YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
O / Hakkari’de Bir Mevsim

O / Hakkari’de Bir Mevsim

Yazar:

Kategori: Edebiyat

ISBN: 975-363-986-4

YKY'de İlk Baskı Tarihi:

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 5.41 TL   Etiket Fiyatı : 8.33 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 196
Boyut : 13.5 x 21 cm

1976’da yayımlanan ilk romanı Kimse, bir yalnızlık destanıdır. Bir dağ köyünde, uçsuz bucaksız görünen karla kaplı ortamda roman kişisinin kendisiyle konuşmasından oluşur. Bir yıl sonra O yayımlanır. Daha sonra senaryosunu Onat Kutlar yazacak ve Hakkari’de Bir Mevsim adıyla filmi çekilecektir O’nun. Okuyucunun da edebiyat çevrelerinin de büyük ilgisini toplar Kimse ve O. Füsun Akatlı, “Her iki romanın da yazınımız için gerçek birer kazanç olduğunu söylemekten öte sözü uzatmayacağım” diye yazar örneğin; Fethi Naci, “Ferit Edgü’nün iki romanı da aydın-köylü ilişkisine yeni bir yaklaşım getiriyor, aşılmaz sanılan bir iletişimsizliğin aşılabileceğini gösteriyor” yorumunu yapar; Melih Cevdet Anday, “O’yu sadece gerçekçi bir roman saymak yetmez, gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür… Ferit Edgü’nün gerçek bir yaşamı, roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. Çünkü ‘O’ gözlem gücünü, anlatı ustalığından alıyor” der; Gürsel Aytaç, “O çağdaş Türk romanında anlatım tekniği ve roman kurgusu bakımından yeni ve özgün bir eser. Ferit Edgü, yazarlarımız arasında romanın sanat boyutunun en bilinçli savunucusu”diye tanımlar romanı ve yazarını.

VI / Han

Hanın dört odasından biri boştu. Han sahibi, Eğer bir müşteri gelmezse tek başınıza geceleyebilirsiniz, dedi. Odaya doğru ilerlediğimde, ardımdan, Pir. Köyünün yeni öğretmenisiniz, değil mi? diye sordu. Tanrım! herkes tanıyor beni bu kentte. Ya da herkes herkesi tanıyor. Ben hariç. Kendi dahil, kimseyi tanımayan ben hariç. Bu kısa süre içinde şaşırmamaya alıştım. Evet, dedim, ben o'yum. Elimdeki paketlere bakıp, Süryaniden mi? dedi. Anlamadım, dedim. Süryaniye mi uğradınız? dedi Süryani kim? dedim. Bizim kitapçı, dedi. Ha, evet, kitapçı... Süryani midir? dedim. Evet, dedi, kentimizin tek Süryanisi ve tek kitapçısı. Süryani ne demek? Niçin Süryani? O Süryani ise sen kimsin? Ben kimim? Sormadım. Hiçbir soru sormadım. Denizde de soru sorulmaz. Bazı deniz kurallarının (Soru sorma!) karlı dağ başlarında ya da susuz çöllerde de geçerli olacağını hiç düşünmemiştim. Ama denedim. Elimden başkası gelmediği için. Başkasını düşünemediğim için. Odam hangisi? dedim yalnızca. Burası, dedi. Kapıyı açtı. Yan yana konmuş dört demir karyola. Ortalarında bir tahta masa. Masanın üstüne elimdeki kitapları, haritayı ve mührü bıraktım. Han sahibinin odadan çıkmasını bekledim. Çıkar çıkmaz da kapıyı kapadım. Sürgü, kilit gibi bir şeyler arandım. Ama kapıda, ne sürgü, ne kilit vardı. Döndüm, masanın üstüne bıraktıklarımdan, ilkin haritayı aldım (denizci tutkusu). Yuvarlanmış ve ipek bir iplikle bağlanmıştı. Düğümü çözdüm. Kâğıt kıvrılıp toparlanmasın diye, bir yanına kitapları, bir yanına da mührü koydum. Tam incelemek için üstüne eğilmiştim ki kapı açıldı. Ve içeri bir yabancı girdi. Vali Bey sizi istiyor, dedi. Vali mi? dedim. Olur gelirim. Adam yerinden kımıldamadı. Söyleyin kendisine birazdan gelirim, dedim. Adam yerinden kımıldamadı. Sesimi yükselterek, Sen git, ben gelirim, dedim. Adam yerinden kımıldamadı. Belli ki beni almadan gitmeyecekti. Sesimi yükselterek, Sen git, ben gelirim, dedim. Vali Bey sizi alıp gelmemi istedi, dedi. Kitapları ve mührü kaldırdım. Haritayı sardım. Valinin habercisi önde, ben arkada, çıktık.



Benzer Kitaplar