YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Dalgın Rüzgar – Toplu Şiirler (1978-2006)

Dalgın Rüzgar – Toplu Şiirler (1978-2006)

Yazar:

Kategori: Şiir

ISBN: 978-975-08-1237-8

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 05.2007

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 12.04 TL   Etiket Fiyatı : 18.52 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 376
Boyut : 13.5 x 21 cm

Dalgın Rüzgâr, Abdülkadir Budak’ın şimdiye dek yayımladığı on bir şiir kitabını bir araya getiriyor. “Abdülkadir Budak şiirlerinin bireyi, içinde bulunduğu ilişkilere ve bu ilişkiler ortamında olup bitene karşı eleştirel ve yadsıyıcı bir bakış açısına sahiptir. Budak’ın şiiri, bireyinin varoluş bağlamında modernizmi zemin edinmiş, ancak bunu ifade etme bağlamında gelenekle olan bağlarını koparmamış bir şiirdir.”

Yücel Kayıran

ÇOĞALAN

Geziniyor parmakları
Nereye dokunsa sarı oluyor
Camları evimizin
Halıları kilimleri
Gülen çocuk yüzleri
Gittikçe sarı oluyor

Denize sokulan ırmak
Dumanını sarınan dağ
Gelinlerin duvakları
Saksısında açan çiçek
Ağaç kuş ve börtü böcek
Cümlesi sarı oluyor

Öfkenin uç noktasında
Kesiyor bir kulağını
Fırçasını yiyor Van Gogh
Bakıyor ki sarı sarı
İndirince tabloları
Duvarlar sarı oluyor

Yeşil türkü yarısında
Başlar başlamaz şiirler
Kokuları iğdelerin
Çobanların ıslıkları
Çarşıları sokakları
Gittikçe sarı oluyor

 

 
ÇELİŞKİ

Kırılan ayna yürek
Un ufak toz
Güzel çirkin ince kaba
Ne var ki yaşıyoruz

Gül oluyor tomurcuk
Arkasından güz
Karanlık korkunç yoğun
Ay parçası bir gündüz
ATLI

En taşlı yerinde yolun
Attan düştü bir atlı
Eli kan ayağı kan
Sora sora gidiyordu oysa ki
Yolunu kurttan kuşlardan

Tüfek namlusu gümüştü
Bir atlı atından düştü

YOKSA

Yaşlılık yorgunluk mu
Unutkanlık mı yoksa
Gecenin gündüze yengisi mi

Öyleyse niçin
Erkenden sokuluyor dedeme
Çoğu yerlerini atlayarak masalın
Ninem, tuhaf değil mi

Derdi ki bana:
“Nasıl ki söğüt dalı
Dokunmak için suya
Rüzgârını beklerse...,”

Ninem de mi bekliyor ne
KAZI

Koklanmayan gül üşür
Ayak sesi duyulmayan oda dar
Sevgisizliği dene
Kar kar

İn derinlere korkma
Sürsün kazı
Bir zaman sonra göreceksin
Acının köklerinde sevincin ağzı

YOL

Yol tarlada çiğdeme
Ya da serin bir göle
Ulaşacak mı
Bilicibaşı söyle

Yol tozlu giysisini
Eskitemedi daha
Gözlerimiz yanıyor bak
Daha da yanacak mı

Yol türkülere benzer neden
Başlayan bittiği yerde
Bilicibaşı söyle
Bu türkü susacak mı
SÖYLEŞİ

Benim gibisin sen de
Yüreği ayaza durmuş
Dallanmış acıların uçlarına tüneyen
Küçük kuş

Benden ayrı yanın yok
Gök sana uzak yer bana
Benim alnıma bir deli kurşun
Bir taş senin kanadına
MODA

Bu yıl da giysileri
Yaprak ölülerinden
Güzün

SONLAMA

Aynasında zamanın
Yansıyan gündüzünü
Değişti bir geceye
O şimdi karanlığın
Başucu kitabıdır
SİVASLI

Ah hangi apartmanın
Sorsam kapıcısına
Aldığım karşılık beni
Yürekler acısına
Bırakır, utanırım

Sivaslıyım kardaşım
Bir koca dağ İstanbul
Ben önünde Ferhat’ım
Un ufak edeceğim

Diyor ama aldanma
Yaşamda dağı taşı
Sivaslı İstanbul’da
Bir Selçuklu gözyaşı
ACIKONDU

Alışsa da her ne kadar
Az ötesindeki görkemli yapılara
Değişmiyor duygularının özü
Karanlık karanlık bakıyor işte
Binlerce gözü
KAHVE FİNCANLARI

Kaç kez sütlü, köpüklü
Kaç kez sade
İçildi
Fincanlarımda

Ne şekerli bundan böyle
Ne orta
Yok sıcağı kahvenin
Fincanlarımda
ACININ KARLI YOLUNDA

Vurmuş dağları sırtına
Yüreciği taş yemiş kuş kanadı
Akıntıya kapılan bir dal parçası gibi
Sığınacak kıyısını aradı

Unutulmuşluğun tozlu rafında
Eski harflerle yazılmış bir kitaptır
Nicedir acının karlı yolunda
Sabahını arayan bir gecedir
YAMAÇ

Çirkefliği üstünde günün
Söz acının
Önündeyiz
Zirvesinden yüksek bir dağ yamacının



Benzer Kitaplar