyla çaydanlığı doldururken üst üste esnedi. Ocağı yakarken küçük pencereden avluya baktı. Kocası İdris sabahın köründe kalkmış, güvercin uçuruyordu. Safiye’nin gözleri çaresizlik içinde adama takıldı. Dudağının kenarındaki sigarasıyla sanki çok önemli bir şey yapıyormuş gibi başını yere indiremiyordu. Kim derdi kırk beşine merdiven dayamış diye? Kanat sesini duysun, iyice çocuk oluyordu koca adam. Varsa yoksa güvercinler. İşten gelir gelmez kümeste alıyordu soluğu. Üstü başı kuş boku içinde kalıyordu sonra. İnsan yetişkin kızlarım var demez mi? Mahallenin tüm kılıksızları bunun peşinden avluya doluyordu. Pis bakışlı, kapkara adamlardan tiksiniyordu Safiye. Erkek değil mi? Hepsi aynı işte, diyordu kızlarına.



Benzer Kitaplar