YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Mızıkalı Yürüyüş – Kara Tren

Mızıkalı Yürüyüş – Kara Tren

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Öykü

ISBN: 978-975-08-0770-7

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 03.2014

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 11.70 TL   Etiket Fiyatı : 18.00 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 176
Boyut : 13.5 x 21 cm
Tekrar Baskı : 5. Baskı / 08.2019

2003 yılında bütün yapıtlarıyla YKY’ye geçen Vüs’at O. Bener’in öykü kitapları Mızıkalı Yürüyüş ve Kara Tren tek ciltte biraya geldi. Dost – Yaşamasız, Bay Muannit Sahtegi’nin Notları ve Siyah-Beyaz’dan sonra, Mızıkalı Yürüyüş – Kara Tren ile Vüs’at O. Bener serisi sürüyor.

Lamelif Sokağı’na gidiyorum, yeğenimin yanına. Terminale indiğimde ona nasıl telefon edebileceğimi düşündüm durdum yol boyunca. Jetonum yok. Olsa da telefon kulübesi kim bilir nerede? Hem ben jetonu önce mi, almacı kaldırdıktan sonra mı kutudaki deliğine yerleştireceğim? Oluklu yüzünü mü, düz yüzünü mü? Arkamda sıra bekleyen varsa büsbütün şaşırırım. Jetonu yutup ses vermeyen kulübe telefonlarından nefret ederim. Çoğu bozuktur zaten. Yumrukla dur artık aşağıya düşsün diye jeton. Şehiriçi, şehirlerarası kulübe telefonları ayrıdır sahi. Canım terminalde telefon olmaz mı? İyi de, bakalım izin verecekler mi telefon etmeme? Ettirdiler diyelim, bakarsın yoktur evde çocuk. Çocuk diyorum, otuz beşinde, koskoca adam. Saçma korkum, ama korkularım dur durak bilmez hale geldi, en basit olumsuzluk belirtisi, olasılığı, oluşumu yüreğimi daraltmaya yetiyor. Otobüs devrilse de bitse işkence. Oysa ölüm gelmeyebilir, kolum bacağım kopabilir, tekerlekli iskemleye mıhlanabilirim. Örneğin kıçımı kim temizleyecek? Öbür suçsuz yolcular umurumda değil. Ne bağışlanmaz acımasızlık. Salt kendime dönüğüm. Böyle miydim ben? Yetmiş bir yaşımı sürdürüyorum, o yüzden olsa gerek. İki yıla yaklaştı işime son verileli. İlk aylar girişimlerimden sonuç alabileceğim umuduyla pek sıkılmadım galiba. Sonra? Tüm umutlar yıkıldığından beri hiçbir işe yaramadığım, yaramayacağım saplantısı bir yana, ölüm beklentisi çıkmazına saplandım. Aklım başımda sözde. Kesinlikle buluşamayacağımız bir kavram, olgu ölüm. Yazan, okuyan adamsın, iyi kötü emekli aylığın da var. Bütün gün yazılacak, okunacak. Göz tansiyonum gitgide azıyor. Taş çatlasa iki saat dayanıyorum. İşim varken saat altıda fırlıyordum yataktan. Şimdi, saat onu bulayım hiç değilse deyip, debeleniyorum yatağımda. Kalk giyin, gazete al, yürü biraz. Nereye? Dal, çık sokaklara amaçsız. Kulaklarımı hırpalayan korna, fren sesleri. Öfkelen çalım atıp geçen, koşuşturan insanlara. Tek uğrayabileceğim yer Işık Eczanesi. Bülent Işık. Genç adam kapıdan karşılar. Ne ki bıkacak bir gün ihtiyarın yinelemekten kaçınamayacağı anılarından. Haldun Taner’in Fazilet Eczanesi’nden sözettim ona, Eczanenin Akşam Müşterileri adlı öyküsünden oyunlaştırdığı. Gülümsedi.



Benzer Kitaplar