YKY - Yapı Kredi Yayınları
Sepet Ürün bulunmaktadır.
Abidin

Abidin

Yazar:

Kategori: Sanat

ISBN: 975-08-0693-6

YKY'de İlk Baskı Tarihi: 01.2003

100 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücretsiz.
%35İNDİRİM 3.61 TL   Etiket Fiyatı : 5.56 TL
TÜKENDİ

Pandemi sebebiyle siparişiniz en geç 2 iş günü içerisinde kargoya teslim edilir.

Genel BilgilerTadımlık
Sayfa Sayısı : 110
Boyut : 13.5 x 21 cm

Doksanıncı doğum ve onuncu ölüm yılı anısına Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde açılacak Abidin Dino sergisiyle eş zamanlı olarak yayımlanan bu kitapta Ferit Edgü, “kırk yıllık dostum” dediği Abidin Dino hakkında yazdığı yazıları derliyor. Kitapta, yaşarken de öldükten sonra da birçok sergisini düzenleyen, kitabını yayımlayan Edgü’nün, Abidin Dino hakkında kaleme aldığı sayısız yazılan bir seçkiyi bulacaksınız.

Abidin’in Resimleri
1/ Tüm büyük ressamlar gibi temaların ressamıdır Abidin. Eller, yalnız eller çizmiştir bir döneminde. Yüzler, yalnız yüzler çizmiştir bir başka döneminde. İşkenceyi çizmiştir. Uzun yürüyüşleri çizmiştir. Uzayı çizmiştir. Çiçekleri çizmiştir. En son gördüğümde, iç ve dış dünyalara açılan pencereleri çiziyordu (Bu ayın 23’ünde, Paris’te Scriptorium galerisinde sergilenecek). Ama ben, Abidin’in hangi resmine baksam hep insanı görmüşümdür. Bir çiçek? Evet. Ama bir insanın baktığı çiçek. İnsan elinden çıkma bir çiçek. 2/ Abidin’in 1955’te, Galeri Klébert’deki sergisinin çağrısını kaleme alan ünlü ozan Philippe Soupault şöyle diyordu: “Siz de benim gibi, en güzel rengin kan rengi olduğunu mu düşünürsünüz? Dökülen kana olan tiksintiyi Abidin’in resimleri kadar bana ansıtan pek az resim biliyorum. Abidin, çağdaş ressamların birçoğunun bize resmetmekten kaçındığı bir şeyi veriyor: Çağımızla ilişkiyi. Ve bunu, ressam olmaktan bir an için olsun uzaklaşmadan, sözcüğün en gerçek anlamında başarıyor.” Abidin, hangi temayı “işlerse işlesin”, 1955’te, 1955’ten önce, 1955’ten sonra, hep akan kana karşıdır. Yaşayan insandan yanadır. Açan çiçekten. Resimleriyle bunu belgeliyor. 3/ Çiçek mi, dedim... Ah, şu sıralarda görme olanağınız var Abidin’in çiçeklerini. Ama aynı zamanda kan ağlayan çiçeklerini. Doğa’da var olmayan, Abidin’in yaratısı çiçekleri. Abidin’in ilk çiçek resimleri Paris’te sergilendiğinde (1973), Le Monde’un sanat eleştirmeni Michel Conil Lacoste, “Bir Çin atasözü, ‘Bir çiçeği yetiştirmek için çok gübre ister’ der. Hiç kuşkusuz, özellikle geçtiğimiz mevsim, yeryüzünün hemen her yanında, pek bir gübrelik sıkıntısı çekilmedi. Doğrusu, çiçek motifi özellikle çalkantılı dönemlerde gelişir... Çiçeklerin de insanlar gibi, doğrulmaları, ‘güneşteki paylarını’ elde etmeleri için yüzyıllar gerekmiştir.” Evet, botanik kitapları böyle yazıyor. Abidin’in çiçekleri de. Bir başka sanat eleştirmeninin (Raoul-Jean Moulin’in) dediği gibi, “Abidin çiçek resmi de yapmıyor. Çiçekten edindiği düşünü resme aktarıyor.” Buna, ben şunu ekleyeceğim: Abidin, yalnız çiçeklerden edindiği düşünü değil, dünyaya bakarken, dünyayı algılarken (kadınıyla, erkeğiyle, aşkıyla, yaşamıyla, ölümüyle) duyduklarını (hem düşünce, hem duygu) birlikte, iç içe çiçeklendiriyor. 4/ Ele aldığı temalar değişirken, Abidin’in resimleri de değişiyor kuşkusuz. Ama bu değişiklik mutlu bir değişikliktir. Ömrü boyu kendini yineleyenlerden değil, her an kendini yenileyenlerdendir Abidin. Kırk yıldır, değişik dönemlerde yaptığı resimler, imkân olsa da yanyana getirilse, görülecektir ki aynı duyarlık, aynı el, aynı yürektir tüm resimlerde yansıyan. 5/ Duyarlık... biliyorum, birçok çağdaş sanatçı (ressam, ozan, müzikçi, yazar) rafa atmışlardır bu sözcüğü. Ama duyarlık olmadan iletim nasıl sağlanabilir? Ressam yalnız ressamlar için resim, ozan yalnız ozanlar için mi şiir yazacak? Bu soruyu sorarken, sanatçının kendini sevdirmesi, geniş halk kitlelerince benimsenmesi için, varolan biçimleri, duyarlılıkları sömürmesi gerektiğini söylemiyorum. (Sanırım, bunu söyleyecek en son kişilerden biriyim.) Ancak, duyarlılığın, giderek coşkunun, bir sanat yapıtında, iletim açısından önemini de yadsımamak gerek. Eğer bugün, resim sanatının çağdaş akımlarına yabancı herhangi biri, Abidin’in resimlerini ilk bakışta sevebiliyor, ona sahip olmak istiyorsa, bunu, bir sanatçının ortak duyarlılığı yakalaması ve sanatından ödün vermeden bu duyarlılığı ya da coşkuyu kullanması olarak değerlendirmek gerekir. Abidin, resimde bunu başarabilen ender sanatçılardan biridir. Bir kanıt: Abidin’in resimlerini gösterdiğim biri, “Ben resimden anlamam ama, bunlara âşık oldum” demişti bir gün. Bilirim, resimden “anlayanları” tatmin etmek güçtür. Ama resimden “anlamayanları” bir resme âşık etmek sanırım daha güçtür. 6/ İki tür sanatçı biliyorum: Birinciler yaratıcılar; ikinciler sanatın ağır ya da hafif işçileri. Abidin’de bugün artık birinci ağır basıyorsa, bu, uzun yılların ağır işçisi olduğu içindir. 7/ Abidin’in resimleri açık resimlerdir. Dünyaya açık resimler. Abidin, resimlerinde dünyayı yorumlamıyor. Var olan dış dünyayı oluşturan biçimlerden yola çıktığında da dünyayı yorumlamıyor. O yorumunu çoktan yapmış. Resimde yeni bir dünya yaratıyor. Kendi dünyasını; bizim olan, bizim, herkesin olmasını istediği, saf, renkli, duyarlı, coşkulu, insancıl bir dünya. Eğer Ankara’daysanız, eğer yolunuz Ankara’ya düşerse, bu güzel dünyayı görmek için şimdi elinizde bir olanak var. Abidin’in, ne güneşte solacak, ne yağmurda, kasırgada kırılacak doksan çiçek/dokunsan çiçeği sizi bekliyor.



Benzer Kitaplar