YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Benim Dedem Bir Tane

Benim Dedem Bir Tane

Yazar:

Kategori: Doğan Kardeş

Yaş:

ISBN: 978-975-08-3136-2

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 02.2015

Resimleyen:

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 11.43 TL   Etiket Fiyatı : 17.59 TL
-+

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 240
Boyut : 13.5 x 21 cm
Tekrar Baskı : 3. Baskı / 02.2017

Tarık Dursun K.’dan büyümek, yetişkin olmak, kendin olmak ve aile üstüne duygusal bir roman.

Edebiyatımızın bol ödüllü yazarlarından Tarık Dursun K.’nın dede olma sürecini anlattığı yer yer hüzünlü, yer yer komik hikâyesiyle “Benim Dedem Bir Tane” romanı, çocukların olduğu kadar büyüklerin de ilgisini çekecek bir kitap.

Bir Torun Dünyaya Geliyor

Dede gerçi biraz yaşlandı, ama o günü hiç unutmadı; daha dünmüş gibi çok iyi hatırlıyor. Biraz heyecanlıydı, doğru; yüreği güm güm vuruyordu, o da doğru. Bütün bir gece yatakta dönmüş durmuştu, gözünde uykunun damlası yoktu.

Bir ara kalktı, çalışma odasına geçti, bir kitap aldı, okumaya verdi kendini. Hiçbir şey anlamadı okuduklarından. Harfler sayfada birbirine karışıyor, anlamsız kelimeler oluşturuyordu.

Geceydi, sabaha çok vardı, biliyordu. Perdeyi hafifçe araladı, dışarı baktı. Bahçedeki kayısı ağacının bu yıl yok yılıydı; yaprakları, güze özgü, ucundan ucundan sararmaya başlamıştı; sokak lambasının ışığında renkleri yadırgatıcıydı.

Yoldan bir sokak köpeği yavaş adımlarla geçti, bakkalın köşesine kıvrıldı. Dede kıpırdamadan, tedirginlik içinde dışarı bakıyordu hep. Aklına kötü şeyler geliyordu, istemediği şeylerdi bunlar. İçini çekti, başka düşüncelere daldı.

Biliyor, bekliyordu. Oğlunun doğumunda da böyle olmuştu; bütün bir gece, Ankara’daki evlerinde tek başına, Mersin’den haber gelsin, ne olup ne bitti öğrensin diye sabırsızlıkla beklemişti.

Geçmiş zamandı, evlerinde telefon yoktu. Üstelik, eşi, kendi annesinin bulunduğu kente gitmişti, ailecek yayladaydılar. Çok iyi hatırlıyordu şimdi de, o gece, bu geceki gibi çok sıcak vardı, ağustos ayının sonuncu günüydü, sıcak, beklenmedik bir yağmur sıcağı alabilirdi.

Uyuyakalmış, oturduğu kanepede. İçi geçmiş, başı yana kaykılmış, uyumuş.

Yağmur’un sesine uyanmıştı. Evet, Saatli Maarif Takvimi doğru yazmıştı; yağmur yağacaktı, yağmur yağıyordu. Kalkmış, bodrum katındaki nohut oda, bakla sofa dairelerinden merdivenleri çıkıp bahçeye uzanmıştı; yağmur çok hafiften, ince bir hışırtıyla yağıyordu. Bahçedeki tek ağaç olan dutun yapraklarında, titreşen küçük su damlacıkları toplanmıştı. Gökyüzünde kara bulutlar birbirlerine girmişti.

Yağmurda ıslanmıştı, evet. Aklı fikri başka yerde olduğundan bunun farkına varamamıştı. Neden sonra yağmur durdu, bulutlar dağıldı, gökyüzü açıldı. Gecikmiş ay, dolun olmaya yakın, kendini gösterdi.

Elleriyle saçlarını yokladı, gömleğinin yağmur ıslaklığı etine geçmişti, gülümsedi. Çevreyi dinledi, kimseler yoktu. Aya baktı, elini salladı, yine gülümsedi. İçi içine sığmaz olmuştu, nedenini bilmiyordu. Sonradan babaanne ona anlatacaktı: Dedenin o yağmura karşı çıktığı saatlerde onun da sancıları artmış; annesi, kız kardeşleri telaşlanmışlar, hemen yakınlardaki doktor tanışları Aslan Bey’e koşmuşlar.

Aslan Bey gelmiş, elinde de deriden, açılır kapanır doktor çantası. Bir bakmış, anlamış. “Hadi bakalım,” demiş çevresindekilere, “vakit gelmiş. Çabuk olalım, çocuk kısmı bekletmeye gelmez.”
Gençlik yılları... Dede o tarihlerde henüz yirmi dört yaşındaydı, eşiyle birlikte dünyayı tozpembe görüyorlardı, hiçbir şeyden korktukları yoktu. Yoksullukmuş, şunun bunun olmayışıymış vız geliyordu ikisine de. Birbirlerini çok seviyorlardı, yaşamlarının gerçek ortaklarıydılar.

O zamanlar “dede” değildi elbet, ama evlendiklerinin birinci yılı dolmadan, “baba” oluvermişti. Bir devlet dairesinde memurluk yapıyordu; sıkıntılı bir günün ortasındayken odalarına bir postacı girdi, ad okudu, arandı gözleriyle. Herkes dönüp dedeye baktı.

Dede dizlerinde bir kesiklikle ayağa kalktı, duyulur duyulmaz bir sesle, “Benim” dedi.

Postacı geldi, bir telgraf uzattı, imzasını aldı, göz kırptı neşeyle, gitti.



Benzer Kitaplar