YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Karanlığın Günü

Karanlığın Günü

Yazar:

Kategori: Edebiyat

ISBN: 978-975-08-000-1

YKY'de İlk Baskı Tarihi:

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 6.02 TL   Etiket Fiyatı : 9.26 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 290
Boyut : 13.5 x 21 cm

Güvercinler Apartıman Aydınlığına Boşluğa Karınlığa nereden sızmışlardı anlamamıştık. Nasıl oluup da buzlu camlarla kapatılmış aydınlık çatısını aşıp -aşamayıp- kurşun pembesi kısa burunlarıyla camları çıt çıtlayarak görünmez delikler açtıklarını, o görünmez deliklerden içeriye süzüldüklerini, usulca kaldırıp buzlu camı, gene usulca takıp yine apartıman Boşluğunu doldurduklarını, Aydınlığı, nasıl olup da herhangi bir katın sokağa bakan penceresini bulduklarında açık, öylesine davranıp tez, gönderdiklerini ilk öncü güvercini, Partizanı…” Bu roman, bir kadının birkaç saatini; tarihi, toprağı, sırrı biriktirmiş bir camdan, bir bellek aynasından (balkon kapısı); “eriyik-zaman” potasından aktarıyor. Karanlığın Günü, kendi ötesine gidip kendini yok eden şer mutasavvıfları, polis insanları, günün devrimcilerini; boş inançla bilimselin, groteskle düşselin; saçmanın, cinselliğin, mizahın ölümle yoğrulduğu özgün bir kurgu-dokuyucu Leyla Erbil’in “senfonik anlatımıyla” sunuyor. Bir ağıt roman. 13.5 x 21 cm, 290 sayfa, ISBN 975-08-0000-1

Bu akşam da kat kapısında karşıladığı konuklarını birkaç hoş sözle rahatlatıyor, ( -- Ahh! gelmeyeceksin diye öyle korktum ki! Sensiz nasıl geçer bu gece şekerim? Hani karın Vedat? Aşkolsun! Amaan tıpkı on yıl önceki Neslihan'sın bu akşam! Hii bu ne şıklık böyle!.. -- ) kollarına girip salona açılan camlı kapıya kadar götürüyor, orada her vakitki gibi ayaküstü biriyle sohbete dalmış kocasını uyandırmak için üç beş kez "Celil! Celil!" diye seslenip, "Celil, bak canım kimler gelmiş!" diye şaşkınlık sevinciyle taşarak ( -- sanki o geceye o konuğu çağıran ve geleceğini bilen kendisi değilmiş gibi -- ) eşine teslim ediyordu yeni konuğu. Sadece ben değil, Melih, Emin, Turhan, Gülümser, Sadrettin, Azade, Necdet,,, hepimiz severiz Yıldız'ı... Bizler hem birbirinden sıkılan ve hem de biraraya gelmeden yaşanamayacağını sanan bizler; Yıldız'a bizde olmadığını bildiğimiz bir şeyin, -- çocuksu aklın, debiliğin, işbilirliğin, neşeyle yaşama tutkusunun, ikiyüzlülükten yoksun olduğunu sandığımız o saflığın -- hep onda var olduğunu düşündüğümüzden... Bu evin (Yıldız'ın evinin) en rahat yeri, yer minderleridir. Çin ipeği, işlemeli,,, halılar da satılmadı henüz... Buhara seccadeler, Isfahan'lar, Kazak'lar salonu cıvıltılı renklere boğarak bunca yıl sonra kendini gösteren yoksulluğu soylu tutmakta direnirler. Ama, çok değil, evin beş altı yıl öncesini bilen bizler, Louis Kenz takımları, abanoz ağacından vitrinleri, kanepeleri, şamdanları gümüş, varak yaldız sehpa ve koltukları geçmişini kimsenin çıkaramadığı, etajerleri, çeşitli bibloların nasıl birer birer eridiğini onların yerine, aylık mazot masraflarının, emlak vergilerinin, kapıcı ve yiyecek giderlerinin karşılandığını bilmekteyiz...



Benzer Kitaplar