YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
FerhAntoloji

FerhAntoloji

Yazar:

Kategori: Deneme, Edebiyat

ISBN: 975-08-0674-3

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 01.2003

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%30İNDİRİM 12.96 TL   Etiket Fiyatı : 18.52 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 773
Boyut : 13.5 x 21 cm

Tiyatro dünyasının üretken ismi Ferhan Şensoy, edebiyat alanında yapıt vermeyi sürdürüyor. Şensoy; kitapları, yayımlanmamış oyunları, şiirleri, TV skeçleri ve 35 yıla sığdırdığı yazı çalışmalarını tarayarak FerhAntoloji’yi oluşturdu. Bu dev antoloji, sanatçının okurları için yeni bir kitap, ilk defa okuyacaklar için de iyi bir fırsat. Ferhan Şensoy’dan özgeçmişsel ferhangi bir serüven…

Yağmur

Gürledi gök. Duraklarda eli çiçekli bekleyenleri düşünmeden sallandı kalın sap, ince sap titredi, sarsıldı tekzir, tüveyç ve keis yaprakları arasında gururlu. Ürpertiler başladılar yarış atları gibi koşuşmaya sülükçüğün içinde.
Dişi spor hücrelerinde başladı hummalı bir çalışma, kromatik dönüşümler, bölünmeler gırla. Açılan polinik bölmelerden muz gibi çıktı tetrad taneleri. Önce yağmur başladı, ardından hücum.
Sular akıyordu. Belki arap kızları camdan bakmıyordu ama kabul olunmuştu tekzirlerin yağmur duası, tüm erkeklikleriyle sarsılıyorlardı alımlı.
Son haddini bulmuştu heyecan raketleri, beyaz şort ve fanilaları tanımayan tenis uzuvlarında. Dayanamadı ibre:
“— Gelmeyecekler mi yoksa?”
Yumurtalık da meraklandı:
“— Yollayın bezlerimden birini çiçeksel toplanma yerine. Sorsun durumu kalın sapa!”
Hızla atıldı bezlerden biri. Ölesiye koşuyordu. Koşmalıydı. Bu anı beklemişlerdi epeydir. Ne olacaksa olmalıydı artık. Acaba nasıl olacaktı? Gene gök gürledi. Pistil’le sapın birbirinden bu denli uzak olabileceğini hiç aklına getirmemişti. Sonunda ufukta gördü bir gazoz ağacı.
“— İşte bu, bu olması gerek” diye mırıldandı. Sap uzaktan bağırdı, gök gürlemesine karıştı sesi:
“— Ne var?”
Yumurtalık bezi ezildi, büzüldü. Konuşabilmesi için ütülediler ve kendine gelince konuştu:
“— Yumurtalık yolladı beni, soruyor kendisi, acaba çıktılar mı yola pollen taneleri?”
“— Ne aceleci karılarsınız! Çıktılar” diye gürledi sap.
“— Peki, dedi sevinçle, peki peki” ve geldiği yolun ucunda yitip gitti. Koştu durmadan koştu. Geldiğinde yumurtalık öbür bezlerin çevresinde dört dönüyordu terler alnında boncuk boncuk, onu görünce sordu:
“— Nerde kalsın kancık?... Konuş, konuş n’olursun...”
Yumurtalık bezi çok buruşuktu, bitkindi. “Evet” dedi ve öldü. Öylesine sevinildi ki buna, yumurtalık bezinin ölümü unutuldu bir anda. Koşuştular yeniden aynalara. Kasılmaktan iç bükey ve dış bükey görüntülerde don ve sütyenlerini yırttılar dev aynalarında. Birbirleriyle karşılaştırıp hiç birbirlerine çaktırmadan birbirlerini ve bir yerlerini, mutlandılar.
Dölyatağı saçlarını topuz yapmıştı. Bir başka güzeldi bugün. Lihaflar eğilmiş kulak kulağa dedikodu ediyorlardı. Sessizlikleri yarıyordu dişi kahkahalar ve salt bu gülmeler, gülüşmeler dolduruyordu tohum gözünden mikropile dek tüm yumurtalığı. Berber Nuh’u tanımıyorlardı ya eşşekler gibi taranıyorlardı ve bir kenarda Ferid Edgü düşünüyordu eşşeklerin nasıl tarandığını. Taranıyordu tüm organlarıyla pistil.
Gök gürledi. Bir pollen tanesi daldı içeri düşünceleri kendinden ıslak. Koştu yumurtalığa doğru, daldı. Oosferin önünde eğildi:
“Aç aç kolların...”
Açtı çırılçıplak. En büyük adımını attı pollen tanesi, yaşamının en büyük adımını. Yumurtalık bir yorgan gibi örtüldü üstlerine ve yorganın altından bir ses geldi:
“Veni vidi’viçi”

(Soyut, Kasım 1968; Düşbükü, 1988)



Benzer Kitaplar