YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Gönlümün Bir Parçası – Toplu Öyküler 2

Gönlümün Bir Parçası – Toplu Öyküler 2

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Öykü

ISBN: 978-975-08-1686-4

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 10.2009

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 23.47 TL   Etiket Fiyatı : 36.11 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 760
Boyut : 13.5 x 21 cm

Gönlümün Bir Parçası, Tarık Dursun K. öykücülüğünün hem son perdesi, hem de yeni kitaplar ve öyküler için bir başlangıç noktasıdır.

Tek bir cümlesiyle bile hayatınızın seyrini değiştirebilecek usta bir öykücü Tarık Dursun K. Ustaların ustası bir öykücü. Yazarlığında elli yılı aşkın bir süreyi geride bıraktı. Ve bugün hâlâ yazıyor, ilk günün coşkusuyla, aşkıyla…
Bu kitapta Tarık Dursun K.’nın İmbatla Dol Kalbim (1982), Ona Sevdiğimi Söyle (1984), Ömrüm, Ömrüm… (1987), Aşk, Allahaısmarladık (1993), Yaz Öpüşleri (1996), Dulevi (2003), Hepsi Hikâye (2006) adlı kitapları bir araya geliyor.

Sınırda
Bastı ve anında taş kesildi sanki. Sezgisiydi onu durduran. Çocukluğundan bu yana ha bugün ha yarın diye korkuyla beklediği, sık sık düşlerinde gördüğü o bildik, üzeri kabuk tutmuş ama her an en küçük bir tırak vuruşunda bile sıyrılıp kanamaya hazır bir sezgiydi.
Yutkundu, daha doğrusu yutkunmaya çalıştı. Ağzı bomboştu, tükrüksüzdü. Göz kararı on adım ötesindeki tilki yürüyüşünde giden Üzer’le Cevahir’e baktı. Cevahir, Üzer’den ilerideydi, dikenli çiti aşmıştı.
Seslendi ya da öyle sandı. Kurumuş ağzında dili dönmedi, dudakları arasından yılan ıslığı gibi bir tıslama çıktı, o kadar.
Sağ ayağının altındaydı. Sol ayağını çekmeye kalksa, ağırlığını bu kez tam üzerine bindirecekti. Hareketsiz kaldı o yüzden. Ellerini yavaş yavaş havaya kaldırdı, omzuna çapraz asılı tüfeğini alıp dayanak yapacaktı aklı sıra; tabanının altındaki toprağın ayaklanıp yürüdüğünü duyar gibi olunca hemen vazgeçti. Bekledi.
İlk gören, Cevahir oldu yine. Üzer’i telaşa vermeden yerinde kaldı. Ardındaki alçacık tepelerden şafağın belirtileri baş vermişti, bir cenbiye çizgisinde ince bir aydınlık çevreyi saran yıldızsız karanlığı kesmeye çalışıyordu. Gökyüzünde kala kala bir Çolpan kalmıştı.
Yakınlardaki bir dağ köyünde horozun biri uzun uzun öttü, sonra birden sustu, ortalık yeniden kıpırtılı, giderek sabaha dönüşecek uğultusuyla, insanın kulaklarında öten o capcanlı sessizliğine büründü
Cevahir’le birlikte Üzer de döndü ve gördü. İkisi de konuşmadılar. Tüfeklerini soyundular. Üzer, sırt torbasından küçük el küreğini çıkardı. Ne yapacaklarını biliyorlardı. Şimdi bütün iş demin geçtikleri çizgiden aynı izlere basa basa Tahir’e kadar gitmekteydi. İzler her ikisini de sınırın öbür yakasına sağ salim geçirdiğine göre, dönüş için korkulacak bir yan yoktu.
Yine de izlere tersinden basa basa zor geldiler. Durdular.
“Öyle kal, hiç kıprama,” dedi Üzer. “Gün ışımadan hallederiz.”
Arkasında Cevahir duruyordu.
“Sağın boş mu?” diye sordu ona.
“Bilmiyorum,” dedi Cevahir. “Toprak taze değil...”
“Yokla bir...”
Cevahir bir ona baktı, bir ona.
Üzer ayakları üzerinde yere çöktü. Küreği Tahir’in sol ayağı yakınına bıraktı. Avuçları çevrik, dikkatle toprağa ellerini indirdi, bastırdı hemen. Durup kulak kesildi, gözleri kısılı dinledi. Sonra kuşkuyla parmak parmak ilerledi, Tahir’den açıldı. Yeni baştan durdu. Bu kez ellerini kaldırmadan kollarını açtı, çevresini genişletti, genişlettiği kadarını da karış karış yokladı.



Benzer Kitaplar