YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Sarmal – Bütün Öyküleri I

Sarmal – Bütün Öyküleri I

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Öykü

ISBN: 978-975-363-518-4

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 07.1996

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 19.86 TL   Etiket Fiyatı : 30.56 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 528
Boyut : 13.5 x 21 cm
Tekrar Baskı : 2. Baskı / 04.2011

Gezi ve köşe yazıları, deneme, çeviri ve tiyatro uyarlamalarından da tanıdığımız öykücü Orhan Duru’nun ilk öyküsü “Kadın ve İçki” 1953’te “Küçük Dergi”de yayımlanmıştı. Ardından onlarca öyküsü daha yayımlanan Duru -öykülerine bakılarak- kimi kez gözlemci, kimi kez güldürücü, kimi kez de bilim-kurgucu bir yazar olarak değerlendirildi. Oysa kendisi, “Sarmal” adını verdiği bu “toplu öyküleri”yle -gerçekçi de sayılsa, kurmacacı da sayılsa- öykücülüğünü, gerçekte “dolantılı bir yol”da sürdürdüğünü söyler gibi…

Turist Gözlem Evi

Hava eriyik demir gibi sıcak. Otelin yüzme havuzu yanındaki bir masanın çevresinde oturanlar baygın. Havuzdaki su, kaynama derecesine yakın. Sanki bir haddehane burası... Demir çubuk çekiyorlar. Yandaki yapıdan hızar sesleri geliyor. İnşaat devam ediyor. Bir yandan birileri taban kaplamalarına sistire yapıyor.
Bunlar ya delirmiş ya beyni sulanmış. Bu sıcak her olasılığa açık. Bu ortamda oturulur mu böyle? Rakı ile karışık güneş çarpmasına uğrar insan... Hastaneye ve sağlık ocağına hep böyleleri geliyor. Ya kafalarına buz torbaları koyuyorlar ya da tansiyon düşürücü ilaç veriyorlar onlara. Bir yandan ter dökerken bir yandan beyinleri genleşiyor ve gözleri patlaşıyor.
Mimoza Oteli’nin yönetmeni ve işletmecisi Tunca, aldı durumu işletme ve denetleme kapsamına. Bu berbat yeri övmeyi görev biliyor kendine. Sanki böyle överse Tahsin Bey gibi bol paralı ve yüklü kişiler daha çok gelecek. İnanıyor buna budala. Tahsin Bey bir yandan terliyor şakır şakır, bir yandan yudumluyor birasını ılık. “Bu yerde soğuk bir bira yok mu Tanrım” diye geçirirken içinden, sırıtıyor Tunca’nın söylediklerine, babacan bir yaklaşımla. Geveliyor Tunca bu arada:
“Çok hastaydım ben, büyük kentlerde yaşarken. İnanılır gibi değil. Bozuktu kalp kapakçıklarım, karaciğer damarcıklarım ve omuriliğim... Doktora gittim ve hemen beni kesmeye kalktı. ‘Yüreğinize kapak koyalım’ dediler paslanmaz çelikten. Anlamadım. Kuyu kapağı mı bu? Karaciğere ve safra kesesine plastikten borucuklar koyalım. Bunları dinlerken midem tuttu ve hemen çıkardım ne var ne yok. Sürünerek ve sürüklenerek kaçtım doktorların elinden. Dediklerinin birini bile yaptırmadım. Yaptırır mıyım hiç? Hem ben iyi ud çalarım. Havalar serinlesin sizlere de çalarım. Hep de böyle bir deniz kıyısında çalmak istemişimdir. Daha romantik. Bir ara canıma kıymaya da kalktım. Ama değmez dedim. Sonra burayı buldum. Daha gelir gelmez sıkıntılarım bitti. Ciğerlerim açıldı. Ağrılarım kesildi. Kendime geldim sayıyla. Düzeldi birdenbire yüreğim de, karaciğer ve dalağım da. Organım da iyi durumda.”
Tunca bunları anlatınca Tahsin Bey kalır mı bu sözlerin altında? Hemen açtı göğsünü, gömleğini sıyırıp. Gösterdi masanın çevresindekilere bypass ameliyatından kalma izleri, harita gibi... Dört damarını birden değiştirmişler. Göğsünde yukardan aşağı bir dikiş izi. “Vurun, isterseniz vurun. Benim alnım ve göğsüm açık. Her kuruşun ve kurşunun hesabını veririm. Korkulacak bir şey yok. Ameliyat sekiz saat sürdü.” dedi Tahsin Bey. “Göğsümü karnıyarık gibi açtılar. Belki de imambayıldı. Bacaklarımdan damar alıp taktılar kalbime.” Sonra eğilip pantolonunun paçalarını yukarı çekti ve bacaklarındaki yara izini gösterdi, damarların alındığı. Son derece sağlıklı.
Tahsin Bey, tombulca, hali vakti yerinde bir işadamı. Daha çok güzel bayanlardan hoşlanıyor ve sarkıyor onlara tümüyle sık sık. Bölgede turizm yatırımlarına girişeceği söyleniyor, yaygın ve ağırlıklı bir söylence bu. Bir şey bilmiyormuş gibi yapıyor çoğu kez çaktırmadan ve çapkın bakışlar atarak masada oturan Gülten Hanım’a. Oysa ortalıkta in cin top atıyor. Tunca da top atıyor bu gidişle. Müşteri çok az.

Tunca kırçıl sakallarını kaşıdı ve düşündü kara kara ve kukumav. Otelin önündeki kayalık plajda yüzen birkaç yabancı bayan dikkatini çekti Tahsin Bey’in ve gelen geçenin. “Bizim sevgili eşlerimiz niye bunlara benzemiyor?” diye sordu Tahsin Bey Paşa, etti taşa. Kıkırdadı fingirdek Gülten Hanım, Kafe Bistro’nun sahibi ve Tahsin Bey’i paralı ve yakışıklı bulan. Tahsin Bey de şöyle gözlerini süzdü Gülten’e, kalçalarını dolgun bulduğunu belirtir biçimde.



Benzer Kitaplar