YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Elveda Sidonie

Elveda Sidonie

Yazar:

Kategori: Edebiyat

Çeviren:

ISBN: 975-363-710-1

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 01.2000

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 2.41 TL   Etiket Fiyatı : 3.70 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 96
Boyut : 13.5 X 21

Adı Adlersburg, Sidonie. Doğum tarihi 1933 – günü tam olarak bilinmiyor, 18 Ağustos’ta bir hastanenin kapısına bırakılmış olarak bulundu. Kişi tasviri Çingene – Derisi Kara. Ölüm tarihi 1943 – Auschwitz-Birkenau toplama kampına gönderilmiş ve orada ölmüş olabilir… Her şey bir çocuk oyunu gibi başladı. Önce birilerinin canı sıkıldı. Siz karşı takım olun, oynayalım, dediler. “Biz” ve “Onlar” diye ayrıldılar, oynadılar. “Biz”lerden biri ebeydi, mızıkçılık etti. Ve “Onlar”a saldırdı.

Babalığı evden alınıp Sierning Jandarma Karakolu'na götürüldüğünde Sidonie Adlersburg henüz bir yaşını bile doldurmamıştı. Hans'ın ellerine orada kelepçe takılmış ve süngülü tüfekle tehdit edilmişti. İtiraf et artık. Hadi konuş! Suskunluğu sürünce de: Biz seni yumuşatmasını biliriz. Hans, üç gün önce, on iki şubat otuz dörtte, cezasını Steyr İlçe Hapishanesi'nde çekmek üzere giderken, Josefa ve çocuklara sarılmış, onlarla vedalaşmıştı. Aslında Breirather, Niedermayr ve Fuchs bunun için bir marta kadar beklemek konusunda önceden aralarında anlaşmışlardı - o zaman mahpusluk tamamıyla yılın sıcak dönemine denk gelecek, aileleri bu süreyi daha rahat atlatabilecekti; ilkbaharda ve yazın hayat daha ucuzdu, ısınmak için kömüre gerek yoktu; çocukların da ayakkabıya gereksinimi. Yemek işini çözümlemek daha kolay olurdu. Ama mahkeme kabul etmemiş ve süreyi ertelememişti. Böylece bu üç adam, Fuchs'un deyişiyle hiçbir şeyin olması gerektiği gibi olmadığı, temiz havayı içine çekerken çevresine bakınan Niedtuğunu gör. İşte parmağımı basıyorum, bu çocuk ya hamal, ya yol kesici olacak... Ama sen kendin sardın başına bu derdi. Kimsede kabahat yok..." diye çatmıştı. "Peki ama, karıcığım, ne istersin şu çocuktan? Bakalım, biraz daha büyüsün, belki biraz heveslenir. Daha köyünden ayrılalı bir sene olmadı bile... İçinde ne kadar olsa serbestlik arzusu var. Şehirlere alışamadı." "Sen bilirsin. Fakat bu ahlaksız mahalle piçi hep böyle kopuklukta devam ederse, ben kızımı alır giderim; sen sevgili Yusuf'unla otur ondan sonra." Salâhattin Bey, böyle şeylere hacet kalmayacağını, hem artık ikide birde bu pılıyı pırtıyı toplamak tehdidinden vazgeçmesini, eğer canı pek gitmek istiyorsa, işte kapının açık olduğunu, fakat Nazilli'de reji ambar memuru olan babasının kendisini dört gözle beklemediğini biraz sertçe bir lisanla ona izah ediverir ve bunun arkasından, yarım saatten fazla süren bir ağlama ve çırpınma nöbetini yatıştırmakla uğraşırdı. Yusuf'un tahsile karşı olan bu lakaytlığı, Salâhattin Bey'in de pek hoşuna gitm Basınç dalgasının etkisiyle yakın çevredeki birkaç pencere camı kırılmıştı yalnızca.



Benzer Kitaplar