YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Kırılma Noktası

Kırılma Noktası

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Roman

ISBN: 975-08-0835-5

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 01.2004

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 4.82 TL   Etiket Fiyatı : 7.41 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 210
Boyut : 13.5 x 21 cm

İlk romanı Eksik Taşlar’ın ardından Louis Ferdinand Céline’in Gecenin Sonuna Yolculuk adlı başyapıtını Türkçe’ye çeviren Yiğit Bener, bu kez ikinci romanıyla okur karşısında. Kırılma Noktası, hafızalarımızda derin izler bırakan 17 Ağustos depremi ekseninde yakın geçmişimize ilişkin sert bir tanıklık sergiliyor.

Lütfen elinizi çeker misiniz oradan... Siz... Evet, size söylüyorum... Siz, karşıma geçmiş, gözünü dikip bana bakmakta olan kişi. Lütfen elinizi çeker misiniz! Bakın hâlâ anlamazdan geliyorsunuz, ne elinizi çektiniz, ne de gözlerinizi ayırdınız benden. Bana dokunma, gözlerinizi üzerimde gezdirme hakkını kimden aldınız böyle? Bu ne cüret? Beni sere serpe uzanmış, müşteri bekler gibi görünce orta malı mı sandınız? Ne münasebet! Hatta misafir olduğum dükkanın sahibinin eline üç beş kuruş sıkıştırırsanız beni sıradan bir meta gibi satın alabileceğinizi, bana sahip olabileceğinizi mi düşündünüz? Hadi ordan! Kendimi göstermek istercesine süslenip ortada dolanıyor olmam sizi yanıltmasın: Bu asla her önüne gelenin, her aklına esenin, her meraklısının gönlünce beni süzebileceği, öyle paldır küldür bana dokunabileceği, beni kavrayarak oramdan buramdan çekiştirebileceği anlamına gelmez. Gerçi... ilgi görmeyi beklediğimi inkâr edecek değilim. Aksi halde neden çıkayım gün ışığına? Ayrıca, birilerinin hakkımda bir şeyler karalamış olabileceğinin, sizin de sağda solda söylenenlerin etkisinde kalarak bana yönelmiş olabileceğinizin farkındayım elbette. Çıkan ilandan da haberim var. Biliyorum, biliyorum... Olmak istediğim kadar masum değilim, haklısınız. Ama bu, ne pahasına olursa olsun birilerini bulma telaşında olduğum anlamına gelmez. Demem o ki, birlikte olmamız için sizin beni beğenmeniz yetmez... ben de sizi beğenmeliyim! Yani, anlayacağınız, şu an sizin beni tarttığınız kadar, ben de sizi yoklamaktayım. Bakalım anlaşabilecek miyiz? Bakın, ben yalnızca, aklımdan geçenleri, hatta daha bile ötesini gerçekten okumasını bilen... duygularımı, düşüncelerimi paylaşabileceğim bir dost arayışındayım... varsa eğer... çıkarsa öylesi karşıma. Çıkmazsa da... ne yapalım! Her arayış karşılığını bulmak zorunda değildir. Benim dilimden anlayacak bir oynaşı bugün bulamazsam, yarına saklarım kendimi... yarın da çıkmazsa kimse karşıma... küser kaderime, çekilirim köşeme: Siz benim ne kadar gururlu, hatta kibirli olduğumu tasavvur dahi edemezsiniz! Tok satıcı gibi davrandığımı mı düşünüyorsunuz? Bu kafayla gidersem kimse yanıma yanaşmaz mı demek istiyorsunuz? Kim bilir... Öyle olsun istemem elbette. Ancak bu dokundurmalarım nedensiz değil. Ola ki, “beni al, beni al, bana gel, bana gel!” diye önünüzde takla atanların size kötü alışkanlıklar kazandırmış olmalarından çekinmişimdir. Hoyratça üzerime çullanıp, beni de bir çırpıda tüketmeye kalkmanız ya da anlamaya çalışmadan bir kenara atmanız olasılıkları beni huzursuz etmiş olabilir. Yanlış anlamayın, sizinle ilişkiye girmek istemiyor değilim. Nazlanmıyorum da. Ne ki, kendimce ilkelerim var. Olmasın mı? Bir an önce açılıp saçılmam için sabırsızlanıyor olabilirsiniz... (ne o? Beni merak etmeye mi başladınız yoksa?) Sizi uyarmalıyım yine de: Eğer beni elde etmek istiyorsanız, önce beni hak etmeniz, hakkımı vermeniz gerek. Öyle genel geçer, toptancı, hazır reçetelerle, ezberlenmiş basmakalıp yöntemlerle kolayca bana ulaşıp keşfedemezsiniz içyüzümü. Çaba göstermeden kavrayamazsınız satır aralarımda gizlenenleri... Ben, beni yaratanın bile bilincine sığmayan, onu bile aşan özellikler taşırım... nereden geldiğimi, ne olduğumu, yarın ne olacağımı o bile çözümleyebilmiş değil ki siz kolayca tanımlayasınız... Bilmelisiniz ki ben güzelliklerimi yalnızca hak edene gösterir, sırlarımı yalnızca benimsediklerimle paylaşırım... Göz diktiğiniz hazinelerime sahip olmak istiyorsanız, bana yeterli özeni göstermelisiniz, çünkü ben süzülmüş duyguların, hatta bir içtenliğin yansıdığı yoğun, yıpratıcı bir emeğin ürünüyüm... bir aklın, bilginin, birikimin, ola ki bir bilgeliğin ifadesiyim. Daima sandığınızdan farklı özellikler, ayrı anlamlar taşırım. Beni çözmek, çeşitli katmanlarımda neler olduğunu sezebilmek için ayrıksı yaklaşımlar, değişken okumalar gerek size... hem de kişiden kişiye farklılaşan... zaman içinde başkalaşabilen. Çok mu böbürlendim yine? Haklı olabilirsiniz... Bunu hep yapıyorum, elimde değil. Huyum kurusun! Herkesin vardır bir kusuru... gülün dikeni. Ama bakıyorum derhal alaycı bir gülümseme belirdi dudağınızın kenarında, çok mu geveze buldunuz yoksa beni? Yapmayın canım. Daha yolun başındayız. Şunun şurasında cilveleşiyorduk biraz. Ayrıca, neyi nerede ve neden söylediğim konusunda size hesap verecek değilim her halde. Ola ki bir bildiğim vardır...



Benzer Kitaplar