YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Eksik Taşlar

Eksik Taşlar

Yazar:

Kategori: Edebiyat, Roman

ISBN: 978-975-08-0438-4

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 01.2002

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 9.03 TL   Etiket Fiyatı : 13.89 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 354
Boyut : 13.5 x 21 cm

“Eksik Taşlar, yaşama kültürüyle kitaplardan gelen kültürün uyumlu bir bileşimi. Yiğit Bener’in elleri insan yüreklerine dokunuyor.” diyor Fethi Naci bu kitap hakkında. Romanın kahramanı Devrim, Avrupa Birliği’nde staj yapmak üzere Brüksel’e gider ve aynı zamanda patronu da olan evsahibesinin evinde babasına ait gençlik fotoğrafıyla karşılaşır. Cunda’da tek başına yaşayan ve silik bir kişiliğe sahip olduğunu düşündüğü babasının, aslında eski bir militan, karizmatik bir çapkın ve iyi bir baba olduğunu bu fotoğrafın izini sürerek öğrenecektir. Bu süreçte babası gibi kahramanımız Devrim de yabancı olmak, yanlış anlaşılmak, aşık olmak halleriyle tanışacak, siyaset ve cinsellik hakkında hesaplaşmalara girecektir. Sürgün, aile, yalnızlık, önyargılar, cinsellik, iktidar, iktidarsızlık kavramlarının iç içe girdiği büyük tartışmalar yaratan, yaratacak olan sıkı bir ilk roman…

Zamanlaman her zamanki gibi harikaydı! On gün boyunca Barselona'nın tadını çıkaracağıma, seni ve bana attığın bu son kazığı düşünmek zorunda kaldım. Yağmur hafifler gibi oldu. Demek bizim bölüme stajyer olacak kadar büyümüş. Erdinç, mektubunda, oğlunun aralarındaki yakın arkadaşlıktan haberi olmadığını özellikle belirtmiş. Oğlanın gözünde Shari, sadece staj yapmaya gittiği Avrupa Birliği Komisyonu'nun Yerel Yönetimler Daire Başkanı, Bayan Dashniel'di. İyi de, bu beklenmedik misafire nasıl davranmalıyım ben şimdi? -- Beklediğiniz yeni stajyer geldi, içeri alayım mı? diye soran tiz sese irkildi. Sekreteri Janine asla kapıyı çalmadan içeriye girmez. Demek kapıya vurulduğunu duymayacak kadar dalmış anılarına. Bir an bocaladı. Onunla karşılaşmaya henüz hazır değildi. -- Söyleyin biraz beklesin... Önce önemli bir telefon görüşmesi yapmam gerekiyor... Tam da Alman meslektaşımı aramak üzereydim... -- Nasıl isterseniz Madam Dashniel. Ama yarım saat sonra Komisyon başkanıyla randevunuz var. Hatırlatmamı söylemiştiniz. İsterseniz stajyere söyleyeyim, başka zaman gelsin. -- Teşekkür ederim Janine. Gerek yok. Söyleyin ona, beş dakika beklesin. İşim uzun sürmez, ben size haber veririm. Özel konuşmaları dahil tüm telefonlarını bağlamaya alışık olan sekreter, patronunun yüzüne tuhaf tuhaf bakarak kapıyı kapattı. Yeniden yalnız kaldığına sevinemedi bile. Janine bahanemi yutmadı galiba. Kim bilir neler geçiyordur şimdi aklından. Canı sıkıldı. Bu çocuk daha karşısına bile çıkmadan sorun yaratmaya başladı. Janine meraktan çatlıyordur... Sekreterler arası dedikodu alışverişi hemen başlar: "Belli ki Madam Dashniel'in çok gizli yeni bir sevgilisi var, ararken kim olduğu anlaşılmasın diye sekreterini bile devre dışı bıraktığına göre, mutlaka yine tanınmış biridir". Her zamanki cadı kazanı! Alışmıştı artık bu tür dedikodulara. Umursamıyor. Geçen yaz Fransız bakanla ilişkisi hakkında çıkarılan dedikodu furyasını bile kazasız belasız atlatabildikten sonra... "Ona benimle ya da ikimizle ilgili hiçbir şey anlatmak zorunda değilsin (hatta anlatmasan daha iyi olur sanırım)..." Mektuba gitti aklı yine: "Şahsen ilgilenmesen de olur (bilirim, vaktin de olmaz zaten). Ama en azından asistanlarından ya da sekreterlerinden birine ona yol yordam öğrenmede yardımcı olmasını söyleyebilirsin örneğin". Pek tanıdık gelen o kinayeli laflar, tuzaklarla örülü çarpık mantık. Yine gerildiğini hissetti. Madem benden bir şey istedin, bırak da ne yapacağıma, nasıl yapacağıma ben karar vereyim, değil mi? Ama hayır, müdahale etmesen olmaz! Aslında senden tamamen kopmuş olmamdan, mektubunu ciddiye almayıp oğlunu sekreterlere havale ederek başımdan savmamdan korkuyorsun değil mi? Öyle yapmamam için de bana tam ters yönde mesaj verip, aklınca beni kışkırtmaya çalışıyorsun... Ama yutmadım. Senin bütün bu numaralarını ezbere biliyorum artık! Sinirli sinirli güldü. Üstelik elimin kolumun bağlı olduğunun da farkındasın, değil mi? Janine'i çağırıp şöyle diyemeyeceğimi bal gibi biliyorsun: "Bakın, Mevrouw Valraevens, bu çocuk benim yıllar önceki eski bir sevgilimin oğlu. Hiçbir fedakârlıktan sakınmayarak taa Türkiyelerden kalkıp buralara, bizim bölüme, staj yapmaya gelmiş. Lütfen onunla ilgilenin, ne ihtiyacı varsa görün!" Öyle dese ne yapar acaba o pek meraklı Mevrouw Valraevens? İyi de, ben ne yapacağım şimdi? Ne diyeceğim bu çocuğa? Mektubu aldığı günden beri bu sorunun yanıtını arıyor. Sen bir canavarsın Erdinç! Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, sen asla değişmeyeceksin! Gözü saate takıldı. Çok az zamanı kalmıştı. Hırsla geçti oturdu masasının başına, dahili telefonun ahizesini kaldırdı, derin bir nefes aldı ve kendinden emin bir ses tonuyla konuştu: -- Söyleyin genç stajyere gelsin...



Benzer Kitaplar