YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Seçme Yazılar – Bedrettin Tuncel

Seçme Yazılar – Bedrettin Tuncel

Yazar:

Kategori: Deneme, Edebiyat

ISBN: 975-363-334-3

YKY'de İlk Baskı Tarihi:

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 7.22 TL   Etiket Fiyatı : 11.11 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 272
Boyut : 13.5 x 21 cm

1910-1980 yılları arasında yaşayan Bedrettin Tuncel, Cumhuriyetin ilk yıllarında yetişen aydın kuşağının bir üyesi. Özellikle Fransızcadan yaptığı çeviriler ve tiyatro yazılarıyla tanınan Bedrettin Tuncel, Türkiye’deki akademik kariyerinin yanı sıra UNESCO’da yaptığı çalışmalarla da kültür yaşamımızda derin izler bıraktı. Seçme Yazılar, Türkiye’nin kültür haritasında sınırları genişleten bir aydının perspektifini gözler önüne seren önemli bir kaynak. Kitapta sunuş, yaşamöyküsü ve kaynakça bölümü dışında, yazarın 1928’den 1979’a kadar çeşitli dergi ve gazetelerde çıkan yazılarından derlenmiş otuz üç yazısı yer alıyor. Kaynakça bölümü ise, Bedrettin Tuncel külliyatını ortaya döken ayrıntılı bir çalışma. Kültür coğrafyamızda ilerlemek isteyenler için.

Yeni Kelimeler
-- Nasıl, beğendin mi?

-- Beğendim; iyi yakıştırmışsın.

-- Ben yakıştırmış değilim; kelime zaten vardı.

-- Ben bilmiyordum, doğrusu... Nerde rastladın bu kelimeye?

-- Halk hikâyelerinden birinde, Kerem ile Aslı'da.

-- Tuhaf. Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.

-- Gelmez ya.. Bulan bulmuş, yakıştıran yakıştırmış. Sen böyle işte havanda su döv dur.

-- Yahu, insaf et. Daha geçen gün sen bana ne dedin?

-- Ne dedim?

-- "Şu senin bulduğun kelimelere bayılıyorum" dedin.

-- Dedim, evet; inkâr edecek değilim. Ama ben sana bir şey daha diyeyim: sen "Çift mi, tek mi?" oynuyorsun.

-- Anlamadım.

-- Canım, çocukların oynadıkları oyun.

-- Ha, evet. Bunu ne diye söylüyorsun yani?

-- Şunun için söylüyorum: sende tuhaf bir merak başladı...

-- Ne münasebet?

-- Bırak da sözümü bitireyim. Sende tuhaf bir merak başladı; yeni kelime bulmak merakı...

-- Fena mı? Başarıyorum da bu işi... Bunu sen de söyledin. Sen de söyledin diyorum, çünkü dil bahislerinde yabana atılır adam olmadığını bilirim.

-- Teşekkür.

-- Yoo... hakkın doğrusu... Öyle ya; gittin, okudun, çalıştın, kafa patlattın. Çarşaf kadar diploma aldın...

-- Bırak canım; bu lâkırdıların ne münasebeti var? Sen asıl meseleye gel, meseleye... Yeni kelimeler meselesine. Lâtifeyi bırak, ciddi ciddi konuşalım.

-- Konuşalım.

-- Tümen tümen yeni kelimeler çıkıyor.

-- Evet.

-- Yüzde doksanı yeni teşkil yollarıyla meydana getiriliyor.

-- Fena mı?

-- Dur, sabırsızlanma. Yüzde doksanı yeniden yaratılıyor. Bunlardan çok güzel olanları, dilimize yaraşanlar var. "Çift mi, tek mi?" oyunundaki gibi boş çıkanları da var...

-- Olabilir. Dil işleri kolay değil. Yeni yüz kelimeden onu kalsa, onu tutsa yeter.

-- Çok doğru. Ama yalnız izin ver de bir notaya dokunayım.

-- Aman kardeş; sen kim, ben kim? Söyle, söyle...

-- Dedin ki: "Yeni yüz kelimenin onu tutarsa, iyi." Tutacağını sandığın şu on kelimeden birkaç örnek versene.

-- Derhal. Ben sana şimdi bir kelime söyleyim de ötekilerini bulur, sonra söylerim.

-- Peki.

-- "Ölümkalım."

-- Hatırında yanlış kalmış galiba?

-- Yok canım; inanmazsan bak şu gazeteye.

-- Sahi yahu; "ölümkalım".

-- Şüphen kalmadı ya?

-- Kalmadı. Yanlış olduğuna şüphem kalmadı. Ben bunu "ölüm dirim" diye bilirim.

-- Nereden bilirsin? Kendin uydurmadın ya?

-- Hayır, böyle bir iddiam yok. Halk arasında kelimenin geleneği var. Yazıya böyle geçmiş, konuşmada böyle söylenmiş...

-- Peki ne diye "ölüm kalım" yazmışlar?

-- Orasını bilmem. Ben bildiğimi söylüyorum.

-- Yahu; sen demin "gelenek" diye bir şey söyledin; bu kelime hoşuma gitti. Türkçe'ye pek yakışmış.

-- Yakıştıran iyi yakıştırmış. Dil şuuru oldu mu korkma.

-- Bugün biraz kapalı konuşuyorsun. Biraz açıl bakalım, açıl...

-- Ne sorduysan ona cevap verdim. Fazla lâkırdıya ne lüzum var?

-- Pekâlâ. Zaten seni daha fazla üzecek değilim; sen bana şu yeni kelime teşkili meselesi hakkında...

-- Ayak üstü konuşulacak şey mi bu?

-- Hadi, hadi; naza çekme.

-- İşim var. Çalışmaya gidiyorum. Zor bir iş peşindeyim.

-- Hayır ola?

-- Şu Türkçe'de mevcut eski, yeni metinlerden Türkçe kelimeler topluyorum.

-- İyi iş doğrusu... Temiz iş.

-- Dahası var: asıl iş, halk dilinde yaşayan köklü Türkçe kelimelerimizi derleyip toplamak, işleyip ortaya koymaktır..

-- Peki bunları ne yapacaksın?

-- İşte bunlar benim yeni kelimelerim...

-- Hadi kal sağlıcakla...

(Ülkü, Yeni Seri Sayı 18, 16 Haziran 1942)



Benzer Kitaplar