YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Abis

Abis

Yazar:

Kategori: Edebiyat

ISBN: 975-08-0675-1

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 01.2003

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 4.21 TL   Etiket Fiyatı : 6.48 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 117
Boyut : 13.5 x 21 cm

Sonu yalancı bir cennete, cinnete ve sıklıkla cinayete varan hezeyan metinleri… Yazar, kanlı bir yazının kenarından, uçurumun ferahlığına bakıyor. Aslı Tohumcu, 1972 doğumlu ve çeviri yapıyor. “Yeni Yazı” dizisi, edebiyata yeni bir bakış açısı getiriyor. Bunu yaparken de türler arası geçişleri özendirerek kalıpların dışına çıkmaya çalışan deneyimli/deneyimsiz yazarların yapıtlarına yer veriyor.

Önce ışıkçı gelmiş olmalı, ama olayın gelişme hızı ve ardından yaşananlar emin olmayı engelliyor. Gürültücü tepesine bindiğinde ışıkçı neye uğradığını şaşırmış mıydı? Yaşayan yaşamayan bütün tanıkların aynı şeyi hissettiğine şüphe yok. Işıkçıyla gürültücünün giriş ya da marifetlerini gösteriş sıralarının şaşmış olması ihtimalse de, olay sırasında, hem de eksiksiz herkes tarafından, kesintisiz bir kıtırdama duyulduğu bir gerçek. Sularda kaynamaya ve fokurdamaya yönelik bir hareketlilik olduğu? Açıkcası bu konuda bugün bir şey söylemek, olumlu ya da aksi yönde delil toplamak imkanı olmadığından, mümkün değil. Her ne kadar olanlar, ışıkçı, gürültücü ve kaynar’ın memleketleri, geliş tarihleri, gelmeye karar verme nedenleri, bu konuda misafirperver ya da düşmanca, nasıl bir tutum izleneceği ve aklımızın almakta güçlük çektiği daha bir sürü konu hakkında yazılıp konuşulduysa da.
Kıtırdama sesi için bir gerinme gerektiği herkes tarafından bilinmese de kabul edilebilir bir gerçek. Gerinmenin nedenleri! İşte bu, beni aşıyor. Diğer pek çok şey gibi belki. Dedikodu, spekülasyon ya da söylence diyelim hadi yumuşak bir tabirle, meraklısı diğerleri gibi, benim de, hem kaynaklara geçtiği hem de halk arasında isimlendirildiği şekliyle “gerinme” hakkında bazı yorumlarım var elbet.

“başka bir şey yok, her şey saf su iken, o vardı. varoluşunun öncesini ya da nedenini bilmiyordu belki ama, kendisine geleceğini hayal etme yetisi şükür ki verilmişti. hiçbir şey yok ve her şey her yer sadece su iken, o vardı bir tek. tek başınaydı. bunu görebiliyor ve gördüğüyle şişiniyordu. o şişindikçe, altında, öncesiz ve sonrasız, uçsuz bucaksız uzanan su eziliyordu. öncesiz ve sonrasız, uçsuz bucaksızdı amenna, ama yukardakinin duruş şekli yüzünden altta kalmış olmak, tabiri caizse yosunlarını ağzına getiriyordu. sonraları, tekrar bilinçsiz yaratıklarıyla kendi kendine kaldığında, su, bunu yapmak dışında bir çaresi olmadığını düşündü durdu. nafile, keyfi kaçmıştı bir kere.

böylece istemeden bugün, yine bugün burada saymanın gereksiz ve uzun kaçacağı, binbir çeşidinin olduğu şeyi icat etmiş oldu bilmeden. bilmeden, çünkü ona sadece bir oyun oynamayı ve böylece haddini bildirmeyi dilemişti; asla daha fazlasını değil. ama derler ya, olan olmuştu bir kere. ve her zaman olacağı gibi, bir tanesinin kaderi hepsini, hem de dehşet verici bir şekilde sonsuza kadar, etkilemiş ve değiştirmişti.”

Kayıtlara “Tükürme” olarak da geçen olayın başlangıcı, anonim bir kaynak tarafından, işte böyle mütevazı bir dille aktarılmış.
Konudan uzaklaşıyor muyum? Evet, anlattıklarımın kararınızı değiştirmeyecek olsa da, yumuşatacağını düşünüyorum çünkü. Fazlaca iyi niyetli bulabilirsiniz beni, hayalperest demeyin yeter ki bana. Neyse, nerde kalmıştım. Hikayemizi anlatıyordum, aslında tam da sizin benden yapmamı istediğiniz şeyi yapıyordum. Su’yla Kaz’ın hikayesi başladığı şiirsellikle gelişse de, tabi yoruma bağlı olarak, aynı şiirsellikle son bulmamışa benziyor.

“aklı almıyordu bir türlü. kendini bildi bileli, hiçbir şey yok ve her şey her yer su iken, o vardı bir tek. tek başınaydı. şimdi, bu dar ve nemli kovukta olduğu gibi. o zaman da tek başınaydı ama kanatlarını çırpabiliyor ve suyun üzerinde süzülebiliyordu. bu kovuğu gözü kesmemişti tamam, ama iyi kötü burada da uçabilirim diye düşündü. kanatlarını açmasıyla birlikte kovuk geğirir gibi kasılıp kazı içinde sıkıştırınca, aynı anda, kovuğun zaten pek bir nahoş olan kokusu iyice ekşileşti. burada kısılı olması koku almasına engel değildi. bu hikayenin, kendisi olsa da hâlâ başkahramanı, burada sona ereceği düşüncesi bir kesinlikle birlikte yerleşirken içine korkuyor, ve elbet korkusuyla birlikte tiksinti ve güçlü bir öfke de büyüyordu kalbinin attığı yerde. inadına inadına açıyordu kanatlarını, çırpmaya debeleniyordu. onun artan inadıyla, kovuğun da bulantısı durduğu yerde durmuyor, içerdeki bu katı, kıpırdak yabancıyı dışarı atmak için geğiriyor, ama bir türlü başaramıyordu.”



Benzer Kitaplar